İstanbul
Parçalı az bulutlu
6°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,2023 %0.07
50,8440 %-0.07
7.125,94 % 0,23
74.331,39 %0.605
Muhalif. GÜNDEM Pelin Özkan, bir yıllık tutukluluğun ardından konuştu: Adaletsizlik en çok evin içinde hissediliyor

Pelin Özkan, bir yıllık tutukluluğun ardından konuştu: Adaletsizlik en çok evin içinde hissediliyor

İBB davası kapsamında bir yıldır Kandıra F Tipi Cezaevi'nde tutuklu bulunan Necati Özkan'ın eşi Pelin Özkan, T24'ten Murat Sabuncu'ya konuştu. Eşinden ayrı geçirdiği bir yılı ve hukuk mücadelesini anlatan Özkan, iddiaların asılsızlığına dikkat çekerken; adaletsizliğin, belirsizliğin ve tecrit koşullarının evin içindeki yokluk hissini nasıl derinleştirdiğini vurguladı.

KAYNAK: HABER MERKEZİ
Okunma Süresi: 4 dk

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) dosyası kapsamında tutuklanan ve bir yıldır Kandıra F Tipi Cezaevi'nde bulunan siyasal iletişimci Necati Özkan'ın eşi Pelin Özkan, T24'ten Murat Sabuncu'ya çarpıcı açıklamalarda bulundu. Gözaltı sürecinden bugüne kadar geçen bir yılı değerlendiren Özkan, yaşanan belirsizliğin ve adaletsizliğin aile üzerindeki yıkıcı etkilerini tüm şeffaflığıyla paylaştı. Eşinin gözaltına alındığı 19 Mart sabahını unutamadığını belirten Özkan, o an insanın zihninin ikiye bölündüğünü ve hayatın artık eskisi gibi olmayacağını derinden hissettiğini ifade etti. 

Tutuklama kararı ve çürüyen iddialar

Gözaltı sonrası Vatan Emniyet'te yaşanan sürecin oldukça tuhaf geçtiğini söyleyen Özkan, dosyada gizlilik kararı bulunması sebebiyle eşinin neyle suçlandığını avukatların dahi uzun süre öğrenemediğini dile getirdi. Suçlamaların 2019 yılındaki bazı görüşmelere dayandırıldığını ancak HTS kayıtlarının bunu açıkça yalanladığını belirten Özkan, "Dosyadaki iddiayı yine dosyanın içindeki kanıtlar çürütüyordu" dedi. Tutuklama kararının ise emniyette hiç sorulmayan "örgüt üyeliği ve rüşvet vermek" gibi farklı iddialara dayandırılmasının kendilerinde büyük bir şaşkınlık yarattığını vurguladı. 

F tipi cezaevinde tecrit koşulları

Eşinin tutuklu bulunduğu Kandıra F Tipi Cezaevi'ndeki şartların ağırlığına dikkat çeken Pelin Özkan, hukuki olarak bu tip cezaevlerinin ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alanlar için tasarlandığını, ancak Necati Özkan ve arkadaşlarının haklarında kesinleşmiş bir yargı kararı olmaksızın bir yıldır burada tecrit altında tutulduğunu belirtti. Haftada yalnızca 10 dakikalık telefon hakkı ve ayda sadece bir kez yapılabilen açık görüş uygulamasının zorluklarını anlatan Özkan, cezaevi ziyaretlerindeki en zor anı "Arkamı dönüp yürüdüğüm o anın ağırlığını tarif etmek kolay değil. O kapı sesi sadece bir kapının kapanması değil; sevdiğiniz insanı geride bırakmanın sesi" sözleriyle özetledi.

Dışarıda olmak hapiste olmaktan daha zor

Eşinin cezaevinde her zaman soğukkanlılığını koruduğunu ve "Biz yanlış bir şey yapmadık, bu da geçecek" diyerek ailesine moral verdiğini anlatan Özkan, bir yıllık süreçte hislerini ilk kez açıkça belli ettiğinde eşinden aldığı mektuptaki o vurucu cümleyi unutamadığını aktardı: "Anladım ki dışarıda olmak hapiste olmaktan daha zor." Adaletsizliğin en çok evin içinde, boş kalan bir sandalyede, susuşlarda ve konuşamama hallerinde hissedildiğini belirten Özkan, günlerin içine umuttan ziyade sürekli bir tetikte olma halinin yerleştiğini ve meselelerinin artık "o gün iyi olmak değil, uzun süredir gerçekten iyi olamamak" olduğunu söyledi.

Hatırlamanın bir sorumluluğu olarak edebiyat

Sürecin kendisine yüklediği sorumluluklarla ayakta kaldığını ifade eden Özkan, uzun süredir üzerinde çalıştığı "Herkesin Unuttuğunu Biz Hatırlamasak" adlı romanını da bu zorlu dönemde tamamladığını belirtti. Romanın büyük siyasi olayları değil, 12 Eylül'ün gündelik hayattaki kırılmalarını anlattığını söyleyen Özkan, "Adalet meselesi yalnızca tarihin değil, bugünün de en canlı konusu. Adaletsizlik evin içinde de bir iklime dönüşüyor. Yaşananları roman yoluyla anlatabilmek bana güç verdi. Unutmak kolay olabilir ama hatırlamak bazen büyük bir sorumluluktur" diyerek edebiyatın onarıcı gücüne sığındığını vurguladı.

Adaletsizliğin üç temel mekanizması

Geçen hafta Silivri'de başlayan duruşmaları da salondan takip eden Pelin Özkan, ortamdaki hissiyatını anlatırken bir ülkeyi sevmenin bedelinin bazen çok ağır olabileceğini belirtti. 400'ün üzerinde insanın yargılandığı davada izleyici sıralarının büyük ölçüde boş kalmasının kendisine yalnızlık hissi verdiğini ifade eden Özkan, sözlerini şu çarpıcı tespitle tamamladı: "Sanırım adaletsizliğin üç temel mekanizması var: Belirsizlik, normalleştirme ve yalnızlaştırma. Bu üçü birleştiğinde toplum yoruluyor. Ancak o salonda bulunanlar olarak bizim gücümüz de şuydu: Birlikte hatırlamak ve bir gün birlikte onarabileceğimize inanmak."

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız