Yılın ilk yarısında makroekonomik ve jeopolitik risklerin merkez üssü haline gelen Avrupa borsaları, tüm baskılara rağmen ilk 6 aylık dönemi kazançla geride bıraktı. Derlenen verilere göre, kıta genelinde en yüksek performansı yüzde 15’lik getiriyle İtalya'da FTSE MIB endeksi sergiledi. İtalya'yi yüzde 12,5 ile İspanya'da IBEX 35, yüzde 5,7 ile İngiltere'de FTSE 100, yüzde 3,6 ile Fransa'da CAC 40 izlerken, Avrupa'nın lokomotif ekonomisi Almanya'da DAX endeksi yüzde 2,1'lik sınırlı artışla beklentilerin altında kaldı. Kıtadaki genel eğilimi yansıtan Stoxx Europe 600 endeksi ise 30 Haziran itibarıyla 641,73 puana ulaşarak ilk yarıda yüzde 8,4 değer kazandı. Endeks, dip seviyesinden kapanışa kadar yüzde 14,8 yükselse de yıl içi zirvesinin yüzde 0,3 altında dengelendi.
İtalya ve İspanya endeksleri pozitif ayrıştı
Avrupa'nın önde gelen piyasaları arasında liderliği göğüsleyen İtalya FTSE MIB endeksi, 6 aylık süreçte 51.682,43 puana tırmandı. Yıl içindeki en düşük seviyesini 23 Mart'ta 41.616,11 puanla gören endeks, 19 Haziran'da ise 53.188,37 puanla zirveyi test etti. İlk yarıyı bu zirvenin yüzde 2,8 altında kapatan FTSE MIB, dip seviyesine göre yatırımcısına yüzde 24,2'lik bir ralli sunmuş oldu. Benzer şekilde Akdeniz kuşağının bir diğer güçlü aktörü İspanya'da IBEX 35 endeksi, 2025 yılını 17.307,80 puandan tamamladıktan sonra 30 Haziran'da 19.471,90 puana yükselerek yüzde 12,5 değer kazandı. Aynı dönemde İngiltere'de FTSE 100 endeksi 10.497,12 puana, Fransa'da CAC 40 endeksi ise 8.403,99 puana ulaşarak dönemi artıda kapattı.
Hürmüz Boğazı’ndaki kriz ve enerji şoku
Şubat ayı sonunda Orta Doğu'da patlak veren ABD/İsrail-İran Savaşı ve buna bağlı olarak Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğinin durması, enerji ithalatına bağımlı Avrupa sanayisi üzerinde ağır bir yük oluşturdu. Küresel petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği bu stratejik rotadaki aksamalar, petrol ve doğal gaz fiyatlarını hızla yukarı tırmandırdı. Bu durum; özellikle hava yolu, otomotiv, kimya, ulaştırma ve tüketim sektörlerinde faaliyet gösteren şirketlerin maliyet beklentilerini bozarken, petrol ve doğal gaz üreticileri yükselen fiyatların etkisiyle endekslerden pozitif ayrıştı. Haziran ayında ABD ile İran arasında sağlanan geçici mutabakat petrol fiyatlarını savaş öncesi seviyelere çekerek enflasyon endişelerini hafifletse de boğazdaki mayın riski ve kırılgan ateşkes ortamı risk priminin ilk yarı sonunda tamamen silinmesini engelledi.
Avrupa Merkez Bankasından şahin faiz hamlesi
Enerji maliyetlerindeki tırmanışın fiyat istikrarını tehdit etmesi üzerine Avrupa Merkez Bankası (ECB), haziran ayı toplantısında üç temel politika faizini 25 baz puan artırma kararı aldı. Bu hamleyle mevduat faizi yüzde 2,25'e, ana refinansman faizi yüzde 2,40'a ve marjinal fonlama faizi yüzde 2,65'e yükseldi. Banka, 2026 yılı genel enflasyon tahminini yüzde 3 olarak açıklarken, büyüme görünümündeki aşağı yönlü risklerin altını çizdi. Öte yandan, ABD Merkez Bankasının (Fed) 17 Haziran toplantısında faizi yüzde 3,50-3,75 aralığında sabit tutması ve yılın geri kalanı için faiz artışı kapısını açık bırakması, küresel tahvil getirilerini etkileyerek Avrupa hisse senedi piyasalarındaki oynaklığı körükledi.
Savunma harcamaları ve ABD tarifelerinin etkisi
Yılın ilk yarısında Avrupa borsalarına can suyu olan en önemli gelişmelerden biri, başta Almanya olmak üzere Avrupa ülkelerinin savunma kapasitelerini genişletme kararı oldu. Savunma ve havacılık şirketlerinin artan sipariş hacimleri gelir beklentilerini güçlendirirken, altyapı yatırımlarının artacağı beklentisi mühendislik, inşaat ve sanayi şirketlerini de olumlu etkiledi. Küresel ticaret savaşları cephesinde ise ABD Yüksek Mahkemesi'nin 20 Şubat'ta Trump yönetiminin bazı tarifelerini iptal etmesinin ardından Washington, ithalata 150 gün süreyle yüzde 10 ek gümrük vergisi getirdi. ABD'nin AB ile yapılan anlaşmaya sadık kalacağını ve vergi oranının yüzde 15'i aşmayacağını açıklaması piyasaları kısmen rahatlatsa da Çin pazarında büyüyen elektrikli araç rekabeti, Avrupalı otomotiv üreticileri üzerinde baskı unsuru olmaya devam etti.