İstanbul
Parçalı bulutlu
9°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,3496 %0.1
51,4743 %-0.06
6.313,58 % 0,57
71.282,08 %3.865

Chopin! Chopin

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Chopin! Chopin

Çekiç gerekmeyen, ince dokunuşların nitelikli ve asrının çok ötesinde bir deha Frederic Chopin (1810-1849)

Romantik dönemde yaşadığını söyleyen tarih kendisinin kolera ve tüberkülos arasında gidip-gelen kısacak yaşamına, neleri miras baktığını anlayabilseydi, deha olanın müziği ile sonsuzlukta dans etmekte olduğunu söyleyebilirdi.

Bir Chopin sever olarak, kalbinin yattığı yer olan ve Polonya aşkı ile Kral tarafından Fransa vatandaşlığını bile “ ama önce Polonya, oradan göç ettim ama Polonya’dan vazgeçmedim” diyecek kadar derin, tutkulu, sıra dışı, melankolik ve bir o kadar da mizah arasında gerçektir.

Küçük kız kardeşi Emilie’nin tüberkülozdan kaybı, bu hastalık olmasa, kolera ile kaybetmeye mahkûm olduğu. Yazgısını bir sanatçı duyarlılığına sahip olarak ve bir çocuk telaşı ile içinde bastırmaya çalışırken tıkandığı yerlerde “Ben bu dünyaya fazlayım. Hiç doğmamalıydım. Her şeyimi kaybediyorum” diyecek.

Kendi yaşam şartlarına göre ailesinin gayet konforlu yaşam sürdüğü zamanda, hiç kimseye dert anlatmayan. Naif ruhunda çözümlemeye çalışırken, işi bazen yer yer espriye vuran.

Sanatı duyumsayan. İliklerine kadar geçmiş ve güneşli, kır havasında olması gerekirken bir yandan kolerada ölenlere yardım etmeye çalışırken, duyarsız insanoğlunun hallerini, bestelerine kapalı kaldığı tek bir boşluk oda içinde sancıları ile doğurmaya çalışır.

Düşükleri, var oluşları, kan kusması arasında annesinin –artık bir yuva kurman lazım” dediğinde verdiği cevap ilginçtir.

-Bir kadını nasıl sevebileceğimi bilmiyorum! Denedim olmadı.

Tâ ki gerçekten âşık olana kadar. Onun için heyecanı, yaşayacakları evi tasavvur etmesi. Kendi kirasını zor öderken, kan kusup, bin ölüp bir dirilen sevenlerinin Chopin’i.

Frédéric François Chopin

Bazı kaynaklara göre doğum gününün 22 Şubat olduğu yazılı olsa da bana kalırsa yüreğimize dokunan salt piyano tuşları ve bu tuşlar üzerinde kendi zamanının bile yakalayamadığı, tını.

Tını, armoni ve lirik şiir.

Yeni yaşın kutlu olsun, deha.

Ben kendi romanımı Chopin ile besledim. Bana büyük faydası olduğu tartışılmaz. O dönem benim için tam tamına bir örtüşmeydi.

Onun en büyük evladı eserleri. Eserleri eserlere katkıda bulunmaya. İnsan yanımızı beslemeye devam ediyor.

Anne tarafından Polonya’lı olan Chopin sadece Polonya düşkünü değildi. Şatafat sevmediği halde mecbur olduğu için Kral ve heyetine takdimde bulunurdu.

Halkın içinde doğal ve öldü diye yanlış bir haber ile tek yakaladığı aşkı kaybeden, üzüntü üstüne katmerlisi ile kısacık ızdırap ve acı dolu yaşama; birkaç yakın dost ki içlerinde Franz Lizst’de vardır ve onun kendisine sürekli “Yaz bir vals uğraşma. Bu nasıl bir beste parmaklarım zorlanıyor” derken. Onun piyanoda ki tuşlara dokunuşuna “Çekiç mi lazım?” diye soracak olan Chopin’dir.

Asırlar boyunca var olacak varlığını belki bilerek belki bilmeyerek, hiçbir taşkınlığı olmadan sonra da mütevazi paylaşımcı, genç yeteneklere yol açan, destekleyici.

Parayı kirasını ödeyebilmek ve limonlu sorbe  yiyebilmek için kullanan, Chopin.

Narin ve Naif.

Esprili ve Tutkulu.

Fransız Yazar George Sand’e cadı derken sadece onunla en mutu zamanlarını geçirmiş. İniş çıkışlı birlikteliklerine araya giren Mayorka tatilinde İspanya tarafından hasta diye kovulmuş.

Yanında olan tek gerçek kişi Yazar George Sand.

O, onu güneşli hava alabileceği yerde tutmak ister o müzik olmadan yaşayamamağını söyler.

Son nefesinde bile bana söz vermişti, kollarımda öleceğine dediği Yazar George Sand’i bekler ama seçimi yapanda kendisidir.

Açmazları hiç bitmez,

Tiberküloz hastalığı vardır, cam açık nefes alması gerekirken kolera vardır.

Sevdiği kızı hasta ve yaşarken öldü diye yazan, sözde basın yüzünden kaybeder.

Ama o büyük bir dirençle, naif ruhu ve bedeninden çok daha fazlası ile üretir.

Varşova’da bir kilisede olan kalbi, evi olmadığı için Yazar George (Barones Dudevant ) ile sığınmak zorunda kaldıkları kilise de buluruz.

Chopin anlamak için en az o kadar ince ve duyarlılık geliştirmek gerekir.

O sadece bir müzisyen ismi değildir.

Kendisinden önce konser salonlarında görülen mazurka ve polonezleri folklor statüsünden çıkarıp sanat seviyesine yükseltendir.

Halktan yana olup, halkı yücelmeyi evrensel barış ve sevgiyi istemiş gerek bir dehadır.

Maria ile nişanı, nişanın bozulması. Yazar George ile tutkulu bağı. Kendisine hayran olan ve parasal destek olan Jane dahil filmde serpiştirilmiş.

Ve durumu iyi Jane, para vermek istediğinde, Jane’e söylediği “Bana acımayın. Acımak, bir insana yapılabilecek en büyük aşağılamadır”

O Varşova’da duran ve” kalbimi çıkarın. Kalbim atarsa mezarda uyanırım, film de geçse de.

O sevenlerine, kalbinin ne kadar büyük olduğunu tüm dünyayı defalarca dönerek hala çağlamaktadır.

Vefatında kendi bestesi değil Mozart’n Requiem çalınmasını istemiştir.

Birkaç kez film olarak beyaz perdeye aktarılan Chopin hayatının bu filmde birebir benzeri bulunmuş gibi müthiş bir oyunculuk başarısı ile izledim.

Chopin'in bütün besteleri piyano içerikli olup, ağırlıklı olarak solo piyano ayrıca; iki piyano konçertosu ve oda müziği  birkaç  tane bulunmaktadır. Ve hayatı boyunca Lehçe diline önem verdiği için bunun üzerine şarkılar besetelemiştir.  Kendine has “Tuş takımı” –başkaları tarafından- teknik açıdan zahmetli bulunur.

Oysa filmde aktarıldığı gibi çocuk yaşta bile ciğerleri yüzünden rahat koşamayan, son derece kırılgan bir yapıya sahip Chopin’in tuşlarla koşmasıdır.

Kendi performansları oldukça nüans ve dokunaklı olarak kayıtlara geçmiştir. Enstrümantal ballad konsepti, onundur. Chopin  tarafından icat edilmiştir.

Önemli piyano çalışmaları arasında valsler , nocturnelar, olmazsa olmaz  Polonezler, mazurkalar, prelüdler, sonatlar, impromptular  ve etütler vardır. Ancak bazıları  Chopin öldükten sonra yayınlanmıştır. Besteleme stilinde başta Polonya Halk Müziği olmak üzere, Mozart, Bach, Schubert’in klasik etkileri ile birlikte kendisini gösterir. Müzikal form, tarz ve armonideki yenilikler ile birlikte milliyetçilik birde Romantik dönem boyunca ve de sonrasında tesirini göstermiştir.

Film sırasında Fransız da yaşanan özgürlük mücadelesinde yığınlar ve sokaklara dökülen halkın “Eşitlik ve Özgürlük” sesleri arasında piyano başında bir kadın görürüz. Eserini yorumlayan. 

Chopin'in müziği, müzik piyasasındaki konumu, politik ayaklanmalarla olan ilişkisi, hayat aşkı ve erken ölümü, onu Romantik çağın önde gelen figürlerinden birisi yaparken. Asırlara sonraya uzanacak bir kulvar yaratmıştır. Besteleri hâlâ popüler olarak kullanılmakla beraber, birçok film ve biyografinin de konusu olmuştur.

Müzikseverler kaçırmazda.

Chopin’i böyle güzel oyunculukla, bire bir aynı yaşıt Erik Kulm ile birebir yaşamaya hazır imkân varken, izleyiniz.

Teşekkürler BirFilm

Teşekkürler CKM Sİnemamız

Herkes Chopin olamaz.

Ama iki Chopin var insan yanı ve her şeye rağmen besteci yanı.

Rağmenlere rağmen

CHOPİN’i izleyin, lütfen.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız