Kurtuluş projesi
İşte “Sinema içinde Edebiyatın” zirve yaptığı bir eser daha.
Andy Weir’n romanından uyarlanan ve aynı zamanda “Marslı”nın da yazarı, bizi artık “öteki varlıklara hazır olun” mesajı ile karşılamaya hazırlanıyor.
NEIL ARMSTORNG’ dan RYAN GOSLİNG YİNE UZAYDA
2016 yılında Aşıklar Şehri sonra birkaç projede yer alsa da son yapılan araştırmalarda birbirlerine en çok yakışan çift, partner(ortak) olarak sinema dünyasında Barbie (2023) Margot Robbie ile en çok yakışanlar arasında yer alan Ryan Gosling, o Uğultulu Tepeler/ Rüzgârli Bayırla, devam ederken.
Uzaya çıkmayı tercih etti.
Ve şimdiye kadar ki E.T.(1982) den sonra ki en sıcak uzaylılara alışma filmi, diyebiliriz. Ve Ryan Gosling, her zaman olduğu harika oyunculuk çıkarıyor.

Gerçekten çok nadir mesleğini doğru icra eden öğretmenlerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Ortaokul da matematik öğretmeni olan ve bilimde pratikliğin öne geçtiği.
NASA’nın sorgulandığı ya da şimdiye kadar yapılanların yetersiz olduğunun izleri, KURTULUŞ Projesinde, dünya gözü ile gün yüzüne açılıyor.
Bırakın tüm BingBang ve varoluş hikâyelerini, olaya birde buradan bakınız.
1969 yılının Temmuz ayında gerçekleşen ve dünya için pek çok şeyin değiştiği ama aradan geçen koskoca elli yedi yılda hala Ay a seyahat edildi mi sorusunu sorarken; Kurtuluş Projesi ile tükettiğimiz dünyadan ancak bir dost bularak kurtulacağımızın altını tek tek her karede çiziyor.

Zaten önce kendi kendimizin sonra gerçekten birini dost bilemediysek, edinemediysek ne yaşadık ki? Öyle değil mi?
Uzayda bile geçerli akçenin, her zaman söylemiş olduğumuz gibi SEVGİ olduğunun sessizce haykırdığı bir seçkiyi, elbette kaçırmayın!
Ama verdiği mesajları da akılda tutun!
Çünkü Neil Armstrong'un hayatını ve Ay'a iniş sürecini anlatan en kapsamlı film, Damien Chazelle'in yönettiği, “Ryan Gosling'in başrolünü üstlendiği 2018 yapımı” "First Man" (Ay'da İlk İnsan) filmidir. James R. Hansen'ın biyografisine dayanan film, 1961-1969 yılları arasında Armstrong'un yaşadığı kişisel kayıpları, astronotluk eğitimini ve Apollo 11 görevine giden tehlikeli süreci samimi bir dille işler.

Yönetmenliğini ve ortak yapımcılığını Phil Lord ve Christopher Miller'ın üstlendiği, senaryosunu Drew Goddard'ın yazdığı film çok zekice başrol oyuncusunu bilerek seçmiş.
Filmin içinde verilen ve tamamen zorla uzaya gönderilen öğretmenin aklı, pratikliği diğer bilim insanlarından farklıdır. Tek ortak noktaları denemek yanılmak ve bulmak yani keşif gerekliğidir.
Israrla zorlu işler, deneyimim yok istemiyorum dese de bilim heyetinin “Biz bu zorlukları sosyal medya için sunuyoruz” cevabı, o zaman gerekten uzaya gidilmedi mi, sorusunu ister istemez sordurtuyor.
İnsanların aya gidebilmek için dünya gezegeni kadar harcadığı paralar ile sıraya girdiği bu gerçeklikte, buradan herhangi bir ülkeye geçebilecek kadar basit ise çok kolay, çünkü eninde sonunda sıra gelir.
Diğer yandan hırslarına yenik düşen insanlığın, kendini Tanrı yerine koyarak soyunduğu işler, gerçek anlamda zorlu ise ve güneşi yok olmak üzere olan tek dünya değilse.
Ve Neptün ile olabilecek diğer gezegenlerde bu durum varsa. Filmin romandan uyarlanan ve adı Petrova çizgisi olan (uzayda farklı çizgiler olabilir henüz ispatlanmamış her şey bilime göre gerçektir)
Filmde bahsi geçen Project Hail Mary ile başarmak zorunda olan insanlık aksi takdirde yaklaşık olarak otuz yıl içinde tüm gıda kaynaklarını kaybedeceği için her şey ispatlanmaya açık halde bilim insanların işlemlerine konulmuştur.
Güneş’ten Venüs’ e Astrofaj (emici bir virüs, organizma)
Üç kişilik ekip:
Kaptan, Mühendis ve Bilim İnsanı
Hiçbir pratik deneyim yaşamadan uzaya fırlatılır. Gözünü orada açtığında, kendisine mekanik robotlar tarafından tıbbi muayene yapılmakta ve diğer sacayağının ikisi vefat etmiştir.
Tek başına olmadığını, kendisine ulak yapılan uzay boşluğunda bizde telkari işi gibi mini baz istasyonu ile ilk etapta karşı uzaylı ile gönderilen mektuplaşmalar, flörtler ile başlayan dostluk sunulur.
En başta belirtmiş olduğum, E.T gibi ama bu tam bir taştan yürek şeklinde, birazda yengeç ve ahtapot benzeri kolları olan bir yürektir. Başı yoktur.

Ortaokul matematik öğretmeni/ Bilim İnsanı olarak Nasa tarafından uzaya transfer olur ve yeni pekişen dostunun adını, kaya görünümlü olduğu için “Rocky” koyar.
Rocky’nın başı olmamasını ise “Çok da önemli değil çok abartıyorlar!” demesini en başta belirttiğimiz bilim insanı altında pratikliğini yitiren süreçlerin ve “beyni kullanmanın” yolunu irdeletir.
Dünyadan Uzaya Bir Ütopik Serüvenin tek gerçeği –SEVGİ !
Ve bu sevginin içeriği ise uzaylılar ile yani kendinizden olmayan/ benzemeyenlerle karşılaşmaya hazır olun ki; çünkü sizler insanlık tarihi boyunca:
Sarı ırk
Siyah ırk
O Filistinli
Bu bilmem kim diye ayrıştırmaya çalıştırdınız.
Ortak diliniz, unuttuğunuz dünyada “BARIŞ VE SEVGİ” dir.
Eğer bir gün uzaya çıkabilir ya da ötekiler geldiğinde karşılaştığınızda paylaşacağınız ve anlaşma yolu bulmak için kullanabileceğiniz tek gerçek,
SEVGİ’DİR, DER.