İstanbul
Açık
20°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
45,5977 %0.19
53,2744 %-0.3
6.644,89 % -2,19
78.084,00 %-3.221
Muhalif. GÜNDEM Eşref Bitlis dosyası 33 yıl sonra yeniden açılıyor: 1993'ün kilidini açacak kara kutu iddiası

Eşref Bitlis dosyası 33 yıl sonra yeniden açılıyor: 1993'ün kilidini açacak kara kutu iddiası

Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis'in 1993 yılındaki şüpheli ölümüne ilişkin dosya, Adalet Bakanlığı bünyesindeki Faili Meçhulleri Araştırma Daire Başkanlığı'nın devreye girmesiyle 33 yıl sonra yeniden açıldı. Bitlis'in damadı Rıza Şahin, "yeni ve gizlenmiş delil" niteliğindeki devlet korumasındaki kara kutu iddialarını içeren şikayet dilekçesini Terör Suçları Soruşturma Bürosu’na teslim etti. Bu hamlenin, 1993 yılının tüm faili meçhul cinayetleri için domino etkisi yaratması bekleniyor.

KAYNAK: HABER MERKEZİ
Okunma Süresi: 4 dk

Türkiye siyasi tarihine "karanlık yıl" olarak geçen 1993'ün en kritik kırılma noktalarından biri olan Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis'in ölümüyle ilgili sıcak bir gelişme yaşandı. 17 Şubat 1993'te içinde bulunduğu uçağın Ankara Yenimahalle Posta İşleme Merkezi'nin bahçesine düşmesi sonucu şehit olan Bitlis'in dosyası, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan Faili Meçhulleri Araştırma Daire Başkanlığı tarafından mercek altına alındı.

Nefes yazarı Aytunç Erkin'in aktardığı bilgilere göre; Eşref Bitlis'in damadı Rıza Şahin, 14 Mayıs'ta Faili Meçhulleri Araştırma Daire Başkanlığı yetkilileri tarafından aranarak kuruma davet edildi. Yetkililerin, "Konuyla yakından ilgileniyoruz, merak etmeyin" mesajını vermesi ve yönlendirmesi üzerine Şahin, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu'na resmi şikayet dilekçesini sundu.

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in daha önce faili meçhul cinayetlerin aydınlatılmasına ilişkin yaptığı, "Yeni bilgi ve belgeler gelirse bunlarla ilgili çalışmalar yaparız ve sonuna kadar gideriz" açıklaması, 30 yıllık zamanaşımı süresi nedeniyle kapanma noktasına gelen dosyalar için mağdur ailelerine yeni bir umut ışığı oldu.

30 Yıllık Zamanaşımı Engeli "Yeni Delil" ile Aşılacak

Rıza Şahin tarafından başsavcılığa sunulan dilekçede, Eşref Bitlis dosyasının "devlet sırrı" veya "insanlığa karşı suç" kapsamında değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Dilekçenin en dikkat çekici yönü ise 30 yıllık hukuki zamanaşımı sınırının, "yeni ve gizlenmiş delil" formülüyle aşılmasına yönelik talep oldu. Hukukçulara göre bu talebin kabul görmesi, 1993 yılındaki diğer şüpheli ölümler ve suikastlar için de emsal teşkil edecek bir hukuki yol haritası oluşturabilir.

1993 Suikastları İçin Domino Etkisi

Dilekçede, Eşref Bitlis'in vefatının bir suikast olarak tescillenmesi halinde, aynı yıl zincirleme şekilde yaşanan diğer şüpheli ölümlerin de tek bir merkezden yönetilen organize bir strateji olduğu tezinin güçleneceği savunuldu. Bu durum, savcıların dosyaları tekil cinayet vakaları olarak değil, "anayasal düzeni değiştirmeye yönelik sistematik ve organize saldırılar" olarak birleştirmesine imkan tanıyacak.

Eşref Bitlis dosyasının açılmasıyla yeniden gündeme gelmesi beklenen o dönemin şüpheli olayları şöyle sıralanıyor:

Adnan Kahveci (5 Şubat 1993): Tıpkı Bitlis gibi Kürt sorunu üzerine demokratik çözüm raporları hazırlayan Kahveci'nin şüpheli trafik kazası, "yeni delil" konseptiyle tekrar masaya yatırılabilir.

Uğur Mumcu (24 Ocak 1993): Mumcu suikastı davası, devlet içindeki odakların varlığı resmen belgelenirse "insanlığa karşı suç" kapsamına alınarak zamanaşımından muaf tutulabilir.

Bölgedeki Barış Yanlısı Askeri Figürler: 22 Ekim 1993'te Lice'de vurulan Bahtiyar Aydın ve 12 Ağustos 1995'te şüpheli bir çatışmada hayatını kaybeden Rıdvan Özden'in ölümlerinin de Bitlis dosyasıyla doğrudan bağlantılı olarak soruşturulması talep ediliyor.

Uzmanlar, Eşref Bitlis dosyasının 1993 yılının "kilidi" niteliğinde olduğunu, bu kilidin açılmasının Sivas Katliamı, Başbağlar ve Bingöl'de 33 erin şehit edilmesi gibi karanlık eylemlerin arkasındaki yapıları ortaya çıkarabileceğini belirtiyor.

Sırrı Çözecek "Kara Kutu" Devlet Korumasında mı?

Başsavcılığın önündeki şikayet dilekçesinin en somut "yeni delil" iddiası ise geçmişte yayımlanan bir televizyon programındaki açıklamalara dayanıyor. 27 Ekim 2013 tarihinde A Haber'de yayımlanan "Anlatılmamış Öyküler" programında emekli subay Mete Yarar’ın dile getirdiği iddialar dosyaya girdi.

Yarar, söz konusu yayında olayın hemen ardından yapılan soruşturmada kara kutuyu bizzat dinleyen üst düzey bir komutanla görüştüğünü açıklamıştı. Yarar, Eşref Bitlis’in ölümündeki muammayı ortadan kaldıracak asıl ipuçlarının bu kara kutunun içinde olduğunu, o dönem şartları gereği açıklanmayan bu ses kayıtlarının halen devletin koruması altında bulunduğunu ve bugün bile incelenerek olayın çok rahat bir biçimde aydınlatılabileceğini iddia etmişti.

Terör savcılığının, dilekçede yer alan bu iddiaların ardından devlet arşivlerindeki kozmik oda bilgilerine ve bahsi geçen kara kutu kayıtlarına ulaşıp ulaşmayacağı, önümüzdeki günlerde netleşecek.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız