İstanbul
Açık
32°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
47,7590 %0.06
55,1696 %0.05
6.788,85 %1.26
63.457,47 %-0.49
Muhalif. SPOR Beşiktaş Futbol Direktörü Önder Özen: "Italiano’nun gözleri ışıl ışıl, hem kendisine inanıyor hem oyuncularına inanıyor"

Beşiktaş Futbol Direktörü Önder Özen: "Italiano’nun gözleri ışıl ışıl, hem kendisine inanıyor hem oyuncularına inanıyor"

Beşiktaş Futbol Direktörü Önder Özen, Hradec Kralove maçı öncesi transferlerden Vincenzo Italiano’ya kadar birçok konuda dikkat çeken açıklamalar yaptı.

Beşiktaş Futbol Direktörü Önder Özen: "Italiano’nun gözleri ışıl ışıl, hem kendisine inanıyor hem oyuncularına inanıyor"
KAYNAK: HABER MERKEZİ
Okunma Süresi: 10 dk

Beşiktaş Futbol Direktörü Önder Özen, Hradec Kralove karşılaşması öncesinde transfer planlaması, Dušan Vlahović’in takıma katılması, Vincenzo Italiano’nun çalışma sistemi, takım içindeki birlik ve siyah-beyazlıların sezon hedefleri hakkında açıklamalarda bulundu.

Önder Özen, Beşiktaş’ın yeni sezona iyi bir başlangıç yaptığını ancak henüz yolun başında olduklarını belirterek, hedeflerinin yalnızca iyi olmak değil, çok iyi bir takım haline gelmek olduğunu söyledi.

Önder Özen: “Asıl hedef çok iyi olmak”

Beşiktaş’ın transfer çalışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Önder Özen, teknik direktör Vincenzo Italiano ve ilk transferlerin büyük bölümünün daha sezon başındaki planlamada belirlendiğini ifade etti.

Özen, Dušan Vlahović transferinin ise özel bir hikâyesi olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Başlangıçlar önemli. İyi olmak bir adım mesafede ama iyi olmak yetmiyor. Sadece ilk adımı atmak yetmiyor. İlk adımı atmış gibi görünüyoruz. Daha bitmedi. İlk adım için de zamanımız var ama asıl hedef çok iyi olmak.

Çok iyi olmak bir yol hikâyesi. İyi olmak bir adımdı. O ilk adımın yarısını attık gibi hissediyoruz.

En azından çok doğru bir teknik direktör, çok doğru bir antrenör ekibi ve ilk yedi transferimiz... Tamamı aslında 24 Mayıs’ta, göreve başladıktan dört-beş gün sonra hazırladığımız ilk listede olan oyuncular. Şu ana kadar kadroya kattık.

Biri hariç. O da Vlahović’ti. Vlahović’te 4 Haziran’da hocayla Roma’da buluşmuştuk. O zaman yavaş yavaş Italiano-Beşiktaş haberleri çıkıyordu. Vlahović mesaj atıp ‘Doğru mu?’ diye sormuştu. Hoca da gösterdi, ‘İşte eski oyuncum soruyor,’ diye. ‘Bir sor bakalım, gelir mi?’ dedik.

Aralarında baba-oğul ilişkisi var. Kariyer sezonunu hocayla yaşamış olması o gün de o hayali kurdurdu.

Başkanımıza minnettarız, yönetim kurulumuza minnettarız. Murat Bey’e aynı şekilde. Bu fırsatı verdiler. Hocanın çok istediği bir santrfor. Herhalde sizler de geçmişte izlemekten çok keyif aldınız. Biz de öyle.

Onun da katılmasıyla teknik direktörümüz ve ilk yedi transferimiz tamamen arzu ettiğimiz şekilde gerçekleşti. Bitmedi. Yarım adımdayız. Çok güçlü bir yarım adım daha atmamız gerekiyor. 4 Eylül’e kadar. Umarım o ilk adımı tamamlarız.”

Vlahović’in lider karakteri vurgulandı

Röportajda Vlahović’in karakteri ve takım içerisindeki lider oyuncuların önemi de gündeme geldi. Özen, soyunma odasında kazanmayı isteyen ve profesyonelliğiyle öne çıkan futbolcuların takım için büyük önem taşıdığını söyledi.

Orkun Kökçü’nün takımın önemli değerlerinden biri olduğunu belirten Özen, transfer planlamasının da Orkun’un etrafında güçlü bir yapı oluşturmak amacıyla yapıldığını dile getirdi.

“Yok, kesinlikle yanılmıyorsunuz. Çok haklısınız. Soyunma odası tavrı önemli.

Yenilmeyen, yenilmeyi sevmeyen, yenilmekten hoşlanmayan, sürekli kazanmak isteyen, ortada ne var ne yok hepsini isteyen oyunculara hep ihtiyaç var.

Biz bu transferleri planlarken ‘Elimizde ne var?’ diye baktık. Elbette çok değerli oyuncular var. Geçen sene de kötü kadro değildi. Bence gayet de iyi bir kadroydu ama işler yolunda gitmemiş. Belki biraz Orkun yalnız kaldı, ondan olabilir.

Bizim elimizde çok güçlü bir asset var, çok değerli bir oyuncu var: Orkun. Orkun’un yanına, arkasına, önüne kimler olabilir? Bu kadro nasıl güçlenebilir? Bunu hesapladık.

Aslında söylediğiniz isimlerin hepsi hem lider karakterli hem iyi profesyoneller.”

Özen ayrıca Vlahović’in sağlık kontrollerinin olumlu sonuçlandığını belirterek oyuncunun fiziksel durumundan duyduğu memnuniyeti aktardı. Trossard, Salih ve Nübel’in de profesyonellikleriyle öne çıktığını ifade etti.

Sağ kanat transferinde profil değişebilir

Vlahović’in transferinin ardından Beşiktaş’ın sağ kanatta nasıl bir oyuncu arayacağı da soruldu. Önder Özen, yeni santrforun varlığı nedeniyle sağ kanatta daha yaratıcı, oyun kurucu ve bağlantı sağlayabilecek bir oyuncunun tercih edilmesinin mantıklı olacağını söyledi.

“Kesinlikle mantıklı olur. Doğru da olur. Olması gereken de bu.

Ama şunu da unutmamak gerekiyor: Takımın bir ortalama hıza ihtiyacı var. Bu ortalamanın yüksek olması gerekiyor. Çünkü sadece Türkiye Ligi yok. Türkiye Ligi’ndeki ortalama hızla UEFA Avrupa Ligi’ndeki —umarım orada oluruz— ortalama hız arasında bir fark var.

O hızı yakalamanın yollarını arıyoruz.

O sebeple o seçim tabii ki Vlahović’in varlığından etkilenecek ama şunu göz önünde bulunduracağız:

‘Elimizdeki en değerli asset Orkun,’ derken ona göre de bir santrfor hayal ettik hep. Şükürler olsun.”

Özen, Vlahović’in transfer sürecinde ilk ve son görüşmesini Beşiktaş ile yaptığını aktarırken, oyuncunun Orkun Kökçü ve Trossard ile oluşturacağı kısa bağlantıların hücum organizasyonlarına önemli katkı sağlayacağını belirtti.

Sağ kanat transferi konusunda adayların bulunduğunu ifade eden Özen, Avrupa kupalarındaki sürecin de transfer kararlarını etkileyebileceğini söyledi.

Önder Özen, Süleyman Seba’yı andı

Röportajda Beşiktaş’ın efsane başkanı Süleyman Seba da ölüm yıl dönümünde anıldı. Özen, Seba’nın yalnızca Beşiktaş için değil, Türk sporu ve Türkiye için de özel bir isim olduğunu vurguladı.

“Sadece Türk futbolu için değil, Türkiye için, aslında Türkiye Cumhuriyeti için çok özel bir karakter. Spor için de çok çok özel bir insan, merhum Süleyman Seba.

Beşiktaş’ın başkanı, oyuncusu... Aynı zamanda ilkelerini kâğıda yazmamış ama hayata geçirmiş. İlkelerini hayata yazmış.

O ilkeler sadece Beşiktaş’ın değil, bütün spor kulüplerinin ilkesi olması gerekiyor. Bütün sporcuların ilkesi olması gerekiyor.

Onu sevgi, saygı, rahmet ve özlemle anıyoruz. Fikirlerini özlemle daha çok anıyoruz.”

“Birliğin adımını başkan attı”

Beşiktaş camiasındaki birlik konusuna da değinen Önder Özen, kulübün ortak bir hedef doğrultusunda hareket etmesinin başarı açısından kritik olduğunu söyledi.

Özen, yönetimin ve teknik ekibin birlik içerisinde hareket ettiğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:

“Aslında birlik konusunu en sonunda sordunuz ama ben buna ilk cevabı vermek isterim.

Bu gerçekten çok büyük ihtiyaç Beşiktaş için.

Bir kırılım, bir dağılım göstermemesi; derli toplu gidebilmesi, bir amaca oryante olup hep beraber kol kola yürüyebilmesi her şeyin önünde.

Dün Sayın Başkan Belgrad’dan dönerken genelde bir kulüp başkanının söylemeyeceği şeyler söyledi. Bazı çalışanlara, profesyonellere ve yöneticilere teşekkür etti. Tek başına üstlenmeye, krediyi tek başına almaya çalışmadı.

Evet, o yaptı. Limit, para, ekonomi, finans... Bu işleri başkan yapıyor. O bu işleri yapabilecek finansal yeterliliği ortaya koymadan kimsenin bir şey yapma şansı yok.

Tek başına bunun prezentasyonunu yapabilirdi. Ama birliğin adımını başkan attı. Profesyoneline kadar herkesin adını andı. O bütünlüğe bir tuğla koydu.”

Özen, Vincenzo Italiano’nun teknik ekibinden de övgüyle bahsederek ekibin birbirinden kopmadan çalıştığını söyledi. Bu grubu “beyaz kelebekler” olarak nitelendiren Özen, takımın soyunma odasının da olumlu bir görüntü verdiğini ifade etti.

“Kimseyi rahat bırakmayacağım”

Takımın saha içindeki performansının yanı sıra antrenman verilerini de yakından takip ettiğini belirten Önder Özen, teknik ve taktik çalışmalara müdahale etmediğini ancak fiziksel metrikleri takip ettiğini vurguladı.

“Eğer saha içinde kazanma alışkanlığı devam ederse... Evet, çabuk havaya giriyoruz ama biraz da ihtiyacımız var. Çabuk havaya girmeye de ihtiyacımız var. Çabuk girelim ama onu koruyalım.

Dalgalanacak. Bir gün kaybederiz, bir gün gol yeriz, bir gün işler kötü gider. Ama dağılmadan devam etmenin yolunu bulmak zorundayız.

İlk başlangıçtaki inanç ne kadar güçlü olursa, işler ters gittiğinde o inancın dağılması o kadar zaman alır. O zaman da toparlarız.

Çünkü işleri sıkı tutan bir antrenör var. Ayrıca benim de kimseyi rahat bırakmamaya yeminim var. Kimseyi rahat bırakmayacağım.

Zaten rahat olmayacaklar ama bütün metrikleri, antrenman metriklerini ben de takip ediyorum.

Teknik-taktik olaylara asla ve asla karışmıyorum, karışmayacağım.

Ama bugün sabahtan beri haftalık rapor geldi, onu inceledim. Oyuncuların hepsinin maksimum ulaştığı hıza kadar hepsini ezbere biliyorum.

Hatta otobüse binerken Mustafa Hekimoğlu’na laf attım: ‘34.4’ diye. Maksimum hız seviyesini söyledim.

Kimseyi rahat bırakmayacağım.

Hoca zaten rahatsız... Gerçekten rahatsız bir adam yani. Kendini rahat bırakmıyor, kimseyi rahat bırakmıyor.

İnancın dağılmasına müsaade etmeyeceğiz. Yolumuzu yürüyeceğiz.”

“Italiano’nun gözleri ışıl ışıl”

Özen, Vincenzo Italiano’nun enerjisinden ve çalışma disiplininden de övgüyle söz etti. İtalyan teknik adamın antrenman sahasındaki hareketliliğine dikkat çeken Özen, oyuncularına da sürekli gelişme motivasyonu aşıladığını söyledi.

“Ona da bir GPS taksak muhtemelen iyi bir koşu mesafesi, hareketlilik mesafesi çıkar.

Ama gerçekten çok değerli bir adam. Ben onu antrenman sahasında gördükçe daha çok heyecanlanıyorum. Dinledikçe daha çok heyecanlanıyorum.

Etrafına o başarı hikâyesini resmen damardan enjekte ediyor diyebilirim.

Adamın gözleri ışıl ışıl. Hem kendisine inanıyor hem oyuncularına inanıyor.

Her gün gelişmeye çalışıyor. Her gün bir adım atmaya çalışıyor.

Çok heyecan verici bir teknik adamlığı var. Ve daha çok numarası var. Daha çok numarası var yani.”

“Antrenmanda hem coaching var hem teaching var”

İtalyan teknik direktörün çalışma yöntemine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Önder Özen, Italiano’dan beklediği antrenman planlamasını gördüğünü ancak öğretmenlik yönünün kendisini daha fazla şaşırttığını söyledi.

“Ben antrenman planlaması konusunda kusursuza yakın bir şey bekliyordum. Onu gördüm. Hatta kusursuz gibi neredeyse.

Coaching bekliyordum, onu fazlasıyla gördüm. Ama teaching beklemiyordum.

Şimdi öğretmenlik yapıyor. Bir teknik direktör için gerçekten önemli.

Eğer öğretemiyorsa, takımın öğrenme hızı düşükse orada antrenör sorgulanır.

Sorguya yer bırakmayacak şekilde bir seti; kaleden diğer kaleye gidişi, diğer kalede tamamlanmamış bir atak sonrası kendi kalesine dönüşü, çarpışa çarpışa dönüşü, dövüşe dövüşe dönüşü...

Bunu gösterebilmek, anlatabilmek için o kadar çok tekrar, o kadar çok tekrar yapıyor ki artık biz ezberledik oyunu. Antrenmanı seyredince ne yaptığını anlıyoruz.

Antrenmanda hem coaching var hem teaching var.

Beni en çok mutlu eden o öğretmenlik kısmı oldu. Bu kadarını beklemiyordum.

Tabii ki bir kez daha söylüyorum: Bazen kaybedeceğiz, bazen berabere kalacağız, bazen fiziksel seviye düşecek, dalgalanacak. Bunlar olur.

Ama hoca ne gerekiyorsa yapmaya çalışıyor. Gerçekten çalışkan ve kendini Beşiktaş’a vakfetmiş durumda.

Bu arada şunu da söyleyeyim: Geldi ve Beşiktaş’ı sevdi. Geldi ve sevdi. Sevdi yani.

Söylüyordum ona: ‘Duygusu yüksek kulüptür. Bak, âşık olursun; sonra başını derde sokarsın. Kolay kurtulamazsın,’ diye.

Aşı tuttu.”

Italiano: “Ben böyle bir atmosferde teknik direktörlük yapmadım”

Röportajda Beşiktaş tribünlerinin oluşturduğu atmosfer de gündeme geldi. Murat Fevzi Tanırlı, Italiano’nun maç önü ve sonrasında yaptığı açıklamalardan bahsederek İtalyan teknik adamın taraftar atmosferinden etkilendiğini aktardı.

“Ben böyle bir atmosferde teknik direktörlük yapmadım. Keşke oynayabilsem. Çıkıp oynayasım geliyor.”

Önder Özen ise bu sözlere, “Vallahi çıksa oynar. Çıksa oynar.” şeklinde karşılık verdi.

“Düzenli ordu olmadan Beşiktaş’ın hedefe gitme olasılığı yok”

Önder Özen, Beşiktaş’ın sezon boyunca yalnızca yıldız transferlere değil, mevcut kadrodaki oyuncuların katkısına da ihtiyaç duyacağını belirtti. Taraftar ile takım arasındaki güvenin karşılıklı olarak gelişmesi gerektiğini ifade eden Özen, bu durumu “düzenli ordu” metaforuyla anlattı.

“Buna kesinlikle katılıyorum.

Sadece dışarıdaki yıldızlara değil, içeridekilere de bakmak gerekiyor.

Ben içerideki her oyuncunun ışıl ışıl parladığına yüzde yüz eminim. Antrenman sahasında parlıyorlar.

Onları yok saymak çok büyük hata yaptırır.

Uzun periyotta hepsine çok ihtiyaç duyacak takım. Hoca da ihtiyaç duyacak.

İnanç da söylediğiniz gibi karşılıklı bir etkileşim meselesi.

Takım bir ışık verirse ben biliyorum, arkadan bir ordu gelecek. Ama ordu da takım bir adım geri attığında dağılmamalı.

Düzenli ordu olma mecburiyeti var. Düzenli ordu olmadan Beşiktaş’ın kendi hedefine gitme olasılığı yok.

Düzenli ordu olacak. Buna herkes katkı verecek ve ordu dağılmayacak.

Bir cephe kaybı olur, öbüründen devam edeceksin. Bir tepe geri adım atmak zorunda kalırsın, tepenin altında beklersin.

Bir daha. Bir daha. Bir daha.

Yani saldıra saldıra, dövüşe dövüşe, tuğlaları koya koya gitme mecburiyeti var.

O birlik olmadan asla hiçbir şey olmayacak.

Ama ben inanıyorum. Oyuncular birlikteler. Hoca, antrenör ekibi sağlam tutuyor.

Tribün de zaman içerisinde bu birliği görecek ve daha büyük bir bütünlük gösterecektir.

Buna inanıyorum. İnanmak istiyorum.”

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız