NATO Ankara zirvesinin ardından
32 NATO üyesi ülkenin devlet ve hükümet başkanları, 7-8 Temmuz'da Ankara’nın Ankaralılara adeta dar edildiği ve yüzlerce gözaltı yapıldığı bir atmosferde Ankara’daki zirvede bir araya geldi. Zirvede NATO üyesi olmayan bazı müttefikler ile (Avustralya, Y. Zelenda, G. Kore ve Japonya) Suriye de yer aldı. Ana temasının "Daha güçlü NATO, Daha Güçlü Avrupa" olduğu zirve sonunda yayımlanan bildiride Washington Antlaşması’nın 5. maddesine bağlılıklar yinelendi. Ayrıca Rusya tehdidi, savunma yatırımları, Ukrayna’ya destek, İran ve Hürmüz Boğazı başlıkları öne çıktı.
ZİRVE SIRASINDA İRAN'A SALDIRI TÜRKİYE'YE BİR PROVOKASYON
NATO zirvesinin kanımca en ilginç boyutu, Trump'ın zirve sırasında ateşkesin bittiğini duyurarak İran’a saldırı direktifi vermesiydi. Bu tutum, hiç kuşkusuz ev sahibi Türkiye’yi de demarke durumda bıraktı ancak, Trump bunu bilhassa yaptı. Zaten ne dedi? "Erdoğan İran’ı sevmiyor." Bu cümlenin meali şudur: "Erdoğan, İran'a yönelik hamlelerimde benden yana olmalıdır!" Trump’ın başlıca derdi zaten, tüm NATO üyelerinin, özellikle de Türkiye ve Avrupa'nın önde gelen büyük devletlerini küresel hedeflerinde yanında görmek. Trump, NATO üyelerinden iki şey istiyor; sadakat ve savunma harcamalarına katılım.
TRUMP’IN ERDOĞAN'DAN BEKLENTİSİ YÜKSEK
Trump, zirveye bizzat katılma nedeninin Ankara'da gerçekleşmesi ve Erdoğan olduğunun altını çizerek, aslında Ankara'dan beklentisinin ne kadar yüksek olduğunu da ortaya koymuş oldu diplomatik bir şekilde. Trump-Erdoğan tam da tencere-kapak oldu! Öyle bir hizaya girdi ki Erdoğan, tam gaz gitmeye gidecekgözüküyor. Gazze'yi yerle bir eden ve onca cana kıyan İsrail ile bir olan Trump’ın iştahını kabarttığı Gazze için kurulan güya Barış Kurulu'na Hakan Fidan'ı veren Erdoğan, bu gidişle İsrail ile de Trump’ın isteği doğrultusunda kader birliğine girer mi? Girebilir... Trump bu işbirliğini ısıtacak cümleler de kurdu zirvede. Erdoğan'ı da, Bibi'yi de sevdiğini ama aralarında bazı sıkıntılar olduğuna dönük açıklamaları oldu. Bu açıklamaların meali de şöyle okunabilir: "Aranızda didişmeyi bırakın da BOP'taki işbirliğimizi hayata geçirelim. Bakın PKK'yı tasfiye ediyorum. Hamas ve Hizbullah da tasfiye edilmeli, Türkiye ve Suriye bu konuda rol almalı."
NATO 3.0
NATO'nun kuruluşu 1.0 ise, Soğuk Savaş sonrası tablodaki genişleyen konumu da 2.0 olarak nitelenebilir. Ankara zirvesinin anlamı ise NATO 3.0'a geçiş olarak değerlendiriliyor. Evet, NATO yeni bir dönemeçte ve küresel bir pozisyonda konumlanıyor. NATO dışındaki Asya ve Avustralya kıtası ülkelerinin de zirveye daveti boşuna değil. 3.0'ın Türkiye’yi ilgilendiren boyutu ise ABD'ye hizalanan bir zeminde kenar-kanat olmaktan çıkarılıp yeni hedeflerinde, stratejinin gereği olarak merkez ülke konumuna yükseltilmesi. Bununla, ABD aynı zamanda Avrupa’daki müttefiklere de ayar veriyor. Örneğin, Trump, İspanya'yı "kötü üye" ilan ederken, bir başka NATO üyesi Danimarka'dan Grönland’ı istiyor şiddetle! İşler karışık... Trump, AK Parti iktidarı ile Türkiye'yi hizaya getirirken, başkaları hizadan çıkıyor!
ANKARA'YA VERİLEN VAATLER; TRUMP SÖZÜNDE DURABİLECEK Mİ?
Trump, müttefiklere yaptırım olmayacak, Türkiye için CAATSA ('ABD’nin Hasımlarına Yaptırımlar Yoluyla Karşılık Verme Yasası' anlamına geliyor. ABD Kongresi tarafından 2017’de kabul edilen yasa, esas olarak Rusya, İran ve Kuzey Kore’ye karşı çıkarıldı. Yasa, yalnızca bu üç ülkeye yaptırım uygulamakla kalmıyor. Aynı zamanda bu ülkelerin savunma ve istihbarat sektörleriyle 'kritik işlem' yapan üçüncü ülke kurumlarını da hedef alabiliyor) sona erecek, dedi ve F-35 için de yeşil ışık yaktı ama bakalım süreç nasıl ilerleyecek? Trump, yarım ağız... Önce şunu belirteyim, Erdoğan, öyle anlaşılıyor ki F-35'teki ortaklığın sona ermesini kanıksamış, verilen para karşılığında 5 adet uçağa fit olmuş! Hem de S-400'lerin peşinen alelacele elden çıkarılması karşılığında! Trump’ın vaatleri peki Kongre'de kabul görecek mi? Trump, Yahudi, Ermeni, Yunan lobisini aşabilecek mi, yoksa onları bahane olarak kullanıp kulağının üzerine mi yatacak? Bekleyip göreceğiz ama şimdiden düğün bayram havasına girmek ne kadar doğru? Böyle durumlarda aklıma 1924'te Lozan'da Türkiye ile ABD arasında imzalanan ve Amerikan parlamentosunda Yunan ve Ermeni lobisinin engeline takılarak onaylanmayarak yürürlüğe girmeyen Dostluk ve Ticaret Anlaşması geliyor. 1939'a kadar da iki ülke arasındaki ilişkiler pamuk ipliğine bağlı sürmüştü herhangi bir anlaşmaya bağlı olmaksızın.
Şu notu da düşmezsem olmaz; ABD için iyi bir Türkiye, NATO'nun ikinci büyük askeri gücü olan ordusunu Pentagon'un emrine vermesidir! Kore'de olduğu gibi... Ver askeri BOP emrine, itaat et, rahat et! Yoksa, hizadan çıkarsan başına bir gün ASALA bela olur, bir gün PKK, yarın da bir başkası!..
TÜRKİYE'NİN DURUŞU NASIL OLMALI?
Türkiye'nin fabrika ayarları, NATO üyeliğine karşın hiçbir devlete hızlanmadan uluslararası ilişkilere Ankara'dan bakarak bölge merkezli bir dış politikayı gerektiriyor. Fakat maalesef AK Parti iktidarı pekçok konuda olduğu gibi dış politikayı da Atatürk’ün kurduğu fabrika ayarlarından iyice uzaklaştırıyor. NATO 3.0 ile AK Parti yönetimi Türkiye'yi "Yurtta Barış Dünyada Barış" çizgisinden daha da uzaklaştıracaktır! Türkiye'nin kimi nedenlerle NATO'da kalması doğal. Ancak, Türkiye’nin NATO üyesi olması komşularıyla, bölge ülkeleriyle iyi ilişkiler kurmasına engel oluşturmamalıdır. Öteyandan Türkiye, aynı zamanda başka küresel güçlerle de, başka bölgelerdeki bölgesel güçlerle de ilişkilerini sürdürebilmelidir. Rusya, Çin, Hindistan, Japonya, Endonezya, Pakistan ile de Türkiye, çıkarları doğrultusunda iyi ilişkiler içinde olabilmelidir.
NE SENİNLE, NE SENSİZ
NATO'ya karşı bir ezber içinde olanlara da şunu belirteyim; Türkiye, örneğin, İsrail, GKRY gibi devletlerin NATO'ya girmesine oydaşma ile karar alındığı için veto koyabilir. ABD'nin Türkiye'nin sinir uçlarına dokunan bu iki devleti ittifaka almak istediği sır değil. Ayrıca, Türkiye içinde olduğu NATO'yu kontrol edebilir durumda. Ya içinde olmasa? O zaman Türkiye daha endişeli olurdu herhalde. NATO'ya ne aşık olup Erdoğan gibi başınızı döndüreceksiniz, ne de cepheden karşına alıp başına bela edeceksiniz. Bilmem anlatabildim mi?
Şunu da unutmamalı; Türkiye, milli bir meselesi oluştuğunda NATO'dan nasıl bir tavır görecek? (ki, Kıbrıs'ta Yunanistan ile karşı karşıya geldik ve o zaman NATO envanterindeki güçlerin dışında 4. Ordu olan Ege Ordusu'nu kurduk)
ZARF-MAZRUF
İktidarın başı Erdoğan, NATO zirvesindeki zarfı gösteriyor sürekli olarak son günlerde... Herkes Yeniçerileri konuşuyormuş da, yemekler, aksaksız toplantılar vb. Peki ya mazruf? İktidarın bu bağlamda konuşacak birşeyi yok. Bunu da biz konuşacağız elbet, susacak değiliz. Muhalefet konuşacak yüksek sesle. Muhalefet, Türkiye’nin bu kadar da ABD'ye hizalanmasına şiddetli itiraz edecektir, etmelidir.