Nursun Erel
[email protected]
Cennetin anahtarı kimdeydi?
Bir “taşralı” olarak İstanbul’a işimiz düştükçe yılda bir kaç kez gider, ardından kimilerinin “büyük köy” dediği Ankara’mıza, özlem içinde ve “oh diyerek” döneriz. Aslında her ne kadar Yahya Kemal, “Ankara’nın en çok nesini seversin?
"Yakış Davutoğlu’ndan niye özür diledi anlayamadım"
Orhan Pamuk’un kulakları çınlasın, ben de “bir röportaj yaptım, bütün mesaim değişti” desem yeridir. Malum, eski Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış’la konuştuğumuz süreç, döndü dolaştı, kendisinin eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’ndan özür dilemesi ile sonlandı. (*) Bana,-Yahu, sen niye üstüne alınıyorsun?
Gizlenen tutanaklar…
Bu pazar gününü serin bir köşe bulup yeşil çimenlere uzanarak ya da Ege’nin berrak sularında kulaç atarak geçirmek ne güzel olurdu ama şimdi bu hayalleri bırakıp sizinle ciddi konularda biraz dertleşsek mi? Ne dersiniz?
Ne gemiymiş…
Brezilya ile Türkiye birbirine ne çok benziyor. Şu son “asbestli gemi” olayı bunu kanıtlamadı mı? Önce Brezilya’da tartışılan konulara bakalım:-Bu 12 milyon dolarlık gemi, nasıl oldu da 2 milyon dolara Türk firmasına satılabildi?
“Cennetten gelen!” tatlı
Bu resim (*) yıllar önce İran’la savaş sırasında ölen askerlerin anısına yapılan “Şehitler Anıtı”nın önünde Bağdat’ta çekilmişti… -Ne kadar zarif bir yapı değil mi?