CHP kurultayı davasında verilen mutlak butlan kararının ardından Cumhuriyet Halk Partisi’nde ilk grup toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıya CHP Grup Başkanı sıfatıyla katılan Özgür Özel, kürsüye “CHP Genel Başkanı” anonsuyla çıktı.
TBMM’de gerçekleştirilen toplantıda salondaki yoğun katılım dikkat çekerken, partililer tarafından sık sık destek sloganları atıldı.
Özel’den yargı süreci ve siyasi gelişmelere ilişkin açıklamalar
Konuşmasında CHP kurultayı süreci, yargı kararları ve son dönemde yaşanan siyasi gelişmelere değinen Özel, yaşananların yalnızca parti içi bir mesele olmadığını savundu.
Özel, Türkiye’de hukuk, demokrasi ve siyasi rekabetin zarar gördüğünü ileri sürerek, yaşanan sürece yönelik eleştirilerde bulundu.
Ekonomi ve geçim sıkıntısı gündemi
CHP Grup Başkanı, konuşmasının önemli bölümünü ekonomik gelişmelere ayırdı. Türkiye’de vatandaşların yüksek enflasyon, artan yaşam maliyetleri ve gelir kaybı nedeniyle zor bir dönemden geçtiğini belirtti.
Açlık ve yoksulluk sınırı verilerine dikkat çeken Özel, emekliler, çalışanlar ve esnafın ekonomik baskı altında bulunduğunu ifade etti.
Vergi sistemi ve ekonomi yönetimi eleştirisi
Türkiye’nin en önemli sorunlarından birinin vergi adaletsizliği olduğunu savunan Özel, özellikle dolaylı vergilerin vatandaşlar üzerindeki yükünü eleştirdi.
Ekonomide yaşanan sorunların temelinde yönetim anlayışının bulunduğunu ileri süren CHP Genel Başkanı, hukuk ve güven ortamının yeniden tesis edilmesi gerektiğini söyledi.
CHP içindeki tartışmalara da değindi
Özel, konuşmasında CHP içerisinde yaşanan son gelişmelere ve parti yönetimine ilişkin tartışmalara da yer verdi.
Kurultay süreci sonrasında ortaya çıkan tabloya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özel, parti örgütlerinin ve delegelerin iradesine vurgu yaptı.
Gezi Parkı davası ve tutuklu isimlere mesaj
Konuşmasının bir bölümünde Gezi Parkı olaylarında hayatını kaybedenleri anan Özel, davalar kapsamında cezaevinde bulunan isimlere de destek mesajı gönderdi.
Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması gerektiğini savunan Özel, hukuk devleti ilkesinin önemine dikkat çekti.
Özel'in satır başları şöyle:
"Hepinizi selamlıyorum... Meclis çok grup toplantısı gördü, dışarıda bekleyen 3 bin 200 arkadaşımıza teşekkür ediyorum. Bu tarihin doğru atarından durma, tarih yazma ve parti ile ülkenin geleceğine yapılan saldırılara karşı yürüyüşe geçme ziyaretidir. Büyük kumpasa karşı bu çatının altına direniş, mücadele ve umut seslerini taşıyacağız.
Gezi Parkı eylemlerinde hayatlarını kaybeden kardeşlerimiz Ethem Sarısülük'ü, Hasan Ferit Gedik'i, Ali İsmail Korkmaz'ı ve evladımız Berkin Elvan'ı saygıyla anıyorum. O gün hekiminizin yerine orada olan, ağaçları ve İstanbul'u savunan Taksim Dayanışması'ndan yıllar sonra bir darbe kumpası çıkarladılar. Hala AİHM ve AYM Kararlarıyla içeride tutulan Tayfun Kahraman kardeşime, Sayın Osman Kavala'ya, Mine Özerden'e, Çiğdem Mater'e selam olsun. Çok yakında kavuşacağız! Buradan Meclis'in ortaklaştığı, Meclis Başkanı'nın başkanlığındaki komisyonda ortaklaştığı, altına hep beraber imza attığı "Anayasa Mahkemesi kararlarına uyulmalıdır, AİHM kararlarına uyulmalıdır" diyen 6. maddeyi bir kez daha hatırlatıyorum.
Hepimiz milletin seçilmiş temsilcileriyiz. Ne yaşarsak yaşayalım milletin gündeminden kopamayız. Milletin ağır bir ekonomik kriz altında ezildiğini hepimizi biliyoruz. Çok yönlü bir krizin içindeyiz. Mayıs ayı açlık ve yoksulluk sınırları açıkladı. Açlık sınırının 35 bin liraya, yoksulluk sınırına 114 bin liraya yükseldiğini gördük. 20 bin liralık sefalet maaşıyla emekliler, 28 bin liralık asgari ücretle emekçiler ve bunların alışveriş yapıp da para kazandırarak geçimini sağlayacağını düşünülen esnaflar kan ağlıyor.
Bugün Türkiye'nin en büyük sorunu vergi sorunu, verginin adaletsiz ve yersiz alınma sorunudur. Bu salondaki gibi Türkiye'deki bütün vatandaşların zenginliklerine, fakirliklerine bakılmadan dolaylı vergilerle yüzde 64'lük dilimi ödediği düzen haksızdır. Yani ülke kötü yönetilmekte, beceriksizce yönetilmekte, enflasyon sorunu dünyada çözülmekte ama Türkiye'de tırmanmaktadır. Bunun sebebi liyakatli, akılcı, doğru yönetim yerine hem liyakatsiz kadrolar hem de iktidarı kaybetmemek için ardı arkası gelmeyen siyasi operasyonlar, devletin otuz yıl önce verdiği bir diplomayı birisine rakip olmasın diye iptal eden devletin, devletin bütün kağıtlarına yarattığı güvensizlik.
Otuz yıl önce verdiği diplomayı inkar eden benim tapumu mu tanıyacak, benim banka cüzdanıma mı değer verecek, onun namusu yarın gittiğinde geri mi ödenecek? Ülkenin ana muhalefet partisinin, ana muhalefet partisinin garantisinin olmadığı yerde devletin garantisi, sözü ne zamana kadar sürecek lafı işte bu ülkenin, işte bu ülkenin risk primidir. Bu ülkenin pahalı borçlanmasıdır.
Bu ülkenin yüksek faizidir. Bu ülkenin içinden çıkamadığı ekonomik sarmaldır. Ve öyle bir noktadayız ki bir büyük paradigma değişimi, bir büyük baştan aşağı sarsan bir şey, yani onlar gitti, Türkiye onları geride bıraktı, hukuk tanımazları, mahkeme tanımazları, kendilerinin yenemediklerini hapse attıranları, sırf seçim kazanabilmek ya da sırf yenilmemek için rakiplerinden teker teker kurtulanları ve sadece iktidarını sürdürmek için hukukun H'sini bile anmayanları Türkiye geride bıraktı, Türkiye artık öyle bir ülke değil, Türkiye'de halk kazandı, hukuk kazandı, adalet kazandı, Türkiye'nin önü açık, Türkiye'de artık millet kazandı denmeden bu kriz bitmeyecektir.
İhanet yüksek sesle başkalarından duyulduğunda değil, yalnız kaldığında içinde hissedildiğinde kazandıran duygudur. Bu çatı altında geleceğe yönelik umut sloganları atalım. CHP 47 yıl sonra kurulduğu gün gibi birinci parti oldu ve kurulduğu günden itibaren AKP'yi yenen ilk parti oldu. İşte bu yüzden bu değişimin rüzgarını, kararlılığı, azmi görenler, kararı iktidarı değiştirmeye verdiğimizi görenler, başarınca şekil anlayış değiştirmediğimiz görenler, kendi adaylığımın peşinde koşmadığımı, milletin istediği adayı 15.5 milyonun oyuyla adaylaştırdığımı görenler, onu hapse attıklarında 'sıra bize geldi' demek yerine 'Erdoğan'ı yeneceğimiz adaylarımız var, o kararı verip seçimi alacağım' dediğimi görenler bunlara girişti. Sürecin tamamını ailelere, evlatlara, eşlere, dostlara haksızca saldıracak kadar sürdürdüler. O süreçleri hep birlikte gördük. O günden bugüne bir sürü açık ve gizli şey duyduk.
Karşımızda 5 Kasım kurultayını hazmedemeyenler ile 31 Mart seçimlerini hazmedemeyenlerin yani mutlak sultan ile mutlak butlanın ittifakı vardır Türkiye'de. Bir mahkeme kararı elde genel merkezin önüne polisle, biber gazıyla, plastik mermiyle ve sabaha kadar barda, pavyonda çalışmış tiplerle gelip de direkt Gençlik Kolları'nın karşısına gelince biz o kapıyı kapattırmasak bu evlatların karşısına çıkacaktı. Hiçbirimizin kabul edemeyeceği şeyler olacaktı. Biz kapıları kapatıp evlatlarımızı koruduk, onlar ise kapıya dayanarak en büyük utancı yaşattı. Hızla çözeceğiz ama maalesef şu anda iki tane CHP görüntüsü var. bir tarafta mutlak butlan kararıyla bizlerin polis zoruyla dışarı atıldığı baba ocağımıza oturanlar, bu kafata ise Gazi'nin diğer büyük eseri Meclis çatısı altında parti ve ülkesine sahip çıkmaya çalışanlar... Burada oturanların meziyeti kaybetse de demokrasiye sahip çıkmak, haklının yanında ve haksızın karşısında durmak, ezileninin yanında durmak, karıncanın kardeşi olmak ve kazanmak için sadece kendine güvenmek varken diğer tarafta bugünkü iktidarla yürümeyi tercih eden bu partinin baba ocağında bulunanlar var.
Bir buçuk yıldır TGRT'den maaş alan, her türlü haksız edepsiz arkadaşlarımızla, partimizle uğraşan birisi gelmiş partide basın danışmanı olmuş. Sizin her bir damlası helal olan aidatlarınızla alınmış arabalara haram diyecek kadar yerin dibine geçmiş şekilde oturuyor orada. Benim suçüstü yakaladığım, ev hapsi alan avukatın ev hapsi kalkmış, partinin çatısında keyif yapıyor sonra da parti arınıyor diyorlar. İftiracı alçaklar partinin çatısında oturuyor. Ferdi'nin elektrik çarpması sonucu canıyla uğraştığı o gün Yeni Akit gazetesinde "çarpıldı" diye karikatür çizen kadın çikolata dağıtıyor baab evinde. Evladımız Gülşah'a ölüm döşeğinde namusuyla iftira atanlar o partide şimdi göbek atıyor, alçaklar!
Önümüze 6 kere barikatlar çektiğin, dolunun altında o üstüne çıktığım TOMA var ya sen o TOMA'nın şoför koltuğunda oturuyorsun! 21 Mayıs butlan darbesini yapan, polisi Atatürk'ün kurduğu partiye sokan da sen ve senin şımarttığın İstanbul Cumhuriyet Başsavcın, ödüllendirip Bakan yaptığın o cellatın elinde talimatı sen verdin. Kes bunların boyunun diye talimatı sen verdin' Bu mesele CHP içinde bir mesele değildir. Bu mesele Erdoğan ve rejim ile millet arasındadır. Hiçbir yerinde yokum deyip susup oturup izleyerek olmaz. Darbeye karşı olunur. Hadi bakalım!
15 Temmuz akşamından alnımızın akıyla çıktık siz ise 19 mart ve 21 mayıs darbeleriyle milletin karşısında olduğunuzu gösterdiniz. Kurultayımızı iptal etmek için 2 buçuk yıldır her şeyi yaptılar. Delegelere cep telefonu dağıtıldı dediler, birini bile ispatlayamadılar, iddianameye dahi yazamadılar. 15 gün sürede 552 delegemizden imza toplamak üzere dün sabah harekete geçtik. Dün sabah harekete geçmemizle 15 günde 552 olur mu sorusuna cevap aranırken 3 günde bile toplanır derken 12.15'te 600 sayısına ulaştı delege! Rakam hızlı ilerlerken bir soruşturma haberi daha geldi. Delegeler ve yakınlarının hesaplarına bakacağım dedi. Elinizden geleni ardınıza koymayın. Kurultayı iptal ettiyseniz zaten bir şeyleri biliyor olmanız lazımdı ama belli ki şimdi bakıyorsunuz. Sizin o delege başına verdiğiniz kol saatleri var ya, kesin bunlar da yapıyor diyorsunuz ya... Delege hesapları ortada! Bir selamımla bin imza yollayanlara selam olsun"