Mekke Anlaşması, Türkiye'nin istikrarına yararlı mı, zararlı mı?
Başından beri Mekke Anlaşması sürecini dikkatle izliyorum. Önce şunu saptayalım: Bu anlaşma barış ortamında değil, ABD/İsrail-İran savaşının kızıştığı momentumda olmasa da düşük yoğunluklu sürdüğü, ABD'nin kuvvetli saldırı histerisini sürekli dışa vurduğu bir çatışma ortamında 7 Ağustos 2026'da Mekke'de imzalandı. Mekke, sembolik olarak Sünni Müslüman kesimi işaret ediyor. Bu bile peşinen belirteyim, söz konusu anlaşma aktörlerinin ABD'nin bölgedeki aparatı durumuna düşüp Şii İran'ı çevrelemesi anlamına geliyor. S. Arabistan'a da koruma kalkanı sağlıyor ve kim ne derse desin İsrail için de bir dolaylı güvenlik şemsiyesi oluşturuyor.
"YURTTA BARIŞ, DÜNYADA BARIŞ" ÇİZGİSİNDEN SAPILMAMALI
Atatürk, "Yurtta Barış, Dünyada Barış" diyerek Türk dış politikasının temellerini atmıştı. Bu ilke bugün de geçerlidir. Türkiye, bu ilke çerçevesinde istikrarını koruyarak ve istikrar içinde hareket ederek bugünlere gelebilmiştir (103 yılda girdiğimiz tek dış sıcak çatışma yüzde yüz haklı olduğumuz Kıbrıs Barış Harekatı'dır).
Mekke Anlaşması, maalesef Türkiye'nin yakaladığı ve koruduğu istikrarı sekteye uğratabilecek boyutlar içeriyor. ABD/İsrail-İran savaşında Türkiye ile İran'ı karşı karşıya getirme riski taşıyor. Ne münasebet? Türkiye ve doğudaki üstelik sınır komşusu İran, 1639'dan bu yana ortak sınırlarının değişmediği iki devlet. Atatürk döneminde de, sonrasında 1979'da İran'daki rejim değişikliğine kadar da oldukça dostane iki devlet... 1979 sonrasında da arada kimi sorunlar olsa da komşuluk hukukunu sürdüren iki devlet... Orta Doğu'nun kilit taşı konumundaki bu iki devlet neden bir çatışma iklimine girsin?
TÜRKİYE KİMSEYLE ÇATIŞMADA DEĞİL, PEKİ YA S.ARABİSTAN VE PAKİSTAN?
Türkiye, kimseyle sıcak çatışma içinde değil. Oysa S. Arabistan, ABD'nin yanında açıkça yer aldığı için -sonradan bir ölçüde tutum değiştirse de- İran ve Husiler ile çatışma içine girmiş durumda. Keza, Pakistan da Hindistan ile çatısmalı... S. Arabistan ve Pakistan'ın Türkiye'ye gereksinimi var ama Türkiye'nin onlara yok. Şu notu da düşelim: İsrail'i hedef alan Husilerin füze ve İGA saldırıları da S. Arabistan hava savunma sistemlerince engelleniyor.
RİSK OLUŞTURAN ANLAŞMA MADDELERİ
Bu bağlamda Mekke Anlaşması'nın ilk iki maddesi dikkat çekici ve yukarıda değindiğim riskin temelini oluşturuyor:
"Madde-1: 'Taraflar' birbirlerinin bağımsızlığının, egemenliğinin, toprak bütünlüğünün ve uluslararası alanda tanınan hudutlarının ihlal edilemezliğinin sağlanması ve korunmasını teminen işbirliği yaparlar. 'Taraflardan' herhangi birinin toprak bütünlüğünün, egemenliğinin ve uluslararası alanda tanınan sınırlarının tehdit edilmesi veya tehlikeye düşmesi durumunda, 'Taraflar' bu tehdit(ler) veya tehlike(ler)i bertaraf etmek maksadıyla gerekli tüm yöntemleri kullanırlar.
Madde-2: 'Taraflardan' herhangi birine yönelik dış kaynaklı bir silahlı saldırı, tüm 'Taraflara' yönelik bir saldırı olarak kabul edilir. 'Taraflardan' birinin başka bir ülke veya ülke grubu tarafından silahlı saldırıya veya askeri saldırganlığa uğraması halinde, 'Taraflar' saldırıya uğrayan 'Tarafa' birbirlerine sağlayabilecekleri karşılıklı yardım imkanlarının tamamını kullanarak derhal yardım edecektir. Bu amaçla 'Taraflar', Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51'inci Maddesinin tanıdığı meşru müdafaa hakkının kullanılmasını teminen, ihtiyaç duyulan yardımın objektif değerlendirmesini müteakip sağlanacak desteğin kapsam ve niteliğine karar vererek; askeri imkân ve kabiliyetler de dahil olmak üzere mevcut imkanları çerçevesinde işbirliği yaparlar."
Bu durumda İran, savaşın seyri içinde S. Arabistan'a bir füze sallarsa Türkiye savaşa dahil olup İran'a karşı hasmane tutum mu alacak? Böyle bir durumda İran ne yapacak? Böyle bir senaryoyu düşünmek bile istemiyorum ama Mekke Anlaşması'nın söz konusu maddelerini hatırlayınca gel de düşünme!..
GERÇEKLİKTEN UZAK ARGÜMANLAR
Mekke Anlaşması TBMM Dışisleri Komisyonu'nda görüşülürken, Komisyon Başkanı AK Partili Fuat Oktay anlaşmayı "Ortadoğu'da kolektif caydırıcılık" bağlamında değerlendirip güya üç sacayağına oturtmuştu: 1)Müşterek savunma, 2)Terörizmle mücadele, 3)Savunma sanayiinde yerli imkanlar...
Dışişleri Bakan Yardımcısı da aynı komisyon toplantısında anlaşmayı, "Kolektif savunma anlayışına dayalı bölgesel güvenlik mimarisinin ilk adımı" olarak değerlendirdi.
Yukarıda bu iki değerlendirmenin gerçeklerden ne kadar uzak olduğunu ve anlaşmanın asıl olarak ABD, İsrail, S. Arabistan'ın gereksinimlerine yanıt verip Türkiye'nin dertsiz başına dert açabileceğini ortaya koydum. Ankara, bu anlaşmayla S. Arabistan ve Pakistan'ın güvenlik risklerini üstleniyor. Kaldı ki, Mekke Anlaşması olmadan önce de Türkiye'nin hem S. Arabistan hem de Pakistan ile askeri çerçevede ikili anlaşmaları vardı. Mesele, Mekke Anlaşması'ndaki NATO'nun 5. Maddesine benzer ilk iki madde!
CİDDİ ULUSAL MESELERDE MUTABAKAT ŞART
Bu arada, ulusal meselelerde iktidar ve ana muhalefetin hemfikir olması çok önemli. İç cephenin güçlü olması buna bağlı. Peki, Mekke Anlaşması'na Yeni Parti nasıl bakıyor? Anlaşmayı desteklemediği gibi, Yemen'e asker gönderilmesine de karşı! Butlan CHP'si ise Mekke Anlaşması'nda iktidarın yanında. Şaşırdık mı? Tabii ki hayır.
ADETA İPOTEK
Mekke Anlaşmasıyla ilgili son notum şu: Anlaşmadan 10 yıl çıkamıyorsunuz! Yani AK Parti iktidarı memleketi 10 yıl ipotek altına alıyor! İlgili 16. Maddenin 3. Fıkrası şöyle:
"Herhangi bir 'Taraf', bu Anlaşmanın yürürlüğe girmesinden itibaren 10 yıl geçtikten sonra, diğer 'Taraflara' diplomatik kanallar aracılığıyla en az üç ay önceden yazılı olarak çekilme niyetini bildirmek suretiyle bu Anlaşmadan çekilebilir."
ATATÜRK'ÜN ÖĞÜDÜ IŞIĞINDA BAKILIRSA...
Mekke Anlaşması ile iyice anlaşıldı ki, AK Parti iktidarı sürdükçe Atatürk'ün temellerini attığı dış politikamız aşındıkça aşınıyor ve korkarım daha da aşınır. Öğütlerinden birisi neydi Atatürk'ün, hatırlayalım; mealen, "Araplararası anlaşmazlıklarda taraf olmayın"... E, şimdi bu noktadan bakarsak, S. Arabistan ile Yemen'deki Husilerin arasındaki çatışmada bizim ne işimiz var Tanrı aşkına?