İstanbul
Açık
22°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
47,0400 %0.09
53,6179 %0.04
6.075,82 % 0,48
62.530,25 %-0.685
Muhalif. GÜNDEM Devlet Bahçeli: Türkiye, NATO'da yeni dönemin kurucu aktörlerinden biri haline geldi

Devlet Bahçeli: Türkiye, NATO'da yeni dönemin kurucu aktörlerinden biri haline geldi

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, NATO Zirvesi, Türkiye'nin uluslararası konumu, AB süreci ve bölgesel gelişmelere ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

KAYNAK: HABER MERKEZİ
Okunma Süresi: 5 dk

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. NATO Zirvesi'nin sıradan bir diplomatik toplantı olarak görülmemesi gerektiğini belirten Bahçeli, Türkiye'nin yeni dönemde küresel güvenlik mimarisinde üstlendiği role dikkat çekti.

Bahçeli açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

"Ankara, düşman kapıya dayandığında geri çekilmeyen iradenin adıdır.

Ankara büyük direniş simgesidir. Bir zamanlar direnişin karargahı olan Ankara yeni dönemin küresel güvenlik stratejislerinin konuşulduğu yerdir. NATO zirvesini bir toplantı olarak değerlendirmek yanlıştır. Bugünün çok katmanlı güvenlik planlamaları yapılmıştır.

Ankara küresel siyasetin pusulasını çizdi. Ukrayna savaşı, İran ve Hürmüz konuları, Mavi Vatan meseleleri ve Suriye’de yeni dönem konuları ve 50 milyar doları aşan bir anlaşmalar dizisi ortaya konmuştur.

Türkiye mücadele etmeyi bildiği kadar hakkını müdafaa etmeyi gösterecektir. Cevap bellidir, o da Türkiye'dir.

Türkiye, NATO'da yalnızca stratejik konumuyla değil, tarihi birikimi, devlet tecrübesi, siyasi iradesi ve milli kudretiyle yeni dönemin kurucu aktörlerinden biri haline gelmiştir.

Türkiye NATO’da sadece stratejik konumuyla değil devlet aklıyla yeni dönemin kurucu ortağı olmuştur. Bu Ankara zirvesinde ortaya konmuştur. NATO yeni bir devrin başındadır. Böylesi bir çağda güvenlik bütçeyle değil onu kabiliyete çevirmekle ölçülecektir. İttifak güvenlik çağının farkına varmış mıdır? Savunma sanayiyi birkaç ülkenin imtiyazlı alanı olmaktan vazgeçecek midir?

Ankara zirvesi işte bu soruları NATO’nun önüne koymuştur. Cumhurbaşkanımız yaptırımların kaldırılması çağrısı bu açıdan oldukça önemlidir."

"Ankara zirvesi alelade bir diplomasi faaliyeti değildir"

Bahçeli konuşmasının devamında şunları söyledi:

"Ankara'da toplanan NATO Zirvesi'ni alelade bir diplomasi faaliyeti gibi okumak eksik, sığ ve sakat bir değerlendirme olacaktır. Ankara'da 70 yılı aşan ittifak hukukunun muhasebesi yapılmış Soğuk Savaş yıllarının hayalet cephe hatlarından bugünün çok katmanlı güvenlik bunalımlarına uzanan uzun yolun hesabı görülmüştür. Ankara'dan, 5. maddenin müşterek savunma ruhundan Ukrayna'ya verilen askerî desteğin geleceğine, 50 milyar doları aşan yeni tedarik hamlelerinden savunma sanayiinde ortak üretim arayışlarına, Avrupa'nın yıllarca ertelediği caydırıcılık açıklarından müttefikler arasındaki ambargo ve kısıtlama çelişkilerine, İran'ın nükleer programından Hürmüz Boğazı'ndaki seyrüsefer emniyetine, Suriye'de açılmak istenen yeni sayfadan Doğu Akdeniz ve Mavi Vatan hassasiyetlerine kadar geniş bir güvenlik kuşağının bütün açmazları aynı anda ele alınmıştır.

Ankara'da müttefikliğin yalnızca kameraların parlak ışıkları altında verilen pozlardan, kriz günlerinde yayımlanan yalın kınama mesajlarından, kürsülerde cilalanmış cümleleri birbiri ardına sıralamaktan ibaret olmadığı, hakiki müttefikliğin hakkaniyet, samimiyet, üretim, paylaşım ve dayanışma üzerine bina edileceği açıkça anlaşılmıştır."

ABD, İran ve savunma sanayii değerlendirmesi

Bahçeli şu açıklamalarda bulundu:

"Türkiye NATO’da sadece stratejik konumuyla değil devlet aklıyla yeni dönemin kurucu ortağı olmuştur. Bu Ankara zirvesinde ortaya konmuştur. NATO yeni bir devrin şafağındadır. Böylesi bir çağda güvenlik bütçeyle değil onu kabiliyete çevirmekle ölçülecektir. İttifak güvenlik çağının farkına varmış mıdır? Savunma sanayiyi birkaç ülkenin imtiyazlı alanı olmaktan vazgeçecek midir?

Ankara zirvesi işte bu soruları NATO’nun önüne koymuştur. Cumhurbaşkanımız yaptırımların kaldırılması çağrısı bu açıdan oldukça önemlidir.

Türkiye’nin sahadaki başarısını görüp savunma sanayi de yaptırım yapmak anlamlı değildir. Türkiye namına atılacak her olumlu adım lütüf değil hakkaniyetin yerini bulmasıdır.

NATO’daki İMECE başlığı çok önemlidir. Türkiye’nin güvenliği uzayda da düşüne bir devlet aklının göstergesidir. Bu milli teknoloji hamlesidir. Böylesine devasa envanterlere kolay ulaşmadık. Her hakikatte bir hayal vardır. Sabırla büyüyen bir hayal vardır ve bunlar çeliğe dönmüştür.

ABD Başkanı'nın "İran'la mutabakat benim için bitti" açıklaması sorunludur, mutabakat bir şahsın değil devletin taahhüdüdür. İran'da bugün varılan mutabakatın yarın kolaylıkla terk edilmesi yalnız Tahran'ın değil gelecekte Washington'la masaya oturacak bütün başkentlerin zihninde aynı sorunu doğuracaktır.

Bu açıklamanın NATO Zirvesi sırasında yapılması da düşündürücüdür."

Avrupa Birliği ve Yunanistan mesajı

Bahçeli, Türkiye'nin Avrupa Birliği sürecine ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:

"Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyelik süreci siyasi önyargılarla değerlendirilmiştir. Verilen sözler tutulmamış, Türkiye'nin haklı beklentileri sürekli başka gündemlerin gölgesinde bırakılmıştır. Bu yaklaşım yalnızca Türkiye'ye değil, Avrupa'ya da zarar verir. Çünkü AB, Türkiye'yi bekleme odalarında tutarken kendi stratejik ufkunu daraltmıştır.

Türkiye'yi dışarıda bırakarak Avrupa'nın daha güçlü olacağını düşünenler, bugün karşı karşıya kaldıkları güvenlik sorunlarına dönüp bakmalıdır.

Sorulması gereken sorular şunlardır:

Türkiye'nin dışlandığı yıllar Avrupa'ya ne kazandırmıştır? Göç krizleri mi çözülmüştür, enerji güvenliği mi sağlanmıştır, savunma kapasitesi mi güçlendirilmiştir, jeopolitik kırılganlıklar mı ortadan kalkmıştır?

Bunların hiçbirisi gerçekleşmemiştir. Aksine Avrupa, her geçen gün daha fazla stratejik belirsizlikle karşı karşıya kalmıştır. Bu nedenle Türkiye'nin Avrupa Birliği süreci artık yalnızca üyelik müzakeresi başlığı altında ele alınabilecek bir mesele olmaktan çıkmıştır. Mesele, Avrupa'nın jeopolitik gerçeklerle yüzleşip yüzleşemeyeceğidir.

MHP olarak görüşümüz açıktır. Türkiye'nin AB ile ilişkileri karşılıksız kaldı. Egemenlik, eşitlik ve hakkaniyet temelli ilerlemelidir. Türkiye ne bir yükümlülükten kaçmaktadır ne de bir ayrıcalık talep etmektedir. Türkiye yalnızca kendisine karşı dürüst olunmasını istemektedir. Türkiye yalnızca çifte standartların son bulmasını istemektedir. Türkiye yalnızca ortaklık hukukunun gereğinin yerine getirilmesini istemektedir.

Türkiye'nin yeri Avrupa'nın bekleme salonu değildir. Türkiye'nin yeri stratejik kararların şekillendiği masalarda hak ettiği ağırlıkla bulunmaktır.

Yunanistan Başbakanı Miçotakis'in açıklamaları son derece vahimdir."

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız