İstanbul
Açık
23°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
47,5574 %0.18
54,8602 %0.06
6.175,37 % -1,31
63.417,99 %0.637

Yamalı Bohça

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Yamalı Bohça

İster istemez düşünüyor insan, buraya nasıl geldik diye? 2023’ün Mayıs’ında yaşadığımız seçim, o seçimin üzerimize yüklediği travma, kasım ayında yapılan kurultay ve CHP’de genel başkanın değişimi. Sanki on sene evvelinden bahsediyormuş gibi hissediyorum bu satırları karalarken. Ama hayır, 2023’ün Mayıs’ında canımızla başımızla elimizde bu var diye tutunduğumuz cumhurbaşkanı adayı, bugün çok klişe bir tragedyanın ana kahramanıymış gibi karşımızda. Diğer tarafta 2024’ün Mart’ında bizi tekrardan umuda boğan seçim sonucu da ne kadar da uzağımızda kalmış bugün.

Ne garip. 2023’ün Türkiye’si başka bir Türkiye’ydi de bugün, bambaşka bir ülkede yaşıyormuşuz gibi sanki. Değil eşik, eşikler atladık şu geçen üç sene içerisinde. 2023’te Kılıçdaroğlu’nun adaylık ikramiyesiymiş gibi dağıtılan milletvekillerinden azımsanamayacak bir kısmı AKP’ye geçti. 2023 Kasım kurultayında Kılıçdaroğlu’na desteğini açıklayan meclis grubunun büyük kısmı, iki buçuk sene içerisinde Özgür Özel’le yeni bir parti kurmaya karar verdi. Arada muhalefetin sonraki cumhurbaşkanlığı seçimi için en büyük adayı hapse kondu, onunla beraber otuzu aşkın seçilmiş belediye başkanı tutuklandı.

Elbette yeni bir parti kuruldu. Yeni partiyle beraber belki yeni bir umudun, yeni bir heyecanın belki yeni bir siyasetin zemini ilmek ilmek örülecek. Belki toplumda normalleştirilmeye çalışılan çaresizliğin ve alternatifsizliğin karşısına yeni bir demokratik cephe oluşturulacak. Ama doğrusu bu beklentiyi ve umudu belirli bir insan grubunun ferasetinin gölgesinde aramak ve ummak, bu kadar uzun geçmiş bir üç yılın ardından bana pek gerçekçi gelmiyor.

Son üç seneyi bir ihanetler hatıratı olarak ele alarak yaşananları basitleştirmek veya bu üç seneyi sadece muhalif elitlerin basiretsizlikleri üzerinden hikayeleştirmek sağlıklı olmayacaktır. Ancak şunu söylemekte de beis yok diye umuyorum; iktidar sopasını kafamıza vura vura, bizi istediği kıvama bir şekilde getirdi ve getiriyor. 50+1’in her türlü zorbalığa muktedir olduğu bir sistemde muhalefet bugün, her şeyden çok yamalı bir bohçayı anımsatıyor bana artık.

Peki nasıl yapmalı? Bu yamalı bohçadan rejim değiştirecek bir koalisyonu nasıl çıkarmalı?

Yeni Parti, bu soruya verilecek meşakkatli cevabın ilk adımıydı zannımca. Ancak bazı şeyleri de birbirine meze etmemek gerekiyor. Elde hür ve seçilmiş bir Cumhuriyet Halk Partisi varken bile muhalefet, bir bütün olarak çok örgütsüz ve kaotik görünüyordu. Sivil alanda çok uzun zamandır bir varlık gösteremediği gerçeğinin haricinde, çoğu parti örgütünün yerel siyasetteki ağırlığı iç açıcı görünmüyordu. Bununla beraber 103 yıllık koca Cumhuriyet Halk Partisi de bunca yıllık muhalefet deneyimine rağmen, pek seçim kazanabilecek bilinçte ve dinamiklikte değildi sanki. Zira olsaydı, muhalefet olarak cepheyi bu kadar geri çekmek zorunda kalır mıydık? Bilinmez.

Doğrudur, olan oldu ileriye bakmak gerekir artık. Ama yine de şu üç senenin arasındaki kopuklukları gidermeden de ileriye körü körüne bakmak ne kadar sağlıklı olur, emin değilim. Çok kötü kayıplar verdik, muhtemelen vermeye devam edeceğiz. Muhalefetin siyasi varlığının haricinde de çok fazla şey yaşandı; insanlar haksızca ailelerinden koparıldı, suçsuz gençler hapislere atıldı, farklı sıfatlara haiz pek çok insan bu düzene karşı farklı ölçeklerde bedel ödemek zorunda kaldı. Her şeyin normalleştirildiği şu dönemde yaşananların insani yanına daha da çok odaklanmalı belki de.

Gençler ve Yeni Parti

İster istemez çevremde Yeni Parti’den beklentisi olan çok sayıda genç var. Özgür Özel gençlerin de yeni partisi olarak tanıtmıştı ne de olsa, partinin kuruluş evraklarını imzaladığı videosunu yayımlarken. Ne yalan söylemeli, çok da güzel söylemişti. Öyleyse gençlerin ne düşündüğü üzerine yazmakta fayda var.

Bir partide örgütlü ya da örgütsüz, bütün gençlerin çok temel bir telaşesi var Türkiye’ye dair; ekonominin gidişatı ve işsizlik. Gençler gördükleri eğitimin mukabilinde iş bulamıyor, buldukları işler de hayatlarını tek başlarına idame ettirecek standarda kendisini konumlandıramıyor.

Sadece ekonomiyle sınırlı değil tabii ki gençlerin üzerindeki kara bulut. Gençler liyakatli oldukları konularda üretim yapabilecekleri, insani açıdan kendilerini geliştirebilecekleri alanları da bulamıyor. Her şey politik bir tartışmanın öznesi haline geldi gençler için, dinlenilen şarkılardan komedyenlere herkes kutuplaşmanın bir parçası haline geldi. Hal böyle olunca da gençler, üzerlerinde bir baskı hissetmeden kendilerini ifade edebilecekleri alanlara hasret kaldı. Sanki düşünceler, üretimler veya edinimler, gölgesi boğazda hissedilen görünmez bir sopanın endişesiyle yapılır oldu.

Yeni Parti’ye dair sezdiğim bir diğer husus, partinin gerçekten yeni bir başlangıcı temsil etmesine duyulan heves ve ihtiyaç. Eskinin yıpranmış isimleriyle yürütülecek ve aynı söylemleriyle girişilecek bir mücadele, “aynı tas aynı hamam” eleştirisiyle heyecanı sönümlenecektir. Muhalif gençlerin Özgür Özel’e karşı bugün bir teveccühü var doğrudur, ancak aynı zamanda muhalefete yönelik yıllardır pekiştirdiği eleştirel tavır, Kılıçdaroğlu tragedyasından sonra hiç olmadığı kadar kanıksanmış vaziyettedir, dikkat etmeli.

Süreç nedeniyle bir grup genç fazlasıyla politikleşti doğal olarak. Ancak bu politikleşen gençlerin gölgesinde, umudundan ve gözündeki ışığından olmuş bir grubun da varlığını görüyorum. Yeni Parti halihazırda partili veya kendisini gündemin ortasında bulmuş kesimleri heyecanlandırmış olsa da siyaseti biraz daha izleyici olarak takip eden veya geçmiş yıllardaki aktifliğini çeşitli nedenlerle sürdüremeyen gençlerdeki kötümser hissiyatı kıramadı. Naçizane çevremde siyasetten her geçen gün daha fazla uzaklaşan bir kitle var ve bu kitlenin ortak noktası, ortada bir çıkış yolunun kalmadığına dair özümsedikleri kuvvetli inanç.

Belki de…

Duyumsuyor musunuz? Ülkenin üzerine sinmiş kötü bir koku var, hepimizin teneffüs ettiği. Bu koku içimize kadar girmiş, ciğerlerimizin bütün bronşlarına tutunmuş. Bu koku sanki hepimizi içeriden çürütüyor, yavaş yavaş hepimizi paralize ediyor. 

Üç sene öncesi ne kadar da uzaklaşmış bugünden. O günün figürleriyle ne kadar da mesafe varmış aramızda. Ama üç sene önce de vardı sanki bu kötü koku, bu kadar çürümüş hissettirmese de.

Peki nasıl olacak buradan sonrası? İnsanların üç sene önce saf duygularla omuz verdiği isimlerin bugün nefretle anıldığı bir ortamda nasıl tekrardan umutlanacağız yarına?

Bizi temsil edenlerin bir kısmı hapiste bedel öder bir kısmı da dönekliğine reçeteler ararken, nasıl mücadeleyi sürdüreceğiz inanarak?

Ve bu sorulara somut cevaplar bulup insanların önüne koyamadıktan sonra, dünün siyasetiyle nasıl şekillendireceğiz yarını? Nasıl bir alternatifle çıkacağız telaşı yarınından bugününe kaymış insanların önüne?

Gelecek bilinmez. Belki de yeni parti, muhalefeti temelinden sarsan bütün bu sorularla hepimizi yüzleştirecek önemli bir fırsattır.

Ve belki de yeni parti, bütün bu sorulara karşı inşa edeceğimiz daha güçlü bir temelin ilk adımıdır. Kim bilir?

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız