Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin en önemli sağlık sorunları arasında ilk sıralarda yer alan obezite, Türkiye'de de giderek büyüyen bir tehdit haline geldi. Genel olarak bedenin yağ kütlesinin yağsız kütleye oranının aşırı artması sonucu, vücut ağırlığının boy uzunluğuna göre arzu edilen düzeyin üstüne çıkması olarak tanımlanan obezite, uzmanlar tarafından "çağın vebası" olarak nitelendiriliyor. Aksaray Aile Hekimleri Derneği Başkanı Dr. Şenol Atakan, Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırması raporuna dayanarak yaptığı açıklamalarda, tablonun vahametini gözler önüne serdi.

Obezite son 50 yılda yüzde 300 arttı
Türkiye’de 15 yaş üzeri bireylerde obezite sıklığının yüzde 31,5 gibi oldukça yüksek bir orana ulaştığını vurgulayan Dr. Atakan, "Bu çok ciddi bir rakam. Kadınlarda obezite oranı yüzde 40’larda seyrederken, erkeklerde yüzde 25 seviyelerinde. Fazla kilolu olma oranlarına baktığımızda ise 15 yaş üzeri kadınlarda bu oran yüzde 30'a, erkeklerde yüzde 40'a yaklaşıyor" ifadelerini kullandı. Obezitenin 1975 yılından bugüne Türkiye'de yüzde 300 oranında arttığına dikkat çeken Atakan, aşırı ve yanlış beslenme ile fiziksel aktivite yetersizliğinin bu tablonun en büyük sorumluları olduğunu belirtti. Obezite tanısında Beden Kitle İndeksi'ni (BKİ) temel aldıklarını hatırlatan uzman isim, bu endeksin 30'un üzerinde olmasının hastalığın göstergesi olduğunu ekledi.
Anne sütü koruyucu bir kalkan görevi görüyor
Obeziteyle mücadelenin yaşamın ilk yıllarında başladığının altını çizen Dr. Atakan, bebeklik döneminde anne sütüyle beslenmenin önemine değindi. Anne sütü alan bireylerde ilerleyen yaşlarda obezite görülme sıklığının belirgin şekilde daha düşük olduğunu hatırlatan Atakan, koruyucu hekimlik adına bu konudaki farkındalığın artırılması gerektiğini vurguladı.
Kanserden kalp hastalıklarına kadar birçok riski tetikliyor
Dünya çapında ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer alan obezitenin tek başına bir sorun olmadığını, beraberinde birçok metabolik sendrom getirdiğini belirten Dr. Atakan, karşılaştıkları ikincil hastalıkları şöyle sıraladı: "İnsülin direnci, hipertansiyon, koroner arter hastalığı, hiperlipidemi ve uyku apnesi gibi sorunları sıklıkla görüyoruz. Ayrıca kadınlarda safra kesesi, yumurtalık ve meme kanseri; erkeklerde ise kolon ve prostat kanseri riskini artırıyor. Astım ve ruhsal sorunlar da cabası."
Mücadelede ilk adres aile hekimleri olmalı
Son dönemde diyetisyenlere tahlil sonuçlarıyla başvuran hasta sayısında ciddi bir artış yaşandığına dikkat çeken Dr. Atakan, tedavi sürecinin doğru planlanması için uyarılarda bulundu. Kilo problemi yaşayan vatandaşların doğrudan farklı arayışlara girmek yerine öncelikle kendi aile hekimlerine başvurmaları gerektiğini belirten Atakan, tıbbi sürecin ve uzman yönlendirmelerinin aile hekimleri aracılığıyla yapılmasının sağlık sistemi açısından en doğru yöntem olacağını sözlerine ekledi.