Mustafa Tiğrek
[email protected]
Bir aşk hikayesinden, gerçek belediyeciliğe…
Önceki yerel seçimler (2019) çok daha renkli ve heyecanlıydı. Film tadındaydı. Aşk, gerilim, aksiyon, gizem … Yok yoktu. Bu seçim bir devam filmi gibi. Sıkıcı ve sönük olan çoğu devam filminin kaderine ortak sanki. Filmi yarıda bırakıp çıkasınız var.
Nazım Hikmet şiirlerinin satır aralarında; kadın
“…Sıcaktı. Bulutlar doluydular,bulutlar boşanacakboşanacaktı. O, kımıldanmadan baktı, kayalardaniki gözü iki kartal gibi indi ovaya. Orda en yumuşak, en sert en tutumlu, en cömert,en seven,en büyük, en güzel kadın :TOPRAKnerdeyse doğuracak doğuracaktı.
Ben var ya… Aydınlandım
Aydınlanmamı, Acun Ilıcalı’nın kısa bir videosuna borçluyum. Acun Ilıcalıyı tanımam etmem. Programlarını izlemem. Popüler biri… bu sebeple zaman zaman gözüm ilişir. Alakam bununla sınırlı. İnsan; hangi konuda, nerede, ne zaman, nasıl aydınlanacağını bilemez.
Benden Belediye Başkanı olmaz
Belediye Başkanı seçilirsem, elimden geleni yaparım tabii. Hatta çok kişiden de iyi yaparım. Ama seçilmek için önce aday olmak gerekiyor. Bende adaylık vasfı yok. Adım soyadım müsait değil.
Ben, başıma gelen felaketlerle, bahtiyarım
Nasıl bir coğrafyada, nasıl bir ülkede yaşıyorsak artık… Doğal olsun, siyasi olsun, ekonomik olsun her felaket, her olumsuzluk; bizi mutlandıran bir neticeye dönüşüyor. Mesela depremde evi başına yıkılan vatandaş “İyi ki yıkıldı. ” diye mutlu olabiliyor.