İstanbul
Kapalı
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
49,2047 %0.06
55,3227 %-0.21
6.546,55 %-0.56
84.110,41 %-1.77
Muhalif. Tebriz’in adını kendine has mavi çinilerinden alan camisi ”Gök Mescid”

Tebriz’in adını kendine has mavi çinilerinden alan camisi ”Gök Mescid”

Karakoyunlu Sultanı Cihan Şah’ın kızı Begüm Hatun için 1465 yılında yaptırdığı caminin mavi çinilerinden dolayı halk arasında ”Mescidi Kebud” olarak bilindiği, ”kebud” kelimesinin de ”gök rengi” yani ”mavi” anlamına geldiği belirtiliyor Gök Mescid’in Büyük Selçuklu mimarisini bir adım ileri taşıyarak Anadolu mimarisi ile arasında bir bağlantı sağladığı, kubbeler arasındaki bağlantı ile Osmanlı mimarisindeki erken dönem yapılara benzediği ifade ediliyor

Tebriz’in adını kendine has mavi çinilerinden alan camisi ”Gök Mescid”
Okunma Süresi: 4 dk

TEBRİZ (AA) HAYDAR ŞAHİN İran'ın Doğu Azerbaycan eyaletinin yönetim merkezi Tebriz’de bulunan Karakoyunlular dönemi eseri "Gök Mescid", kendine has mavi çinileriyle ülkedeki en önemli tarihi yapılar arasında yer alıyor.

Şehir merkezinin işlek bir noktasında yer almasına rağmen dışarıdan pek belli olmayan bu tarihi yapı, kıble yönündeki kerpiç duvarı ayıran kapısından içeri girince ziyaretçilerini geniş bir bahçe içerisinde kendine özgü duvar ve kubbe yapısıyla karşılıyor.

Çeşitli dönemlerde restorasyon gören Gök Mescid’in duvarları ilk günkü zarafetinden uzak olsa da şahit olarak bırakılan kısımlardaki ince işçilik hemen dikkatleri çekiyor.

İlk dönemlerinden kalan duvar, mavinin çeşitli tonları ve siyah çinilerle bezenmiş, bazı yerlerinde ise sırlanmış tuğla kullanılmış.

Gök Mescid, kendi dönemi ve günümüzde tuğlaların yatay yerleştirilmesiyle örülen duvarların aksine beşgen ve sekizgen yıldız desenlere göre yerleştirilen tuğlalarla örülmüş duvara sahip.

Açık kaynaklarda da tamamen tuğladan inşa edilen tarihi yapının, dışının zengin çini mozaik ve renkli sırlanmış tuğlalarla kaplı olduğu, adını da buradan aldığı aktarılıyor.

Dışarıdan eski ihtişamından eser kalmamış gibi görünse de kubbe tarzı ve ince işçilikten kalan izler caminin zamanında ne kadar güzel olduğunu bir şekilde gösteriyor.

Caminin yüksekliği ile dikkati çeken ana giriş kapısının etrafındaki mavi, sarı, siyah ve beyaz renkli çini işçiliği ile spiral tarzda yapılan köşe süslemelerinin yanı sıra cepheye işlenen Kur'an ayetleri bu güzelliğin kanıtı olarak duruyor.

Adını mavi çinilerinden almış

AA muhabirine konuşan Kültürel Miras, Turizm ve El Sanatları Bakanlığında görevli uzman Mina Rencber, caminin "Cihan Şah Mescidi" veya "Muzafferiye" isimleriyle de bilindiğini söyledi.

Rencber, Karakoyunlu Sultanı Cihan Şah’ın kızı Begüm Hatun için 1465 yılında yaptırdığı caminin mavi çinilerinden dolayı halk arasında "Mescidi Kebud" olarak bilindiğini, "kebud" kelimesinin de "gök rengi" yani "mavi" anlamına geldiğini aktardı.

Çinilerinde mavinin en açık tonundan en koyu tonuna kadar kullanılan caminin kubbe çemberi, kemerleri ve nişlerine nestalik hatla yazılan ayetlerden kalan parçalar bu yapının kendi dönemindeki ihtişamını gözler önüne seriyor.

Rencber, firuze renkli kaşikari işlerinin bazı yerlerinde altın kullanıldığını ve bunun da bu yapıyı diğer tarihi eserlerden bir adım öne çıkardığını belirtti.

Yarım kubbe biçimindeki yüksek giriş kapısından başlayan çini süslemelerin büyük kısmının zamanla tahrip olduğuna dikkati çeken Rencber, bu çinilerden bir kısmının aslına uygun şekilde onarıldığını, kalan orijinal parçaların ise kendi dönemlerine şahitlik yaptığını söyledi.

Depremde büyük yıkıma uğradı

Rencber, yaklaşık iki yüz yıl önce yaşanan depremde caminin büyük bir yıkıma uğradığını belirterek büyük kısmının yeninde imar edildiğini ve 21 metre yüksekliğe sahip kubbenin de aslına uygun yapıldığını ifade etti.

Kıble tarafındaki 3 metre yüksekliğe sahip mermer levhaların cami yapılırken kullanıldığını kaydeden Rencber, koyu renkli olanların eski, açık renkli olanların ise restorasyonlar çerçevesinde buraya yerleştirildiğini aktardı.

Büyük Selçuklu mimarisini bir adım ileri taşıdı

Rencber, Gök Mescid’in Büyük Selçuklu mimarisini bir adım ileri taşıyarak Anadolu mimarisi ile arasında bir bağlantı sağladığını, kubbeler arasındaki bağlantı ile Osmanlı mimarisindeki erken dönem yapılara benzediğini dile getirdi.

Gök Mescid’in büyük ve hafifçe yükselen ana kubbesinin üç taraftan daha alçak kubbeli mekânlarla çevrili olduğunu belirten Rencber, kıble tarafındaki kubbe altında bulunan türbe kısmında 4 mezar bulunduğunu mezarların ise boş olduğunu söyledi.

Diğer yandan, açık kaynaklarda, Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan’ın, 1467’de Cihan Şah’ı öldürüp Karakoyunlu saltanatına son vererek Tebriz’e girmesi üzerine yarım kalan caminin daha sonra Uzun Hasan’ın oğlu Ebu Muzaffer Yakub Bahadır Han zamanında eşi ile kızı Saliha Hatun’un çabaları sonucu tamamlandığı rivayet ediliyor.

Kaynak: AA

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız