İstanbul
Parçalı bulutlu
10°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,3967 %0.09
51,5231 %-0.06
7.092,65 % 0,66
88.362,69 %0.275
Ara
Muhalif. GÜNDEM Türkiye ürküten tabloyla yüzleşiyor: Çocuklar neden suça sürükleniyor?

Türkiye ürküten tabloyla yüzleşiyor: Çocuklar neden suça sürükleniyor?

17 yaşındaki Atlas Çağlayan’ın İstanbul’da öldürülmesinin ardından, çocukların ve gençlerin çetelerle ilişkisi, suç kültürü ve yoksulluğun etkisi yeniden tartışmaya açıldı. Uzmanlar, “suçun yadırganmadığı bir kültür” uyarısında bulunuyor.

Okunma Süresi: 3 dk

İstanbul’da 14 Ocak’ta 17 yaşındaki Atlas Çağlayan’ın, 15 yaşındaki bir çocuk tarafından bıçaklanarak öldürülmesi, Türkiye’de çocuk suçluluğu konusunu yeniden gündeme taşıdı. Olay, çocukların neden giderek daha erken yaşlarda suçla karşı karşıya kaldığı sorusunu da beraberinde getirdi.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2023 yılı adli istatistiklerine göre, her yıl çocukların suça karıştığı ortalama 200 bin olay kayıtlara geçiyor.

“Suçun desteklendiği bir kültür içinde büyüyorlar”

BBC Türkçe’ye konuşan akademisyenler ve uzmanlar, artan çocuk yoksulluğu, parçalanmış aile yapıları, suçun normalleştiği çevreler ve yeni nesil çetelerin yapısının çocukları suça ittiğini vurguluyor.

Kriminoloji ve suç sosyolojisi alanında çalışan Doç. Dr. Boran Ali Mercan, çocukların suçun yadırganmadığı hatta desteklendiği bir kültür içinde büyüdüğünü belirterek, “Çocuklar hem çevrelerinde gördükleri büyükleri hem de dijital mecralardaki sansasyonel figürleri rol model alıyor” dedi.

“Çeteler gençleşiyor, yöntemler değişiyor”

Gazeteci Cengiz Erdinç ise Türkiye’de yeni nesil suç örgütlerinde yaş ortalamasının ciddi biçimde düştüğüne dikkat çekti. Erdinç, “Eskiden orta yaşlı mafya tipleri gençleri kullanırdı. Şimdi 20 yaşındaki biri, 15 yaşındaki çocuğu kullanıyor. Yeni nesil çeteler aynı mahalleden çıkan, sosyal medya üzerinden şekillenen bir kuşak” ifadelerini kullandı.

Barış Boyun çetesine yönelik iddianamede, yaşları 14 ile 17 arasında değişen 40 çocuğun 32 ayrı suça karıştığı belirtilmişti. Casperlar adlı yapılanmada da tutuklanan 70 kişinin 20’sinin reşit olmadığı kayıtlara geçmişti.

“Önce lüks hayatla özendiriyorlar”

Çetelerin çocukları nasıl içine çektiğini anlatan ve gerçek ismi gizlenen 30 yaşındaki Ahmet, ilk suçunu 15 yaşında işlediğini söylüyor. Yoksul mahallelerde büyüyen çocukların sistemli biçimde çetelerin hedefi haline geldiğini belirten Ahmet,
“Önce lüks hayata özendiriyorlar. Para veriyorlar, gezdiriyorlar, aidiyet kurduruyorlar. Sonra suç istiyorlar” dedi.

Ahmet, çocuklara şu uyarıyı yapıyor:
“Abi, reis dedikleri insanlar sizi kullanıyorsa güçlü değillerdir. Kimseye kendinizi kullandırtmayın.”

“Müdahalede geç kalıyoruz”

Çocuk hakları alanında çalışan avukat Hatice Kaynak, suça sürüklenen çocuklarda tekrar oranının çok yüksek olduğuna dikkat çekerek, “Çocuğa ilk suçunda doğru müdahale edilirse çoğu devam etmiyor. Ama biz geç kalıyoruz” dedi.

Kaynak, çocukların cezaevine girmesiyle suç kültürüyle daha da iç içe kaldığını, okuldan ve meslekten koptuğunu vurguladı.

“Cezasızlık algısı adalet duygusunu zedeliyor”

Avukat Oğuz Demir ise ağır suçlarda yalnızca “çocuk” vurgusunun yapılmasının toplumda cezasızlık algısı oluşturduğunu belirterek, “Ceza politikaları mağduru ve toplumsal güvenliği de gözetmeli. Fail odaklı yaklaşım adalet duygusunu zedeliyor” değerlendirmesinde bulundu.

Uzmanlar, çocuk suçluluğuyla mücadelede yalnızca cezaların değil, önleyici sosyal politikaların, aile desteklerinin, eğitim ve rehabilitasyon mekanizmalarının da güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *