İstanbul
Açık
16°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
49,3979 %0.03
55,6494 %-0.18
6.644,78 %1.51
83.138,37 %0.53
Muhalif. SAĞLIK Sessiz seyreden kalp ritim bozukluğu felç riskini tetikliyor

Sessiz seyreden kalp ritim bozukluğu felç riskini tetikliyor

Kardiyoloji uzmanları, atriyal fibrilasyonun belirti vermeden ilerleyebileceği konusunda uyarıyor. Uzmanlar, 65 yaş üstü bireylerin düzenli EKG kontrolü yaptırmasının hayati önem taşıdığını vurguluyor.

Sessiz seyreden kalp ritim bozukluğu felç riskini tetikliyor
KAYNAK: DHA
Okunma Süresi: 2 dk

Kalp sağlığını doğrudan etkileyen ve toplumda yaygın olarak görülen atriyal fibrilasyon, basit bir çarpıntıdan çok daha karmaşık ve tehlikeli bir tabloya dönüşebiliyor. Kalbin düzensiz ve hızlı atmasıyla karakterize olan bu durum, özellikle ileri yaş gruplarında ciddi bir inme riski oluşturuyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Dursun Aras, dünyadaki tüm inmelerin yaklaşık yüzde 20'sinin bu ritim bozukluğundan kaynaklandığını belirterek, hastalığın sessiz ilerleyebilme özelliğine dikkat çekiyor.

Belirti vermeyen ritim bozukluğu tehlikesi

Atriyal fibrilasyonun her zaman çarpıntı veya nefes darlığı gibi belirgin şikayetlerle ortaya çıkmadığını ifade eden Prof. Dr.

Aras, bazı hastaların hiçbir semptom hissetmeden bu süreci yaşadığını vurguluyor. Ritim bozukluğunun hissedilmemesi, vücuttaki inme riskinin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.

İstatistiklere göre 65 yaşından sonra görülme sıklığı yüzde 5 ile 10 arasında değişen bu rahatsızlık, 80'li yaşlarda yüzde 20'lere kadar çıkabiliyor. Bu nedenle, hastaların ritim bozukluğunu fark etmemesi, olası bir pıhtı oluşumu ve beyne sıçrama riskini azaltmıyor.

Erken teşhis için 65 yaş üstüne tarama çağrısı

Tanı sürecinde EKG'nin temel bir yöntem olduğunu belirten uzmanlar, aralıklı gelişen ritim bozuklukları için Holter cihazları veya modern akıllı saat teknolojilerinden faydalanılabileceğini belirtiyor. Prof. Dr. Aras, 65 yaş üzerindeki tüm bireylerin en az bir kez kardiyolojik muayeneden geçmesi ve nabız düzenlerinin kontrol edilmesi gerektiğini savunuyor. Erken teşhis, hastalığın yönetilmesinde ve inme gibi kalıcı hasarların önlenmesinde en büyük koz olarak görülüyor.

Tedavide doğru ilaç kullanımı kritik

Tedavi stratejilerinde en önemli hedefin inmeyi engellemek olduğunu belirten Prof. Dr.

Aras, aspirin kullanımının bu tür ritim bozukluklarında etkisiz olduğuna dikkat çekiyor. İnme riskini azaltmak için kullanılan kan sulandırıcıların, hastanın bireysel risk faktörlerine göre özel olarak belirlenmesi gerektiğini ifade ediyor.

Ayrıca, kateter ablasyon gibi yöntemlerin yanı sıra; kilo kontrolü, diyabet yönetimi, sigara ve alkolün bırakılması gibi yaşam tarzı değişiklikleri, tedavinin başarısını artıran temel unsurlar arasında yer alıyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız