Son yıllarda moda dünyasında dikkat çeken yeni bir trend yükselişte: Markalar yalnızca kıyafet satmakla yetinmeyip yeme-içme alanına da giriyor. Bu akıma katılan son isim, sportif şıklığın simgelerinden Lacoste oldu.
Fransız marka, ilk kafesini Paris’te açarak klasik mağazacılık anlayışının dışına çıktı. Yeşil ve beyaz tonların hâkim olduğu mekânda, Lacoste’un ikonik timsah logosu ve sportif çizgisi mimariden sunumlara kadar her detayda hissediliyor.
Yaklaşık 100 metrekarelik alanda kurulan kafe, 65 kişilik oturma kapasitesine sahip. İşletme tarafında ise 20 yıllık deneyimiyle bilinen Giraudi Grubu ile iş birliği yapıldı.

Menü de marka kimliğine uygun
Lacoste kafesini benzerlerinden ayıran en önemli detay ise menüsü. Tatlılar, kahveler ve imza içecekler, doğrudan markanın kimliğiyle tasarlandı. Menüde “Timsah Suyu” adlı özel içecek, timsah formunda kurabiyeler ve timsah desenli fincanlarda servis edilen kahveler dikkat çekiyor.
Bununla da sınırlı kalmayan kafe, özel tasarım porselen takımlar ve tekstil ürünleriyle alışveriş deneyimini yeme-içme alanına taşıyor. Lacoste’un bu hamlesi, markanın yalnızca bir moda devi değil, bütüncül bir “yaşam tarzı” markası olma yolunda ilerlediğini gösteriyor.