Ben böyle gönüller yakıcı bestenigarım
Konstantin Krepano Efendi’nin sahibi olduğu Dersaadet Tramvay Şirketi’nin Beyazıt-Şehzadebaşı hattındaki günün son seferini yapan atlı tramvay da boğuk nal sesleri ve zil kampanaları ile geçtikten sonra konak derin bir sessizliğe büründü.
Gözleri tamamen kapalı
Boğuk bir gong sesi duyuldu. Işıklar yavaşça karardı ve maskeli balonun ilk dansı başladı. Kırmızı, mavi ve sarı damalı elbiseler giymiş olan müzisyenler, eski tarz bir aryayı yine eski dönemlere ait çalgılarla çalıyorlardı. Dans eden kadın ve erkeklerin yüzlerinde ürkütücü maskeler vardı.
“Aşk örgütlenmektir abiler”
Aynada boyunbağını sıkılarken, göz ucuyla pencereden dışarıya baktı. Devlet kayıtlarında adı “lojman” olarak geçen bu tek katlı, iki odalı minicik evin bakımsız bahçesine ilişti gözü.
Lütfen sessiz olur musunuz? Lütfen.
Doktorun odasındaki bekleme yerinde oturuyorum. Oysa ben şu anda evimin salonunda olmak istiyorum. Karım kanepede uzanmış. Pembe geceliğinin önü iyice açılmış. Şehvet uyandıran baldırları görünüyor. Şiir yazıyor. Karımın yılda iki kez şiir yazdığını size söylemiş miydim? İçkim bitiyor.
Küçük Prens ve Çiçekler
Milyonlarca yıldır çiçeklerin dikenleri var ve milyonlarca yıldır koyunlar çiçekleri yiyorlar. Çiçeklerin hiçbir işlerine yaramayan dikenleri neden büyüttüklerini anlamaya çalışmak gereksiz bir şey mi?