Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, dünyanın en büyük aşırı işlenmiş gıda şirketlerini, "obeziteyle mücadele" kapsamında uygulamaya konulan halk sağlığı politikalarını kasıtlı olarak baltalamakla suçladı. Tedros, küresel gıda devlerinin, hükümetlerin daha sağlıklı beslenmeyi teşvik etmek amacıyla hazırladığı düzenlemeleri hukuki süreçlerle geciktirdiğini ifade etti. Bu oyalama stratejisinin, ülkelere hem sağlık maliyetleri hem de dava masrafları açısından milyarlarca dolarlık ağır bir yük getirdiği belirtiliyor.

Küresel obezite krizi ve kronik hastalıklar
Dünya genelinde yaklaşık bir milyar insanın obeziteyle mücadele ettiğine dikkat çeken Tedros; sağlıksız beslenmenin kalp hastalıkları, tip 2 diyabet ve çeşitli kanser türlerinin birincil nedenleri arasında yer aldığını vurguladı. Günümüzde İngiltere, ABD ve Avustralya gibi birçok ülkede aşırı işlenmiş gıdalar, günlük beslenmenin yaklaşık yarısını oluşturuyor. Ortaya çıkan bu tablo karşısında pek çok ülke; ürün paketlerinin ön yüzüne uyarı etiketleri yerleştirilmesi, sağlıksız ürünlerin reklamlarının kısıtlanması ve abur cubur vergisi gibi uygulamaları hayata geçirmeye başladı.

15 yılda 235 dava açıldı
İngiliz The Guardian gazetesi, Lighthouse Reports, akademisyenler ve dört kıtadan çeşitli medya kuruluşlarının ortaklaşa yürüttüğü kapsamlı bir araştırma, gıda şirketlerinin söz konusu düzenlemelere karşı yürüttüğü hukuki savaşı gözler önüne serdi. Araştırma sonuçlarına göre; ultra işlenmiş gıda şirketleri ve onları temsil eden lobi kuruluşları, 2010 ile 2025 yılları arasında Meksika, Kolombiya, Brezilya, ABD ve İngiltere'de yürürlüğe konulan halk sağlığı politikalarını iptal ettirmek için 235 farklı dava açtı.
Davalar düzenlemeleri yıllarca geciktiriyor
İncelenen verilere göre, sonuçlanan davaların yaklaşık yüzde 75'inde gıda şirketleri kaybeden taraf oldu. Ancak her bir davanın ortalama 2,5 yıl sürmesi, hedeflenen düzenlemelerin yıllarca gecikmesine ve diğer ülkelerin benzer adımlar atmaktan vazgeçmesine neden oldu. DSÖ lideri Tedros, söz konusu davaların toplamda 600 yıllık devasa bir hukuki mücadeleye denk geldiğinin altını çizdi. Raporda, hükümetlerin en çok gıda ürünlerinin ön yüzünde sağlık uyarısı etiketi bulundurulmasını zorunlu kılan yasalar nedeniyle hedef alındığı; bunu abur cubur vergileri ile reklam ve pazarlama kısıtlamalarına yönelik itirazların izlediği kaydedildi.