Aslı Öymen
[email protected]
Dağın başındaki müze; BAKSI
Bugün size bir müzeden söz edeceğim. Bu müze herhangi bir müze değil. Konumu da beklediğimiz gibi büyük şehirlerin göbeğinde değil. Taa nerelerde. Yapılış hikayesi de pek sıradan sayılmaz. Ve Bilmeyenler için Baksı müzesi!
Gündem Dışı!..
Geçenlerde bir şey fark ettim. Vapurdayım, Ada’dan karşıya geçiyorum. Açığa oturdum. Püfür püfür esiyor. Fazla kalabalık değil, turistler çoğunlukta. Bir koku! Daha doğrusu, her taraftan gelen çeşit çeşit kokular; parfümü, kolonyası. Bütün bu kokular birleşip bana ulaşıyor.
Aşıklı Höyük
“Taş devri” dendiğinde gözümde, ilkokul kitaplarından kalma “taş” parçalarının fotoğrafları belirir. Siyah beyaz, birtakım taşlar. Zaman içinde bu taşlar uçları sivriltilmiş, şekil verilmiş olarak karşımıza çıkar. O dönemin “yontma taş devri” olduğu öğretilir.
Hüzün ve Umut
1 Temmuz itibariyle açıldık ve tabi ki ortalığa saçıldık. Yaz vakti insanları evde tutmak kolay değil. Zaten son sıralarda artık yasak dinleyen de pek kalmamıştı. Restoranlar, kafeler açıldıkları gibi doldular. Sanki hiçbir şey olmamış gibi. Kaldığımız yerden devam.
Ressam Hocaların Ressam Öğrencileri
Ortalık hareketlendi. Konserler, tiyatro turneleri, film festivalleri peş peşe programlarını açıklamaya başladılar. Önümüzdeki -en azından- birkaç ay, kulaklarımızın pası silinecek, gözümüz gönlümüz açılacak, ruhumuz beslenecek…“Çok şükür” diyeceğim ama gene de korkuyorum.