Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sapanca kampında gerçekleştirdiği konuşmada Türkiye'nin iç siyaset dinamikleri, normalleşme adımları ve ana muhalefet partisinde yaşanan son gelişmelere dair çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Türkiye Cumhuriyeti kimliğine sahip hiçbir vatandaşın kendi vatanında "sığıntı, kiracı veya üvey evlat" olmadığını belirten Erdoğan, geçmişten bugüne verdikleri hak mücadelelerinin toplumu kamplaştırmak değil, tam aksine normalleşmeyi sağlamak adına yapıldığını ifade etti.

Siyaset uzlaşmak ve müzakere etmektir
Konuşmasında siyasetin dışlayıcı bir üslupla yapılamayacağını vurgulayan Erdoğan, farklı düşüncelere sahip olmanın bir husumet sebebi olamayacağının altını çizdi. Ülkenin ve milletin çıkarları söz konusu olduğunda ortak paydada buluşmanın bir zorunluluk olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı, siyasetin özünün uzlaşı, konuşma ve müzakere olduğunu belirtti. Erdoğan, imtiyazlarını kaybeden bazı kesimlerin kendilerini toplumu ayrıştırmakla suçladığını ancak AK Parti dönemi boyunca her zaman kapsayıcı bir siyaset izlediklerini savundu.

CHP kendi yarattığı Frankenstein'ın ceremesini çekiyor
Ana muhalefet partisi CHP içinde yaşanan hukuki ve siyasi kırılmalara da değinen Erdoğan, muhalefetin kendi içindeki çatışmanın hiçbir şekilde tarafı olmadıklarını ve olmayacaklarını net bir dille ifade etti. Yaşanan krizi yargıya ya da dış etkenlere bağlamanın yanlış olduğunu söyleyen Erdoğan, "Birbirlerinin kuyularını kazdılar. Bizim değil, yargının değil bizzat kendi eylemleriyle bu noktaya geldiler. Bir Frankenstein ürettiler, şimdi de ceremesini çekiyorlar" dedi. Türkiye'nin her türlü vesayetten arınmış, gücünü kara paradan değil tabanından alan bir ana muhalefet partisine ihtiyaç duyduğunu ekleyen Cumhurbaşkanı, CHP'nin yapısal olarak dış mihraklardan kurtulmasının ülke siyaseti adına hayırlı olacağını dile getirdi.
Milli meselelerde uzlaşı kapısı açık
Cumhur İttifakı olarak ülkenin ali menfaatlerini ilgilendiren konularda yapıcı bir tutum sergilemeye devam edeceklerini kaydeden Erdoğan, özellikle "Terörsüz Türkiye" süreci başta olmak üzere dış politika ve ulusal güvenlik gibi majör başlıklarda uzlaşıya hazır olduklarını ilan etti. Zafere ulaşmak için her yöntemi mübah gören, ilke ve kural tanımayan bir anlayışın kendilerinden tamamen uzak olduğunu ifade eden Erdoğan, bu devletin belli bir zümrenin değil, bu topraklar üzerinde yaşayan 86 milyon vatandaşın tamamının devleti olduğunu vurgulayarak konuşmasını tamamladı.