Yasemin Mıstıkoğlu yazdı:

18 ay karanlıkta kalan dünya

  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
18 ay karanlıkta kalan dünya
Abone ol

Bu yılın ilk güneş tutulması bugün. Ülkemizden izlemek mümkün değil bu tutulmayı ama TSİ ile 20.00 itibari ile canlı yayınlar yapılacak elbette. Nereden?  2017 yılından beri tam güneş tutulması yaşamayan ve 2044 e kadar da yaşayamayacak olan ABD’de den. Tam güneş tutulması, Ay'ın Güneş ile Dünya arasından geçmesi ve belirli bir yoldaki tüm güneş ışığını engellemesi demektir. Karanlık sadece birkaç dakika sürecek ama etkisi hiç de o kadar az olmayacak. Sıcaklık düşecek,  hatta kuşlar ve bitkiler alışılmadık davranışlar sergileyecek .

İşte bu birkaç dakikalık karanlık bana yüzyıllar önce yaşanmış bir olayı hatırlattı. Belki de çoğumuz bilmiyoruzdur, bilmemek te çok garip değil aslında. Yaklaşık 1500 yıl öncesinden söz ediyorum. M.S 536 yılında Dünyanın 18 ay karanlığa bürünmesinden söz ediyorum.

Birçok uzman 536 yılının insanlığın en zorlu yılı olduğunu söyler. Kış mevsiminin bitmediği yıl olarak tarihe geçen 536 yılında 18 ay boyunca gündüz olmadı çünkü Dünyada. Güneş karabulutların arkasına saklandı. İşte hemen her yazımda söz ettiğim doğal iklim değişikliğinin bir örneğini yaşadı Dünya o yıllarda. Volkan patlaması sonucunda yaşanan İklim Değişikliği.

Sanayi devrimi sonrası iklim değişikliğinin iklim krizine dönüşmesinin nedeninin üretim ve tüketim olduğunun altını ısrarla çiziyor uzmanlar. Buradaki sorun, İklim değişikliğine insan unsurunun sebep olması. 4.5 milyar yaşındaki dünyanın ikliminin, doğal koşullarda değişmesi değil sorun olan. Kıtaların yer değiştirmesi, volkanların patlaması doğal olarak dünyaya yaşatıyor bu değişikliği zaten. İşte tıpkı 536 yılında yaşananlar gibi.

536 yılında gerçekleşen volkanik patlamadan sonra açığa çıkan kül bulutları atmosferi kaplıyor ve Güneş kara bulutların arkasında kalıyor. Tam 18 ay boyunca gündüzleri karanlıkta geçiyor. Peki neler yaşanıyor dünyada bu süre içinde dersiniz?

Çin’de yaz mevsiminde kar yağıyor örneğin. Asya’dan Akdeniz’e ve Orta Amerika’ya kadar geniş bir coğrafyada kıtlık yaşanıyor. 536 yılı belki de insanlığın karşı karşıya kaldığı en zorlu dönemin başlangıcı kabul ediliyor. O dönemde görülen olağan dışı olaylarla ilgili farklı kaynaklardan elde edilen bilgiler var. Örneğin Bizanslı tarihçi Procopius, tıpkı Güneş tutulması sırasında olduğu gibi, Güneş’in parlaklığını kaybettiğini kayıtlara geçirmiş.  1990’lı yıllarda ağaç halkalarına dayanılarak yapılan araştırmalar 536-550 yıllarının normalden çok daha soğuk geçtiğini kanıtlamış.

Hemen burada belirtmek istiyorum, kesilmiş bir ağaç gövdesindeki halkalar geçmişte yaşanan iklim değişiklikleri hakkında bilgi verir. Geniş yaş halkaları o yılın ılıman ve yağışlı, dar halkalar ise soğuk ve kurak geçtiğini gösterir.

İşte bu bilgiler ışığında anlaşılmış ki en soğuk 10 yıl 536-545 yılları arasında gerçekleşmiş. 536 yılında Avrupa kıtasındaki ortalama yaz sıcaklıkları önceki 30 yılın ortalamasından 1,6-2,5°C daha düşük olmuş. Araştırmacılar ilki 536 yılında gerçekleşen en az iki volkanik patlamanın bu durumun nedeni olduğunu düşünmüşler.

İki büyük volkanik patlama sonucu atmosferdeki kükürt gazlarının miktarının yükseldiğini gösteriyor. İlk patlamanın 535’te ya da 536’nın başında, ikincisinin ise 539-540 yıllarında gerçekleştiği tahmin ediliyor. İkinci patlama Kuzey Yarımküre ’de soğuk havaların 550 yılına kadar devam etmesine neden olmuş.

Araştırmalar, Avrupa’da, Asya’da ve Kuzey Amerika’da küçük buz çağının başlamasına neden olan volkanik patlamanın İzlanda’da gerçekleştiğini ortaya koyarken, Quaternay Science Reviews dergisinde yayımlanan araştırmada ise bilim insanları, Orta Amerika’da bulunan İlopango Yanardağı’nın 539-540 yıllarında gerçekleşen patlamanın kaynağı olabileceğini belirlediler. O dönem volkanik patlamalar iklim değişikliğine neden olurken, hava sıcaklıklarındaki düşüş nedeniyle ekinlerin yetişememiş olması dolayısı ile Avrupa’da ve Asya’da kıtlık yaşanmasına yol açtı.

541 yılında ortaya çıkan ve Doğu Roma İmparatorluğu’nun nüfusunun neredeyse yarıya düşmesine neden olan veba salgınının bu dönemde yaşanan kıtlıkla ilişkili olabileceği düşünülüyor. İnsanların yaşamında sosyal ve ekonomik açıdan olumsuz sonuçlara yol açan bu patlamaları engellemek elbette mümkün değil. İşte bunlar iklimleri değiştiren doğal olaylar. 1500 yılda bir yaşanan doğa olaylarına uyumlanmak elbette mümkün. Ancak her yıl insan eliyle gerçekleşen iklim değişikliğine uyumlanmak için epey çaba sarf etmek gerekiyor. Acaba bu çabayı mı sarf etmek daha kolay, yoksa iklim değişikliğine sebep vermemek için önlem almak mı daha kolay? Bu sorunun cevabı inanın hükümetlerin de peşinde olduğu bir mesele.


Yorum Yazın