Nursun Erel
[email protected]
Paris günlüğü 3
“Bugün biraz erken çıkayım da yol alayım” dedim ama şanssızlık işte, yanımdaki “tek ayakkabım! ” izin vermedi, üst bandı kopmasın mı? -E, ne yapacağım şimdi? Yürümek mümkün değil, bir bant bulsam da yapıştırsam mı acaba? Olmaz ki, tutmaz, belki dikilebilir, ama o kalın bandı dikmek kolay mı?
Paris günlüğü 2
-Paris eski parlaklığını yitirmiş de biraz solmuş mu ne? Parislilere bakarsanız bunun sorumlusu sosyalist belediye başkanı Anne Hidalgo, e, peki, üst üste seçim kazanmasına ne demeli? -Hmmm!
Paris günlüğü 1
Paris’e gelişlerin sayısını unuttum, bu kentin beni böylesine ve sürekli çekmesindeki en büyük etken sevgili “yarım asırdan fazladır arkadaşım” Ayşegül… O kadar eskiye dayanan anılarımız var ki… Yaşamda acı-tatlı ne varsa, hep paylaştık. Pandemi sonrası ilk dış seyahatim!
"Turgut Özal 2 yıl kiracımdı, kirayı hiç aksatmadı”
Sansür yasalarıyla “terbiye edilmek istenen” gazeteciler, sektördeki sorunlar da eklenince acaba cenderede mi yaşıyor? Neler hissediyor? Kimileri “Bugüne değin böyle baskı yaşanmamıştı” diyor ama bir de deneyimli bir gazeteciden geçmişi dinleyelim ve bugünlerle karşılaştıralım mı? Ne dersiniz?
Bir balina öyküsü
-Ernest Hemingway’in “İhtiyar Balıkçısı”nı okumuşsunuzdur değil mi? En azından filmini gördünüz… İhtiyar balıkçıyı açık denizde tek başına saatler hatta günler boyu uğraştıran, av olmamakta uzun süre direnen dev canlı, bir “kılıç balığı” idi. Bizim öykümüzdeki balık ise balina.