İstanbul
Parçalı bulutlu
11°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,6229 %0.18
51,4987 %0.19
6.832,47 % 1,48
65.632,06 %-8.143
Ara

Ateşim var külüm yok

YAYINLAMA:
Ateşim var külüm yok

“Ateşim var külüm yok,

Bülbül oldum, dilim yok” gibi bizim havalar, hiç değil!

Bildiğiniz, Ateş ve Kül ki, hem de nasıl kül! Külden sonra dirilebilene, bravo!

Çünkü karşımızda, James Cameron var.

Ne de olsa kendisi “Avatar” evreninin kurucusu. Senaryo ve yönetmenlik dışında henüz ilk başlarda olduğu gibi doğa anaya saygıda, bakınız erkeğe dair hiçbir belirti yok. Erkek burada istilacı ve erkeğe dönüşen kadın da yitik.

KÜL HALKI

Zaten Avatar: Ateş ve Kül, üçüncü seride üç bölüme ayırdığı “Kadın Liderler” üzerinden konuyu alarak, ilerinin liderlerinin, kadınlar olabileceğinin altını çizmekte.

O nasıl küldür? Bir filmde, bir karakter Kül Halkı ve KadınLideri –Mangwank Klanı-Varank (Oona Castilla Chaplin) Fashion ekranlarından bir manken gibi süzülüp, kendisini –Ateş, ülkesini yakıp yıktığında sesini duyurmadığı; duymadığına, görmediğine ve de sevmediğine inandığı Tanrı, Doğa Ana, Yaratıcı. James Cameron, üçüncü seride EYWA olarak adletmekte olduğuna, karşı gelir. Ve kötülüğün yani içimizdeki şeytanın tarafında olur. İlkel kabile alanlarından, hırçınlaştıkça zombi olan, bizdeki gibi Bolu beyine selam söyle diyen Köroğlu, edası da yok üstelik.

-Silah icat oldu, mertlik bozuldu” Bozuldu ise bozuldu!

Ben daha çok ateş istiyorum ki küle çevirebileyim! Tanrının beni tanımadığı yerde, ben kendim Tanrı olurum ve istediğimi özgürce yapabilirim, anlayışı ile kötülüğün en büyük temsilcisini sunmakta. Muhteşem oyunculuk.

Gerçekten siyah ve kırmızı rengi bir arada görmekten tiksindim. O derece.

HAVASIZ YAŞAYAMANLARIN SIĞAMADIĞI DÜNYAYI KATLEDİŞİ ve GALAKSİDE BAŞKA İSTİLALAR

İnsanlık, kendi işgalciliğinden bir türlü kurtulamıyor. Kurtulmakta istemiyor, kötüler fikirlerine girince ve onlarda teşne oldukça.

Hal böyle iken bir tarafta Sully (Sam Wortington) karşısında eski amiri Colonel Miles Quaritch (Stephen Ling) ile yarı insan, yarı dönüşmüş varlık olarak hangi tarafta olduklarının yansıması ile sunulur. Pandora kıyısındaki Metkayina klanında sığınak bulmaya çalışan boyları 3-4 metre ve doğayla uyum içinde yaşayan. “Görmeyi” seçen, mavi tenli, akıllı ve insansı görünümlü ama kuyruklu, kabile kültürüne uyumlu canlılar saldırıya uğramadıkları sürece barışçıl tutum içinde yaşamaktalar.  Burada yaşayan Na’vi halkı ve Ana Tanrıça, Eywa ile sürdürdükleri bir yaşamda,  burada ikinci Kadın Lider olarak tam bir savaşçı olduğunu, ölmek üzere iken bile eşini yalnız bırakmayan Neytiri ( Zoe Saldana) olarak görmekteyiz.  Atmosferi insanlar için zehirli olan Pandora da farklı olan Spider’dir (Britain Dalton) ve onu seven içinde mucize taşıyan Tsireya (Bailey Bass)’n kendisine Maymun Çocuk olarak hitabı, insan yani hava soluyan olmasıdır. Film içinde havaya muhtaç ama istediğinde bir insanın neler yapabileceğini, insan doğasında gösterir, yönetmen.

İki güzel ve ödüllü oyuncuları ise Kiri olarak (Sigourney Weaver) ve Ronal olarak (Kate Winslet) karşımıza çıkmakta.

3. lider kadın ise askeri kısımda yer alan Kadın General Ardmore olarak Edie Falco’yu görmeteyiz.

Avatar (2009), Avatar: Suyun Yolu (2022) ve şimdi de üçüncü kez, üç kadın lider üzerinden geliştirdiği versiyonu ile takdir edilesi James Cameron, Doğa’ya inanmayan, geliştirdiği teknolojilerle Doğaya hükmedebileceğini sananların bir gün yanılacağını bir kez daha ısrarla hatırlatıyor.

Kül olmaya devam mı edeceksiniz?

Yoksa ayılıp, silkelenip sadece kendisine zarar geldiğinde artık masumiyetini korumayacak olan doğanın cevabını almaya hazır mısınız?

Yönetmenin Titanic’ten sonra üç saat  on yedi dakika ile en uzun filmi ve bu film ile birlikte, içinde eşsiz müziklerin yaratıcıları: Simon Franglen ve Miley Cyrus’u da alkışlamak gerekiyor.

Ödüle elbette değer.

İçerdiği anlam gereği zaten pek çok sessiz dillerinde sahibi, temsilcisi özelliğini korumakta.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *