İstanbul
Kapalı
14°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
49,4194 %0.04
55,4992 %0.60
6.585,52 %1.00
82.516,86 %1.00
Muhalif. GÜNDEM “Kamera bacaklarımı çekse titrediğimi görürsünüz”

“Kamera bacaklarımı çekse titrediğimi görürsünüz”

“Kamera bacaklarımı çekse titrediğimi görürsünüz”
Okunma Süresi: 2 dk

Muhabir, canlı yayında depremzedelerin soğukla mücadelesini anlatıyordu. Bir an duraksadı, sonra “Kamera bacaklarımı çekse, benim de titrediğimi görürsünüz” dedi hüzünlü bir sesle.

Başka bir yayında deprem bölgesine giderken Konya yakınlarındaki tipide mahsur kalan bir muhabir, elindeki mikrofonu zor tutuyor, konuşurken dudakları titriyordu. Üzerinde incecik bir kaban ve altında kot pantolon vardı.

Deprem bölgesinden haber aktarmak için çırpınıyorlardı ama gerektiği gibi hazırlanmadan, koşullara uygun donanımları olmadan yola çıkmışlardı. Depremzedeler gibi onlar da dondurucu soğuğun yanı sıra yatacak güvenli yer ve gıda sorunuyla baş başaydı. Çok azının kurumları lojistik destek verebiliyordu. İlk ders bu olsun; felaket bölgesine hazırlıklı gitmek!

Sahadaki gazetecilerin tek sorunu donanım da değildi. Gözlemlerini sansürlemeden yansıtan gazeteciler provokasyon suçlamalarıyla, baskılarla karşılaştılar. OHAL ilan edildikten sonra müdahaleler daha da arttı; Basın Kartı ya da valilikten akreditasyonu olmayan gazetecilerin çalışmaları engellendi; saldırıya uğrayanlar, soruşturma açılanlar, gözaltına alınanlar oldu. 

En ilginci de Diyarbakır’da gözaltına alınan gazeteci Mehmet Güleş’e emniyette yöneltilen soruydu; “Enkaz alanında bulunma sebebiniz nedir? M. Nuri Güzel isimli şahıs size vermiş olduğu röportajda ‘Burada AFAD yok, UMKE yok. Halkımız yalnız bırakıldı’ sözünü söyledi mi?” Sanki bu cümleleri dile getirmek ve bunu haber yapmak suçmuş gibi…

Erdoğan iktidarı, böylesine büyük ulusal felaket karşısında bile bildiğimiz gibi davranmaktan vazgeçmedi. Toplumu bilgilendirmek yerine yine sosyal medyayı dert edindi kendisine. Fahrettin Altun, Elon Musk’ı da etiketleyerek “Twitter’dan sorumlu tutum bekliyoruz” yazıp “Dezenformasyonu bize bildirin” çağrısı yaparken RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin de TV’leri tehdit etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise “defter tuttuğunu” söyleyerek parmak salladı…

Köşe yazısının tamamını aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız