Mustafa Tiğrek
[email protected]
Beni depremle korkutup, oyumu istiyorlar
Zaten korkuyorum. İstanbul’da yaşayan herkes gibi…Bilim insanları, gazeteciler, kanaat önderleri, tartışma programlarında her şeyi bilen yorumcular… İstanbul’un nasıl yıkılacağını, evimizin başımıza nasıl çökeceğini, mütemadiyen anlatıp duruyorlar. Evim yok ama borcum da yok.
Bir aşk hikayesinden, gerçek belediyeciliğe…
Önceki yerel seçimler (2019) çok daha renkli ve heyecanlıydı. Film tadındaydı. Aşk, gerilim, aksiyon, gizem … Yok yoktu. Bu seçim bir devam filmi gibi. Sıkıcı ve sönük olan çoğu devam filminin kaderine ortak sanki. Filmi yarıda bırakıp çıkasınız var.
Nazım Hikmet şiirlerinin satır aralarında; kadın
“…Sıcaktı. Bulutlar doluydular,bulutlar boşanacakboşanacaktı. O, kımıldanmadan baktı, kayalardaniki gözü iki kartal gibi indi ovaya. Orda en yumuşak, en sert en tutumlu, en cömert,en seven,en büyük, en güzel kadın :TOPRAKnerdeyse doğuracak doğuracaktı.
Ben var ya… Aydınlandım
Aydınlanmamı, Acun Ilıcalı’nın kısa bir videosuna borçluyum. Acun Ilıcalıyı tanımam etmem. Programlarını izlemem. Popüler biri… bu sebeple zaman zaman gözüm ilişir. Alakam bununla sınırlı. İnsan; hangi konuda, nerede, ne zaman, nasıl aydınlanacağını bilemez.
Benden Belediye Başkanı olmaz
Belediye Başkanı seçilirsem, elimden geleni yaparım tabii. Hatta çok kişiden de iyi yaparım. Ama seçilmek için önce aday olmak gerekiyor. Bende adaylık vasfı yok. Adım soyadım müsait değil.