İstanbul
Kapalı
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
49,9603 %0.08
55,9490 %0.01
6.425,24 %-0.42
78.680,54 %-2.14

Süreksizlikler çağına girdik ama süreklilik ve çaresizlikler sürüyor..

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Süreksizlikler çağına girdik ama süreklilik ve çaresizlikler sürüyor..

Ünlü Yönetim Bilimci Peter Drucker’in 1969 yılında yazdığı Age of Discontinuities isimli kitap iş yöneticileri  ve siyasetçiler için çok değerli mesajlar içeren ve çağın geleceğini önceden kestirebilen ilginç saptamalar taşıyan bir yapıttır. Drucker kitabında şu soruyu soruyordu yöneticilere: “Sizin işiniz nedir?-What is your business?” Ünlü yazar bu sorunun yanıtının ise ancak “müşteriler veya seçmenler tarafından verilebileceğini” yazıyordu, nerede ise yarım asır önce. Bu fikri siyasete uygularsak oy verenlerin ve genel olarak halkın istekleri anlamına gelir. Şimdilerde işletmecilerin ve pazarlama uzmanlarının hatta yazılımcıların çok ilgi duydukları CRM-Customer Relationship Management-Müşteri ilişkileri Yönetimi-isimli yöntemin daha o zamanlar adı bile duyulmuyordu. Şimdilerde bile bu yöntemi bilip uygulayan iş yöneticisi ve siyasetçi sayısı pek de öyle fazla bir sayı değil. Konu sizin işyerinizi veya kuruluşunuzu nasıl gördüğünüz değil, müşterilerin ve halkın size nasıl gördüğü konusudur. Bu da algı yönetimine çağrı yapar.
 
Drucker kitabında daha değişik konulara da değindi. Özellikle küreselleşme konusundaki şu gözlemi çok ilginç: Dünya tek bir pazar, tek bir AVM oldu…fakat dünya ekonomisi yoksul ve çoğunlukla renkli ırkları yoksulluktan çıkaracak küresel verimliliği canlandıracak ekonomik kuruluşlara sahip değil. Irklar arasında çıkacak bir savaş olasılığı ile karşı karşıyayız ”. Belki de ünlü işletmecilik gurusu bugün dünyayı kana bulayan Taliban ve benzeri kuruluşları, El-Kaide ve yandaşlarının ortaya çıkacağını da öngörüyordu. Nitekim IŞİD terörü de çıktı çok geçmeden.
 
Peter Drucker bundan 50 küsur yıl kadar önce bizi bugünkü Bilgi Devrimine karşı hazırlıklı olmaya çağırıyordu ama bunu ne iş yöneticileri görebildi, ne de politikacılar. Yöneticiler ve özellikle son zamanlarda tıpkı bir sporcu gibi şirketten şirkete transfer olan ve sadece aldıkları para ile ilgilenen ünlü CEO’lar ile, sadece yeniden seçilmek için kurnazlıklar, entrikalar ve Bizans oyunları planlayan politikacı esnafı bu uyarıyı ne anlayabilecek, ne de uygulayabilecek ve önlem alacak yetenekte değildir. Gerçi algı yönetimi ile hayali başarılar yaratabilirsiniz ama aç mideler az sonra ayılır. Rahmetli tiyatro yazarı Sermet Çağan abimizin dediği gibi “aç adam inanışlarını yer“ sonra uyanır ve algı yaratanlara düşman olur desteğini çeker.

Aradan  yıllar geçti, yanı yarım asır kadar bir süre. 2000 yılından bu yana da dünya ekonomisi ve dünya politikası yeniden bir çalkalanma içine girdi. İnternet şirketlerini batıran ünlü Nokta.com (Dot.com) bunalımı, 11 Eylül, Irak Savaşı, Suriye sorunu IŞİD derken petrolde tırmanan ve sonucu kestirilemeyen değişik fiyat tırmanmaları, ABD’deki ipotek krizi derken, emtia ve gıda fiyatlarındaki artışlar dünyanın geleceği konusunda bizi yeniden düşünmeye sevk ediyor.

Siyasi yaşamda popülist politikacılar işbaşına gelip de özgürlüklere müdahalesi, ticaret kurallarını değiştirme çabaları dünya ticaretinde ve insan hakları ile hukuk sistemlerindeki çöküş, ile birlikte ortaya Brexit denilen ucubeyi de çıkartması ve sorunun sürüncemede kalması hala dengeleri etkilemeye devam ediyor. Petrol fiyatlarının 100 doların altına düşmesi olasılığı giderek zor görünüyordu bir ara. Maliyetlerde, ulaştırma ve diğer lojistik dallarındaki fiyat artışları ile uluslararası para sisteminde  geleceğin geçmişin devamı olamayacağı, ve geçmişe ait yöntemlerle geleceğin sorunlarının çözülemeyeceğini bir kere daha anlatıyor gibi. Bu yüzden Türkiye’yi yönettiğini zanneden zihniyetin de yetersizlikleri iyice açığa çıktı. Geleceği geçmişin devamı olacak sanan cehalet ve siyasi ihtiras ülke ekonomisini ne hale getirdi düşünün.  Ama düşünebilmek yeteneği ideolojik dinci saplantı ile sorun çözmek yerine yeni sorunlar yaratıyor fakat sorunların kendilerinden kaynaklandığını dahi bilemiyorlar ve  hatalar devam ediyor. 

Hele Türkiye gibi her an dalgalanmaya açık olan ve bu konudaki durumu yönetmenin giderek daha zor hale gelebileceğinin işaretleri belirmeye başlayan bir ülkede, politikacı takımı gerçek dışı, bilim dışı, çağ dışı, demokratik ve evrensel hukuka uyun olmayan yöntemleri terk etmeden ve hala  tek adam yönetimlerini seçmeye devam ettiği sürece, parlamenter sisteme dönülmediği, tek adama dayalı bu ucube sistem değişmediği aday sandıkları halkın önüne çıkarılmadığı sürece, siyasi partilerde parti içi demokrasi yok edildiği sürece, ülkede siyasette yenilenme, yeni çözüm yolları bulmak daha da zorlaşacak. Ülkenin sorunu ancak politikacının öğrenebilmesi, kendini yenilemesi ve yenilikçi olabilmesi ile mümkündür.
Kanımca ülkenin bugün içinde bulunduğu en önemli sorun; demokrat politikacı, demokrat parti yönetimi ve demokratik düşüncenin. evrensel hukuka ve insan haklarına dayalı çağdaşlığın siyasete hakim olmayışıdır.. Ne yazık ki sadece kişisel çıkara odaklı siyaseten dinciliğin hiç bir ilkesi ve etik değerler ile bilime inancı yoktur.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız