RTÜK’ün yetkisiz müdahaleleri
RTÜK geçen hafta muhalif kanallar, Halk TV, Sözcü TV ve Now TV dışında iktidar yanlısı kanallar ATV, Show TV, Star TV ve Kanal D’ye ceza vererek şaşırttı. İdari para cezası da olsa RTÜK açısından bir yenilik.
Ancak RTÜK, bir yandan da görevi ve yetkisi olmayan konulara girmeye devam ediyor.
RTÜK’ün bir siyasetçinin konuşmasına müdahale etme, yayınını engelleme gibi bir yetkisi yok. Buna rağmen RTÜK, Özgür Özel’in, Adalet Bakanı Akın Gürlek’e yönelik sözlerini yayımladığı gerekçesiyle Sözcü TV’ye ceza vermesiyle yetki alanı dışına çıktı; basın ve ifade özgürlüğüne müdahale etti.
RTÜK Başkanı Mehmet Daniş de Anneler Günü öncesinde yayımlanan şarjlı elektrik süpürgesi reklamında kadının köpeğine “Oğlum” diye seslenmesine tepki vererek görev ve yetki alanı dışına çıkmıştı.

“Bu yaklaşım; ne hayvan sevgisini doğru temsil eder ne de annelik kavramına hak ettiği değeri verir” görüşünü dile getirmiş, “ekranlarda değer erozyonuna izin vermeyeceklerini” ve “ilgili reklam filmi hakkında inceleme başlattıklarını” duyurmuştu.
Aslında RTÜK’ün reklamları denetleme yetkisi yoktu; Üst Kurul Başkanı’nın da reklam yayınıyla ilgili inceleme başlatması söz konusu olamazdı. Ticaret Bakanlığı’na bağlı olan, RTÜK’ün de bir üye ile temsil edildiği Reklam Kurulu bu konularda yetkili.
O nedenle Mehmet Daniş’in o sözlerini nasıl gerçekleştireceğini merakla izledim. 2.5 ay kadar geçmesine rağmen RTÜK’ten o reklamla ilgili hiçbir karar çıkmadı, zaten çıkamazdı da.
Şimdi Mehmet Daniş, o sözleriyle ilgili kamuya açıklama yapmakla yükümlü. Umarım karar alınmadan önce Üst Kurul’u bağlayan açıklamalar yapmaması gerektiğini de anlamıştır.

CHP’deki saflaşma ve gazetecilere saldırılar
25 yıllık AKP iktidarının medyaya getirdiği yeni düzende gazeteciler, politikacıları zorlayan, sorgulayan, kimi zaman da sıkıştıran sorular sormayı büyük ölçüde unuttu. Sadece iktidar mensupları değil, muhalefet partilerinin yöneticileri de pek sevdi bu durumu.
O yüzden de ağırlamayan, pohpohlamadan sorgulayan gazeteci görünce şaşırıyor, kimi zaman tepki de gösteriyorlar. Gazete Pencere’den Yıldız Yazıcıoğlu daha önce sorgulayan soruları nedeniyle Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Bahçeli başta olmak üzere birçok politikacının tepkisine muhatap olan bir gazeteci.
Şimdi de CHP Sözcüsü Müslim Sarı’ya “mış” gibi yapmadan, dobra sorular sorarken bir çirkinliğe maruz kaldı; “Sarı zarf alıyorsunuz, tabii öyle soru sorarsınız" diye laf attı bir partili.
Yıldız Yazıcıoğlu ve oradaki gazeteciler, anında tepki gösterdiler. Müslim Sarı da Hüseyin Doğan adlı bu kişinin danışmanı olmadığını, sadece “kendisine zaman zaman yardımcı olduğunu” söyledi ve onun davranışını onaylamadığını belirtti.
Fakat gazeteciler için kurulan WhatsApp grubunun yöneticisi olan Hüseyin Doğan’ın partiden uzaklaştırıldığına dair bir açıklama olmadı. Zaten CHP Genel Merkezi’nde iktidar medyası dışındakilere tavır alındığı açık. Muhalif medya ve gazetecilere para ödendiği iftirası bir süredir, partiden bazı isimler ve Yeni Akit gazetesi tarafından öne sürülüyor. Karalanmaya çalışılan gazeteciler dava açsalar da bu dedikoduları tedavülden kaldıracak bir davranış sergilenmiyor.
Maalesef CHP’deki saflaşma, gazetecilere fiziki müdahalelere de neden oluyor. Genel Merkez bahçesinde Halk TV ekibine iki kez müdahale edildi. Kemal Kılıçdaroğlu destekçileri, TBMM önündeki karmaşada Sözcü TV muhabirlerine saldırdılar. Özgür Özel destekçileri de TGRT Haber ve Akit TV muhabirlerine fiziki müdahalede bulundu.
Yanlış, gazetecileri, çalıştıkları medya kuruluşunun yayın çizgisinden sorumlu tutan davranışlar bunlar. CHP’nin her iki lideri ve yönetimi, basın ve ifade özgürlüğüne yönelik bu şiddeti durdurmak için de çaba harcamalı, taraftarlarını uyarmalı.
Maalesef bu gergin süreçte, gazeteciliğin serinkanlı ve taraflara mesafeli dilini bırakıp, hakaret sözcükleriyle konuşan, yazan, paylaşımda bulunanlar da var; gazeteci kimliğini bırakıp, politikacı gibi davrananlar da.
Örneğin Şaban Sevinç ekranlarda gazeteci olarak konuşuyor, ama bir yandan da politikacı kimliğiyle Özgür Özel’i destekliyor. Geçmişte CHP’den milletvekili adayı da olan Şaban Sevinç, “mutlak butlan” kararının açıklanmasının hemen ardından Samsun’da bir grup partilinin yaptığı yürüyüşe katıldı; CHP bayrağı asılı kürsüden partililere konuşma yaptı; Kılıçdaroğlu ve ekibini “CHP içindeki aparatlar” olarak nitelendirdi. Kuşkusuz politikacı gibi davranmak hakkı, ama o zaman ekranlarda gazeteci olarak sunulmaması gerek.
Daha önce Kemal Kılıçdaroğlu saflarında yer alan Barış Yarkadaş’ın da politikacı kimliğinin, gazeteciliğinin önüne geçtiğini yazmış, eleştirmiştim. Politikacı olarak taraf olan bu arkadaşlarımızla, bağımsız, bu ayrışmaya mesafeli durarak toplumu nesnel bir dille bilgilendirmeye çalışan bağımsız gazetecileri karıştırmamak lazım.

Öğrenci protestosundan terör eylemi çıkarmak
İstanbul Erkek Lisesi’nde öğrenciler arasında yaşanan olayları Sabah gazetesi 6 Aralık 2025’te “Şampiyonlara akran dayağı” manşetiyle gündeme getirmişti.
İki gün sonra da Türkiye gazetesi “İstanbul Erkek Lisesi’nde taciz rezaleti: Elit okulda skandal” manşetinde “dayak” iddiasının arkasından “kız öğrencilere yönelik taciz listesi ve mahrem görüntüler çıktığını” yazmıştı.
Fakat Sabah, 27 Aralık’ta soruşturmanın tamamlandığını duyururken “taciz iddiasının doğrulanmadığı”, “kız öğrencilere ait görüntü olmadığı”, “üst-alt sınıf ilişkisi içinde organize ve sistematik şiddet vakası olduğu” bilgisi vererek Türkiye gazetesini yalanlamıştı.
O zaman Sabah’ı yanıtlamayan Türkiye gazetesi, İstanbul Erkek Lisesi’nin mezuniyet töreninde öğrencilerin sırtlarını dönüp marş söyleyerek okul müdürünü protesto etmesini “İllegal organize yapıların son çırpınışı: İstanbul Lisesi’ndeki provokasyon tutmadı” diye yayımladı. Haberdeki bir cümleyle de aralık ayındaki olaylara gönderme yapılıyordu:
“Birinci dönemde okul sınırları içerisinde yaşanan disiplin olaylarının, basit birer gençlik hatası olmadığı, dışarıdan beslenen organize ve terör iltisaklı yapıların planlı faaliyeti olduğu tespit edildi.”
Halbuki böyle bir “terör iltisaklı yapı”nın varlığına dair ne bir soruşturma ya da gözaltı, ne de bir resmi açıklama oldu. Yeni hiçbir kanıt, bilgi ya da kaynak yoktu haberde. Tamamen “bildirildi”, “belirtildi”, “tespit edildi” diye sonlanan cümlelerden oluşan haberde kimin tespit ettiği, kimin belirttiği, kimin bildirdiği ya da tepki gösterdiği meçhul kalıyordu.
Anlaşılan, Türkiye gazetesi, Sabah’ın “Doğruları ilk kez Sabah yazdı” yalanlamasına içerlemiş, “İstanbul Lisesi’ndeki provokasyon tutmadı” haberiyle gazetecilik iddiasını sürdürmeye çalışıyor. Ama gazetecilik açığı, öğrencilerin demokratik protestosunu terör örgütü faaliyeti gibi sunarak kapatılamaz.
Ödüllerin itibara katkısı
Ali Saydam’ın şirketine, son bir ay içerisinde şirketlere verilen ödüllerle ilgili 93 bülten gelmiş. Yeni Şafak’taki yazısında bu ödülleri tek tek sıralayıp ekledi:
“Bunların hangi birini, kim aklında tutacak? İtibara katma değer getirmelerini bırakın, itibara hasar bile verebilirler. Siz siz olun, ödül meselesine ve iletişimine özel özen gösterin.”
Ali Saydam’ın bu uyarısı, gazetecilik ödülleri için de geçerli. Gazetecilere ve medya kuruluşlarına verilen ödül sayısı da çok fazla. Her yıl onlarca, belki daha fazla ödül dağıtılıyor. Gazetecilik örgütleri dışındaki kuruluşlar, hatta kimi şirketler bile gazetecilere ödül veriyor!
Maalesef bu ödüllerin de büyük bölümü, ödül alan gazetecilere ve medya kuruluşlarının itibarına katkıda bulunmuyor. Umarım bir gün değer katmayan ödülleri reddetmeyi başarabiliriz.
Trafik kazasında ölenlerin adları
Türkiye gazetesi yazarı Ömer Ekinci, Trabzon’da bir trafik kazasında dört yakınını kaybeden insanların yaşadıklarına yakından tanık olmuş. Yakınları, daha “Biz şimdi nasıl söyleyeceğiz kazayı” diye dertlenirken, kaza görüntüleri, ölenlerin isimleri medyada yayımlanmış.
İnsanların acısına ortak olan Ömer Ekinci, çok üzülmüş. “Kaza görüntülerine sınır” başlıklı bir yazı kaleme alarak, trafik kazası haberlerinde ölenlerin isimlerinin ve kaza görüntülerinin pervasızca yayımlanmasına karşı çıktı. Kaza haberlerine “sınırlamalar” getirilmesini önerdi:
- Kazalarda kimlik bilgilerinin yayımlanması yasaklanmalı,
- Çocuk kimliklerinin yayımlanması mutlak yasak kapsamına alınmalı,
- Kaza görüntülerinin sosyal medyada anlık yayımına sınırlama getirilmeli,
- İçerik kaldırma mekanizması kolaylaştırılmalı,
- Medya kuruluşlarına ‘Trajedi Haberciliği Etik Kılavuzu’ zorunluluğu getirilmeli,
- Unutulma hakkı uygulamasında kaza haberleri öncelikli kategori sayılmalı.
Aslında Ekinci’nin önerdiği gibi yasaklamaya gerek yok, etik ilkelere uyulsa sorun kalmaz. Trafik kazasında ölen ya da yaralananların isimlerinin, yakınları öğrenmeden yayımlanmaması gazetecilikte evrensel bir ilke. İnsanların acısına saygı, yakınlarının ölümünü ya da yaralanmasını özel olarak ve uygun yöntemlerle öğrenmelerini gerektirir.
Her olayda olduğu gibi, kaza görüntülerinin de ölümü ve dehşeti yansıtmamasına, kanlı sahneler içermemesine dikkat edilmeli. Ancak içerik kaldırma mekanizması zaten çok kolay ülkemizde. Sulh ceza hâkimleri bir dilekçeyle onlarca haberi anında yayından kaldırıyor.
“Unutulma hakkı” konusunda da henüz hukukumuzda düzenleme yok, ama zaten başvuru halinde medya kuruluşları insanların travmalarını yıllara yayan haberleri yayından kaldırmalı.
Ömer Ekinci’nin, trafik kazası haberlerinin insanlarda yarattığı travmayı dert edinmesi çok değerli. Biz gazeteciler de kaza haberlerinde o insanların acısına ortak olmayı esas almalıyız.
Tek cümleyle:
- Eski AYM Başkanı Haşim Kılıç’ın CHP’deki butlan kararı için yaptığı “Kapatılma kararından çok daha ağır” değerlendirmesini, Cumhuriyet “Kapatılsaydı daha iyi olurdu”, Sözcü TV “Keşke kapatılsaydı” diye duyurarak yanlış aktardı.
- Bir firmanın Koreli bir otomobil markasıyla “dijital dönüşüm işbirliği” tanıtımı, Hürriyet ve Sabah’ta “Bu bir ilandır” ibaresiyle, Yeni Şafak’ta ise haber gibi uyarısız yayımlandı.
- Yeni Şafak, AKP’li Ümraniye Belediyesi’nin tam sayfa tanıtımını reklam uyarısı koymadan haber gibi yayımladı.
- Yeni Akit, Rahmi Koç’un anlattığı fıkra sonrasında Koç Holding şirketlerine başlayan silahlı saldırıları “Saygısız Koç’a öfke dinmiyor” başlığıyla yayımlayarak şiddete destek verdi.
ELEŞTİRİ, ŞİKÂYET VE ÖNERİLERİNİZ İÇİN: [email protected]