İstanbul
Parçalı bulutlu
10°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,3614 %0.23
50,9525 %0.04
6.878,55 % 0,59
89.175,30 %-0.91
Ara

Kader çizgisi

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Kader çizgisi

Tüm karanlıklar içerisinden, daim ışığı önce kendinden doğurmasını bilen Semiha Berksoy.

Mükemmeliyetçi, çalışkan, özgün, yaratıcı ama onu çoğunluktan ayıran özelliği ile önce hümanist, pati dostu…

En çok VEFAKÂR!

TÜM RENKLERİN ARYASI

İstanbul Modern de düzenlenen ve Eylül 2026 tarihine kadar açık olacak sergide. KIPKIRMIZI Ateş Kuşu Semiha Berksoy’n, kulisinden öteye, yüreğine girecek ve nerede, ne ve niçin yaptığını anlamaya çalışacaksınız.

Bu sergi şöyle böyle, birkaç saat ile değil belki ayda bir, iki kez bir eserin önünde tüm derlenmiş ve sıraya dizilmiş kompozisyonlardan bir özet çıkaracaksınız.

Mesela beni en etkileyen –Kader Çizgisi-dediği alanda, SANATÇI VE AYDIN Semiha Berksoy’n sorumluluk alma altındaki gücünü, başkasının dertlerini de dert edinmekten çok öteye götüren capcanlı yüreğe tanıklık edeceksiniz.

Mesela Nâzım Hikmet. Mesela Fikret Mualla. Mesela Cahide Sonku.

Sanatçı dediğin kaprisli mi olur, yoksa önce insan olup gerektiği yerde inisiyatif kullanabilen kişi midir?

Değerli büyüğüm, sırdaşım, dostum, kızı, alanında bambaşka efsane Prof. Zeliha Berksoy’dan öğrendim. Bu tablosunda karanlıklar içerisinde ama içindeki yaşam sevincini, yüreğim atıyorsa ve varım, diyen 1969 yılına dair tablosu. Bu seri altmışlar ve yetmişler olarak devam ediyor.

Ay keşfedilmiş ama Semiha Berksoy’nun karanlığındaki Ay Aışığı ileriki yıllarda kendini gösterecek.

GÜÇLÜ KADIN VE SANATÇI

Kendi başına yurt dışı sergilerinin kreatörlüğünü üstlenmiyor. Üretmek kendine, topluma ve elbette önce ailesine olarak yansıyor.

Türkiye Cumhuriyetinin ilk kadın Opera Sanatçısı, Özsoy Operası ve tarihi kazanımlar içinde çok büyük bir yeri olan, tam bir Cumhuriyet Kadın profilinin kızı da,

Türkiye’de Bertolt Brecht dediğimizde, onun adını zikretmeliyiz! Elbette başka pek çok şeyi.

Semiha’nın kızının, kendisinden eksik olacağını düşünmek abest ile iştikal olur. Annesinin meşalesini yıllardır yeni gençler için -Semiha Berksoy Opera Vakfında- düzenleyerek, kıvılcımı ateşe döndüren, Prof.Zeliha Berksoy da tıpkı annesi gibi güçlü bir kadın.

En zor şartlarda tiyatro yapmış, rahmetli Genco Erkal’dan- Ferhan Şensoy’a toplum sanatı ve en başta sanatın yücelmesi noktasında temelleri oluşturmuşlardır.

Bunları neden aktardım, çünkü sergide Prof.Zeliha Berksoy’n Brecht oyununda kullanılan ve çarşaf üzerine çalışmasını bulacaksınız.

21 Ocak 2026 tarihindeki basın toplantısında iş ve özel hayatta da çok disiplinli olduğunu ifade eden Prof.Zeliha Berksoy, İstanbul Modern bünyesinde yılın ilk sergisinde bu kadar güzel şekilde düzenlenmiş, içselleştirilmiş çalışmanın mutluluğun yaşıyor. Çünkü Prof.Zeliha Berksoy’n önceliği önce annesine layık olmaktır. Ananesi kadar güçlü üç kadınında, kuşaklar arasında hayata, topluma ve sanata kattıklarına baktığınızda; ayakları üzerinde duran, kendini savunan, dürüst-ahlaklı-vicdanlı, yalın ve mağdur kadının yanında olduğunu bulursunuz.

Rehber eşliğinde gezdiğinizde belki tüm damıtımlardan sonra en büyük hazzı alacaksınız. Ben çok şanslıyım çünkü yıllardır iç içe acı, mutluluk ve en çok ülkemize dair paylaşımlarda bulunuyoruz, değerli Zeliha Hocam ile.

Asiye Nasıl Kurtulur’n Zeliha’sı ve binlerde oyunun… Çocuğunu annesine bırakıp, o yoğun provalarda biricik annesi Semiha Beksoy ile yaşanan ateşi düşünemiyorum.

Sonrasında ve sahne!

Berksoy Ailesinde perde hiç kapanmaz. Evlerine girerken artık size kalmış hissiyatınız, kulise mi yoksa sahneye mi giriyorsunuz.

Perde oradadır.

Nazım Hikmet’n annesi Celile Hanım’n tablosu hemen girer girmez, Hoş geldiniz, der.

Asalet, görgü, birikim, donanım, anne, sanatçı ve emaneti taşıyan değerimiz.

Zeliha Berksoy sizi kucaklar.

Yıldızın parladığı anlar vardır ama onların yıldızı Tanrıdan torpillidir. Bedelini ödeyerek hak etmişlerdir çünkü.

İki güzel kadının birbiri ile bütün anne-kız ve gelen torun ile perçinlenen yaşam hikâyelerinde bir ülkenin tarihsel gidişatına tanıklık edersiniz.

Divaların Diyarında, bu eşsiz sergi sizlere bildiğiniz sergilerin dışında bambaşka bir ufuk açacak.

O da başta Semiha Berksoy’un yaşam sevincinden, nesilden nesile önce kızı Zeliha Berksoy ve oğlu Oğul’a aktarılmış, ağır bir sorumluluk.

Kader çizgisi bölümünde insanların kaderlerinin nerede değiştiğini gösteriyor,Semiha Berksoy. Herkesin Nazım Hikmet yahut Küçük Prens olarak tanımladığı, Mavi Gözlü Sarışın olarak resmettiği küçük çocuğun, basın toplantısı gezisinde Cem Sultan’ı nakşetmiş sıra dışı Semiha’nın buruk yüreklerin temsiliyetini bulacaksınız.

Kimisinde rahmetli Tiyatro ve Sinemada belki en çok Kral Lear’da Cünet Gökçer’i bulacaksınız.

Yer yer Aspendos Tanrılara beyaz çarsaflar üzerinden bakabilecek.

Çok yönlü sanatçı Semiha Berksoy’n Operayı hiç bırakmasa da diğer sanatsal disiplinlere yolculuğunda içinde gizli büyüttüğü, birkaç kişinin paylaşımından öteye gitmeyen gizli yaptığı resim çalışmalarının böyle güzel organizasyonla buluşuyor olmanın gururunu yaşayacaksınız.

Dün gibi anımsıyorum, Türkiye’nin ilk primadonnası Semiha Berksoy’n Louvre Müzesinde sergilenecek tablolarının heyecanını benimle paylaşan sevgili Zeliha Hocamın güzelliğini.

Beni hep etkilemiş olan “Ay Işığında Aşk” tablosu, 2019 yılında içlerinde: Dali,Miro, Chagall gibi isimlerle “Ay” sergisinde yer almıştı.

Açılış günü bunu ve gelmiş geçmiş tüm deha sanatçıları düşündüm. Üretkenlikteki yalnızlıklarını ve ülkemizi düşündüğümüzde de zorlukları.

Sergiyi gezdikten sonra ya da tıpkı Semiha Berksoy’un heyecanı gibi üç kat asansörler dolu ve bulamazsam diye koşup, bu sergi için hazırlanan hediyeliklere yönelişimi.

İşte -Ay Işığında Aşk- tablosunun bir broş şeklinde kompozisyonu ve daha pek çok şey İstanbul Modern hediyelik bölümünde bulabileceksiniz.

Demem o ki, artı plus değil!

Artı artı üstüne…

Dünya ayaklarınıza gelmiş.

Kurtuluş Savaşı, Kurtuluş, Sanat, Medeniyet, Temsiliyet, Devir Teslim ve eserler…

Hepsi sanatçı dostları, sevenleri ve tarihimizi görmeyi bekleyenlere hazır ve nazır.

Artık siz oyuncu mu?

Ressam mı?

Arkeolojik kazı yapan mı?

Anne ve en çok anane, Semiha Berksoy’mu?

Yoksa ilk Primadonnamızın kıpkırmızı yüreğinde bir soluk alıp etrafa bakıp;

Bu dünyadan geldik-geçiyoruz,

Biz neyiz?

Ne yapıyoruz? İçselliğini mi göstereceksiniz.

Bu sergiyi en ince ayrıntısına kadar gezenlerin hissedebileceği bir gerçeklik olarak çıkıyor.

İstanbul Modern’ e teşekkürler ama elbette “Kendine bak! Renklerle kal’” diyen sponsor Flormar’a.

Ve Semiha Berkoy, ne güzelsin!

Kızın da senin kadar!

Işığın bol olsun!

Prof.Zeliha Berksoy’nda ömrü huzurlu ve bol olsun!

Sanatla!

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *