Utku Şenel yazdı:

İklim göçleri gerçek bir tehlike ve kapımıza dayanıyor

  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
İklim göçleri gerçek bir tehlike ve kapımıza dayanıyor
Abone ol

Göç dalgası denince hepimiz ürperiyoruz. Zira özellikle Türkiye Ortadoğu’daki savaş ve şiddetten kaçan insanların ilk durağı. Türkiye 2020 yılı itibariyle dünyada en çok mülteci ağırlayan ülke konumunda. Toplamda 4 milyondan fazla mülteci Türkiye’de yaşıyor. Mültecilerin toplam nüfusa oranı ise yüzde 4. Bu oran Birleşmiş Milletler’in açıkladığı bir rapora göre Lübnan ve Ürdün ardından en yüksek üçüncü oran. Bu çok büyük bir tehlike. Başlıca risklerden biri demografik yapının bozulması. Verilere baktığımızda Suriye’den gelen mülteciler toplam 4 milyonun 3.5 milyondan fazlasını oluşturuyor ve Suriye’li kadınların doğum oranı 2.80 iken bu oran Türk kadınlarında 1.9. Bu doğum oranları göz önünde bulundurulduğunda 20-25 yıl içerisinde yeni jenerasyonların kültürel, demografik ve etnik yapılarının değişmemesi içten bile değil. Tüm bunların yanında ülkemize bu yoğunlukta yabancı insanın girmesi, Türk halkının ve genlerinin alışık olmadığı yeni hastalıklarla karşılaşması anlamına geliyor.

Türkiye yeni bir göç dalgasına hazır mı?

Türkiye ve Batı ülkeleri büyük bir iklim göçü dalgası ile karşı karşıya. Ortadoğu ve Asya denince çoğu kişinin aklına ilk olarak savaşlar ve baskıcı rejimlerin geldiğini biliyorum. Benim ise bu bölgeleri düşündüğümde zihnimde beliren anahtar kelimeler; kuraklık, hava kirliliği, gıda güvenliği ve aşırı sıcaklar. Ortadoğu ve Asya bölgelerinde yaşayan insanlar artık bu bölgelerde temel yaşam standartlarını tutturmakta zorlanıyor. Özellikle Pakistan ve Hindistan halkları hava kirliliği ve su stresini en yoğun şekilde günlük hayatlarında hisseden toplumlar. Zaten bölgede yaşanan savaşlar ve politik istikrarsızlıklar sebebiyle yaşam standartları düşen yerel halkın önümüzdeki yıllarda da iklim değişikliğinin getirdiği yaşamsal zorluklar sebebiyle çok büyük bir göç hareketine başlayacağı beklenmektedir.

“Yaşanılmaz” Yaşam Alanları

Bu riskli bölgelerde yaşanan ekstrem hava ve iklim olaylarını birkaç haber ve veri ile açıklamaya çalışacağım. Geçtiğimiz günlerde CNN bir rapor paylaştı ve bu rapora göre dünyanın en kirli havasına sahip 100 şehrinden tam 83’ü Hindistan’da yer alıyor. Bu şehirlerdeki solunabilir havanın kalitesi Dünya Sağlık Örgütü(DSO)’nün belirlediği ideal kriterlerin tam 10 kat aşağısında bir kaliteye sahip. Tabii bu liste sadece Hint şehirleri ile kısıtlı kalmıyor. Dünya genelinde birçok ülke bu eşikleri çoktan aşmış durumda. Aşağıda DSO’nun PM2.5(ince partikül kirliliği) standartlarına göre dünyanın en kirli havasına sahip ülkelerini görebilirsiniz:

  • Bangladeş (79,9 µg/m3) DSÖ PM2,5 yıllık kılavuzunun 15 katından daha yüksektir
  • Pakistan (73,7 µg/m3) DSÖ PM2,5 yıllık kılavuzunun 14 katından daha yüksektir
  • Hindistan (54,4 µg/m3) DSÖ PM2,5 yıllık kılavuzunun 10 katından daha yüksektir
  • Tacikistan (49.0 µg/m3) DSÖ PM2.5 yıllık kılavuzunun 9 katından daha yüksek
  • Burkina Faso (46,6 µg/m3) DSÖ PM2,5 yıllık kılavuzunun 9 katından daha yüksek

PM2.5 kriterini anlatmak gerekirse, bu büyüklükteki ince partiküller hava ile taşınır ve insanlar tarafından solunabilir boyutlardadır. Bu partiküller insanların solunum yollarından hava ile birlikte girer ve bir süre sonra kana karışır. Bu partiküller sayesinde ise kalp ve damar hastalıkları, solunum yolları hastalıkları gibi sorunlar oldukça yaygınlaşır. Uzun lafın kısası, PM2.5 yoğunluğu standartları geçen bölgelerde insanlar zehir solumak zorunda kalır.

Sıcak Hava Dalgaları

Bir yandan hava kirliliği insanların yaşam şartlarını zorlaştırırken sıcak hava dalgalarını da unutmamak gerekir. Küresel ortalama sıcaklıkları her geçen yıl rekor kırıyor. Hatta 2023 yılının Temmuz ayında yirmi dört saat içerisinde rekor iki defa yenilenmişti. Bu sıcaklıklardan en çok nasibini alan bölgelerin başında ise Asya ve Orta Doğu yer alıyor. Geçtiğimiz yaz Hindistan’ın bazı bölgelerinde sıcaklıklar elli dereceyi bulmuştu. Biz evlerimizde, ofislerimizde klimalarımızın altında serin serin otururken elli derece ve üzeri sıcaklıklarda klimalar hem yetersiz kalıyor hem de Hindistan gibi yüksek nüfus yoğunluklu ülkelerde soğutma sistemleri için yeterli enerji altyapısı sağlanmakta güçlük çekiliyor. Statista’nın yayınladığı verilere göre sadece Hindistan’da aşırı sıcaklıklar sebebiyle yaşanan ölüm sayılarını yıllara göre aşağıdaki grafikte görebilirsiniz.

Yukarıda bahsedilen riskler düşünüldüğünde ve önümüzdeki yıllarda bu şartların katlanarak zorlaşacağını öngörerek bu bölgelerden Batı’ya doğru çok büyük bir göç yaşanacağı aşikar. Batı ülkeleri için bu büyük popülasyonun yaratacağı maddi yük ve kültürel farklılıkların yaratabileceği uyumsuzluklar büyük tehlike oluşturuyor. Bu sebeple iklim göçlerini engellemek dünyada çok hassas bir dengenin sağlanması için şarttır. Gelişmiş ülkelerin hükümetleri, önleyici planlarını yaparken en başta bu iklim anomalilerine savunmasız bölgeleri daha dayanıklı hale getirecek ve insanların evlerini terk etmelerine engel olacak politikalar izlemelilerdir. Uygulanabilecek politikaların bazılarını aşağıda özetlemeye çalışacağım:

  • Sağlam bir göçmenlik sistemi oluşturulmalı, özellikle zorunlu olarak göçen insanların adil kontrolünü sağlayan bir sınır kontrol mekanizması yaratılmalı.
  • Ani doğal afetler sebebiyle, nüfusun yoğun olduğu bölgeler daha az yaşanabilir hale geldikçe gelişmekte olan dünya ülkeleri üzerinde daha büyük bir baskı oluşacaktır. Bu nedenle yurtdışında dayanıklı şehirlerin inşasına yatırım yapmak ve insanların bulundukları yerde kalmalarına yardımcı olmak akıllıca olacaktır.

Hükümetler yurtdışında iklim direncini nasıl artırabilir ve insanların bulundukları yerde kalmalarına nasıl yardımcı olabilir?

  • Hassas ülkelerdeki iklim adaptasyonu ile ilgili altyapıyı artırmak için uluslararası kalkınma kuruluşlarıyla birlikte çalışılmalı.
  • Adaptasyon planlarında beş temel alana öncelik verilmeli: gıda güvenliği, su güvenliği, çevresel felaketlere hazırlık, yeşil becerilere yatırım, ve yeniden yerleşim planları.
  • Göç halinde olan vasıflı işçiler için bir çeşit “Yeşil Dönüşüm Vizesi” programı oluşturulmalı.
 

Yorum Yazın