İstanbul
Parçalı bulutlu
14°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,4811 %0.08
51,2870 %0.58
6.562,09 % 1,77
67.103,81 %-1.001
Muhalif. GÜNDEM Hilâl-i Ahmer’e çalışmak

Hilâl-i Ahmer’e çalışmak

Okunma Süresi: 2 dk

Hilâl-i Ahmer’e çalışmak.

Evet, çalışmak gönüllülük esası ile çalışmak. Burada hiçbir zaman önde olma, yaptığı işin önüne geçme, gereksiz konuşma, hırs yapma, yapılacak iyi işleri engelleme gibi unsurlar olmaz.

Evet, eskiden öyleydi.

Çünkü eskiden bir “değerler” sistemi vardı. Az çok bugün en üst kademe de çalışanların kapasitesi, böyle güzide kurumların daha öğrenme, kendini geliştirme safhasında yer alabilecek, olan kişilerdi. Öyle böyle değildi sistem. Cumhuriyet kazanımları bunun sistemini kurdu, büyüttü ve miras bıraktı. Diploma sahibi olmak, hiçbir zaman yeterli sonucu oluşturmaz sadece sonuca giden yolda, gerekli argümanlardan birisidir. Eğer yöntem ve oluşacak durumda, sisteminiz yok ise hepsi birer çöptür.

Evet, bunca çürümüşlük altında maalesef üzülerek izlemedeyiz. En başlarda anlatmaya çalıştıklarımızı anlamayan, kendi hırslarına maalesef ki yenik düşmüş zihniyetler hâla neyin, neresinde, ne kadar, neyi yapması gerektiğinin farkında değil. Mütemadiyen konuşma ve kendini pazarlama taktikleri. Bu balığın baş kısmı, susup da olan biteni, kendi menfaatleri için gün dolduranlar için, zaten her şey hep hava, civaydı.  Emin olunuz ki hemen hemen çoğu yerde de böyle.

KİMSEYE ETMEM ŞİKÂYET

Yazmak, sonradan oluşan bir olgu, değildir. Hiçbir zaman olmadı. Bu bir yetenektir. Ve sadece yetenekte yetmez, farklı gerekli ve önemli unsurlar gerekir. Sanatçı olunmaz, doğulur. Herkes, kendine has bir yetenek, üslup ile doğar. Bazı ekstrem, özel, olağan üstü durumlarda; bazı insanlar çıkabilir. Onlar zaten son anda değil varlıklarının derinliğinde hâkim olduklarını, her daim, yaşar ve yaşatırlar. Bakın, sığ denizde boğulmak demiyorum. Bu, son olaylar yeterince anlatabildi mi, pek sanmıyorum. Kendinde olmayanı, bir başkasında olduğu için alaşağı etmenin durumlarının tezahürü açık ve net olarak, artık her katmanda. Oysa, Millî Mücadele, yıllarında zaten ön saflarda olanlar; gerek zekâ, gerek ön görü, gerek bilgi ve donanımı ile yeterli olan bireylerdi. Bunların en başında da Mustafa Kemal ATATÜRK’ün baş tacı yaptığı, kadınlar gelir. Hilal-i Ahmer’in, yani Kızılay’ın Melekleri. Çoğu edebiyatçı, yazar, şair ve gazeteci. Öncü olan doktorlar ve hemşireler ile destanlar yazdılar. Hani bizlerin, hazır teslim aldığımız, sıfır kilometre, değerlerimiz, atalarımızın mirası…

Köşe yazısının tamamını aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız