Satışa gelmenin Amerikancası
Suriye’de, Suriye Demokratik Güçleri fena halde hayal kırıklığına uğradı. Suriye topraklarında özerk ya da bağımsız bir Kürdistan kurma hayalleri suya düştü. Bunun kadar önemlisi de Şam’da Ahmet El Şara liderliğindeki HTŞ hükümetinin ABD’yle işbirliği içinde , cihatçı katil sürüsü IŞİD elemanlarının Irak’a gönderileceklerini açıklaması Mazlum Abdi komutasındaki SDG güçlerinin elindeki son kozu da kaybettirdi. SDP ve Mazlum Abdi, kendilerine tehdit oluşturan IŞİD’le mücadeleyi önemli koz olarak kullanıyordu. Bu da bitti. Arap aşiretlerinin IŞİD tehlikesi geçiştirildikten sonra desteklerini geri çekmeleri SDG için büyük darbe oldu.
Kandil’in liderlerinden Murat Karayılan, bütün bu olanlardan sonra acı dolu bir tepki gösterdi. Dedi ki:
“Bu ne anlama gelmektedir? Bu devletler (ABD ve koalisyon güçleri) demek ki sadece kendi çıkarlarına bakıyor. Verilen sözlerin bir anlamı yokmuş. SDG seferberlik ilan edecek. Tüm dünyaya bir ulus olduğumuzu, bir olduğumuzu göstermeliyiz.
“Türkiye sahada aktif rol oynadı. Savaş uçaklarıyla, keşif uçaklarıyla bu savaşın içindeler. Askerlerini bile farklı adlar altındaki çete gruplarıyla sahaya sürüyorlar. Türk yetkililer bizim çocuk olmadığımızı bilmelidir.”
Öte yandan İngiliz yayın kuruluşu BBC’nin haberine göre ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack sosyal medya X hesabından yağtığı açıklamada şunları yazdı:
“O zamanlar, işbirliği yapılacak işlevsel merkezi bir Suriye devleti yoktu. Esad rejimi zayıflamış, tartışmalıydı; İran ve Rusya ittifakları nedeniyle IŞİD’e karşı uygulanabilir bir ortak değildi. Bugün durum tamamen değişti. Suriye artık IŞİD’e karşı uluslararası koalisyona katılan bir merkezi hükümete sahiptir.
“Bu, artık ABD-SDG ortaklığının varlık nedenini değiştiriyor. SDG’nin sahada IŞİD karşıtı birincil güç olma amacı büyük ölçüde miadını doldurdu.Çünkü Şam artık IŞİD hapishanelerinin ve kamplarının kontrolü de dahil olmak üzere güvenlik sorumluluklarını üstlenmeye hem istekli hem de hazır durumda.”
Bu işler böyledir, Kürt kardeşim. Sen 2015’ten beri ABD’yle işbirliği halinde Suriye topraklarında özerk ya da bağımsız bir yapı kurma hayali gördün. Sandın ki Suriye’de, kontrolun altında olduğunu sandığın bölgedeki enerji kaynakları sana teslim edilecek. Oralarda istediğin gibi at koşturacaksın. Ama tarihten beri büyük güçlere sonsuz güvenip onların isteklerini sorgusuz sualsiz yerine getirenlerin sonunda nasıl hayal kırıklığına uğradıklarını hala öğrenemedin mi? Osmanlı İmparatorluğu dönemi ve Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki Kürt isyanlarına girecek değilim. Sadece yakın geçmişi hatırlatmak yeter. Örneğin İran topraklarında kurdurulan Mahabad Cumhuriyeti’nin akıbetini? Orada Iraklı ağababan Molla Mustafa Barzani’nin nasıl hayal kırıklığına uğradığını? Sonraki yıllarda, 1970’lerde sığındığı İran’ın Şahı Rıza Pehlevi’nin Irak Lideri Saddam Hüseyin’le anlaşıp Barzani’yi nasıl ortada bıraktığını? Barzani’nin ABD’de bir hastanede 1979 Mart’ında nasıl kahrından öldüğünü?
Dönelim Türkiye’ye... Suriye’de son yaşananlar 15 aydır bizleri meşgul eden “terörsüz Türkiye” masalının son cümlelerinin yazılmakta olduğunu gösteriyor. Hele SDG’nin, “Suriye’ye tam entegrasyon” anlaşmasıyla ABD ve Şam Yönetimi tarafından ortada bırakılması bizim Kürt milliyetçisi DEM’li kardeşlerimizi ve “ulu önderleri” Abdullah Öcalan’ı ne yapacaklarını bilemez duruma getirdiği anlaşılıyor. Benden sizlere bazı bilgiler. Washington kulislerinden aldığım bilgilere göre oralarda ilginç konuşmalar yapılıyor. Örneğin, Washington’da kimileri Öcalan’ın, yıllardır tecrit altında olması ve yaşının hayli ilerlemesi nedeniyle yeni dünyanın gerçeklerini okuyamadığını konuşuyor. Daha da öte Selahattin Demirtaş’ın artık cezaevinden çıkıp siyasete girmesinin zamanının geldiğinden söz ediyor.
Ayakların suya ermeye başladı mı Kürt kardeşim?