İstanbul
Parçalı bulutlu
13°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,6337 %0.27
51,6013 %-0.2
6.704,43 % 0,27
66.837,05 %0.4
Muhalif. GÜNDEM Hangimiz daha kötüyüz

Hangimiz daha kötüyüz

Okunma Süresi: 2 dk

Derviş Zaim’in 2014 yılından, bu güne kadar ki eserlerinin arasına, belki de en özelini sığdırdı. Burada nitelikli dolandırıcı, şeytana bile pabucunu ters giydiren ve Şeytan’ın (Tavuri), Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) şubesi gibi çalışan, sıradan ama hiç de sıradan olmayan hayat hikâyesi, İKSV, USA, Avrupa, sonrası bu hafta sonu vizyonda.

Bu hafta basın gösteriminde, filmini birlikte izlediğimiz, Derviş Zaim ile film sonrası kısa bir röportaj gerçekleştirdik.

-Film, aslında sadece sıra dışı bir karakter hikâyesi değil. Sizin de içinde olduğunuz ve hatta ailenizin de daha iyi bir insan olma açısından yol göstericilik yaptığı bir farklı manzara çizmekte. Dron ile başlayan hikâye, dron ile bitiyor. Top ve Portakal ve yitip giden yaşamlar. Nasıl tanıştınız?

Derviş Zaim: Aynı mahallede büyüdük. Aynı arsa da top oynadık. Henüz on dörtlü yaşlar.

-Baba, rolü hayatta çok önemli ve sizin Babanız da kendi evlatları dışında ve belki de polis teşkilatından gelmiş olduğu sorumluluk etkisi ile yardımcı olmaya çalışmış. Bir yanda ise ana karakterin babası asker, 1974 çıkartma olmuş ve babalarını göremeyen çocuklar.

Derviş Zaim: Babam, polisti, elbette yardım etti. Toplum ahlak ve düzeni açısından yapılması gerekenler önceliklidir. Tavuri’nin babası, eskiden beri asker ve onun gibi bir sürü asker vardı ama hepsi çocuklarına bakabildi. Kıbrıs’da yaşamış olmanın bazı zorlukları belki vardır ama onun kendi çocuklarına karşı tutumu, kendi psikolojisi ile ilgili. Kendisinden kaynaklı bir durumdu. Sadece sosyal ve ekonomik şartlar açısından, babalık, baba olabilmek, yapıyor olmak değildir. Bu bir sorumluluktur.

Röportajın tamamını aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız