“Barışçı” Trump’dan Norveç’e tehdit
ABD’nin kaçık Başkanı Donald Trump’ın önüne gelene saldırmasını engellemek artık mümkün değil gibi görünüyor. Adam zapt edilemez bir deli. Kendini en barışsever ilan edip Nobel Barış Ödülü’nü almaya hevesleniyor. Alamayınca da oyuncağı kırılmış çocuk gibi sağa sola saldırıyor.
Biliyorsunuz, Venezuela’nın sözüm ona muhalefet lideri olan Maria Corina Machado denen kadın, Nobel Barış Komitesi’nin kendisine layık gördüğü 2025 yılı barış ödülünü kalkıp Trump’a verdi.
Gelişmeler şöyle oldu:
Venezuela’da merkez sağ muhalefet Vente Venezuela Partisi’nin lideri olan Machado, 2024’teki başkanlık seçimlerine adaylığını koymak istemiş, ancak şu anda ABD’de tutuklu olan ülkenin eski diktatörü Nicolas Maduro tarafından engellenmişti. Trump Yönetimi’nin de desteğiyle, Venezuela’ya demokrasi getirme kılıfı altında Maduro’ya karşı sert bir kampanya yürüten Machado, her nasılsa Norveç’teki Nobel Barış Komitesi tarafından “yılın barış havarisi” olarak ödüllendirilmişti.
NOBEL KOMİTELERİNİN KRİTERLERİ
Burada bir parantez açıp Nobel Komiteleri’nin ödül kriterlerine bir göz atmamızı isterim. Norveç merkezli Barış Komitesi’ne hiç gitmedim, ancak Stockholm merkezli Edebiyat Komitesi ve başkanını ziyaret etmişliğim var. Dünyaca çok ünlü komiteler tarafından verilen ödüllerin doğruluk dereceleri ve saydamlıklarını hep sorgularım. Pek çoğu şaibeli çıktığı için içimde her zaman şüphe uyanır. İkibin yıllarının başıydı. Nobel Edebiyat Komitesi’nin o zamanki başkanı Sture Allen’i, Stockholm’un eski şehrinin dar sokaklarının birinde, izbe bir binadaki ofisinde ziyaret etmiştim.
Görüşmemizde Sture Allen’e ödül verme kriterlerinin neler olduğunu sorduğumda bana sadece, “Ömür boyu yapılan çalışmalar ve elde edilen başarılardır,” diye cevap vermişti. Ancak, kriterleriniz nedir, diye üstelememe rağmen sorularımı geçiştirmişti. Yani adam demeye getirmişti ki:”Bizim istediğimiz olur. Bunu tartışmak bile abes.”
Anlaşılan Machado’ya verilen ödül de geçiştirilen afaki ya da biz istedik oldu kriterlere dayanıyor.
Dönelim Nobel Barış Ödülü’ne... Bu Machado, yıllardır Nobel Barış Ödülü’ne heveslendiğini bildiği kaçık Trump’ı geçen hafta Beyaz Saray’daki Oval Ofis’te ziyaret ederek ödülünü ona armağan etti. Yalakalığın tavan yaptığı bir olay!
Trump da hiç utanıp çekinmeden Machado’ya verilen Nobel Barış Ödülü’nü büyük bir sevinçle kabul edince kıyamet koptu.
Oslo merkezli Nobel Barış Komitesi, ödülün kişiye özel olduğunu ve bir başkasına devredilemeyeceğini açıkladı. Ama Trump bu. Ruh ikizi olduğu anlaşılan Machado’nun armağanını hiç yüzü kızarmadan geri vermeyi reddetti. Bizim kaçık ABD Başkanı bununla da kalmadı. Norveç Başbakanı Jonas Gahr Store’ye tehdit dolu bir mektup gönderdi. İngiltere’de yayınlanan The Guardian gazetesinin haberi şöyle:
“Trump, mektubunda Store’ye şöyle hitap ediyor: ‘Ben ki tam sekiz savaş engellemişim, buna rağmen ülkeniz bana Nobel Barış Ödülü’nü vermeyi reddettiği için ben de kendimi artık barışa adamaktan vaz geçtim. ‘
“Store ise Oslo’da yayınlanan VG adlı gazeteye yaptığı açıklamada şu ifadeyi kullanıyor: ‘Bu mektup, kendim ve Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb adına gönderdiğim kısa mesajdan sonra elime geçti. ‘ Gazeteye göre Store, Trump’a, Norveç Hükümeti’nin Nobel Barış Komitesi’nin alacağı kararlara karışmasının mümkün olmadığını, komitenin tamamıyla bağımsız bir yapısı olduğunu mektubunda belirtmiş.
“Öğrenildiğine göre Trump ise Store’ye gönderdiği mektupta şu ifadeleri de kullanmış: ‘Danimarka Grönland’ı Rusya ya da Çin tehdidine karşı koruyamaz. Böyle bir gücü yok. Hem Danimarka kim oluyor da Grönland’da hak iddia ediyor? Elde hiç bir resmi belge yok. Danimarka yüzyıllar önce Grönland’a gemi gönderip orayı ele geçirdiğini söylüyor.
“’Ben, NATO’nun kuruluşundan beri örgüte en çok yardım eden Başkanım. Şimdi de bana yardım etme sırası NATO’da. ABD Grönland’ı ele geçirmedikçe dünya güvenli bir yer olamaz. ‘”
Bu Trump denen adam gerçekten kafayı yemiş olmalı ki böyle bir mektup yazmış. Başkanlığı süresince sekiz savaşı engellediğini söylüyor. Bunlar hangi savaşlar acaba? Seçim kampanyasında Ukrayna Savaşı’nı bir haftada sona erdireceğini söylemişti. Aradan bir yıldan fazla zaman geçti, savaş devam ediyor. Gazze’nin yerle bir edilmesinde İsrail’e destek verdi. Yetmedi, Suriye’nin alt üst oluşunda ağırlıklı parmağı var. İran’a savaş açmasına neredeyse ramak kaldı. Sonra da kalkıp Arnavutluk’la Ermenistan arasında barışı sağladım, diye böbürlenerek elalemin maskarası oluyor.Ülkesinde, özellikle Latin Amerikalı göçmenlere karşı sert bir saldırı başlatmışken Göçmen Bürosu (ICE) elemanlarının insanları öldürmelerini teşvik ediyor. Sadece kendisi değil, yönetime getirdikleri de Trump, vur, deyince öldürüyorlar. ABD bir yıllık Trump yönetiminde, tarihinde hiç olmadığı kadar iç savaşın eşiğine geldi.
Bu yazdıklarımı okurken gülebilirsiniz ama Trump denilen bu kaçık dünya barışı için çok ciddi tehdit. Adam bir şekilde durdurulmadığı takdirde olacakları düşünmek bile istemiyorum.