Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, kamuoyunda çerçeve yasa olarak bilinen "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi" hakkında kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. İncelenen yasa teklifinin mevcut haliyle kabul edilmesinin doğru olmadığını savunan Destici, terörün sona ermesinin partisi ve millet için en büyük arzu olduğunu ancak bunun yolunun terör örgütüne hukuki imtiyazlar tanımaktan değil, örgütü devletin karşısında tamamen çaresiz bırakmaktan geçtiğini vurguladı.
BBP'nin terörle mücadelede değişmez ilkeleri
Büyük Birlik Partisi'nin kuruluşundan bu yana terörle mücadele konusunda tavizsiz bir çizgi izlediğini belirten Destici, partilerinin altı temel ilkesini kamuoyuyla paylaştı. Devletin üniter yapısı, tek bayrak ve tek dil anlayışının müzakereye kapalı olduğunu ifade eden Destici, terörle pazarlık yapılamayacağının altını çizdi. Şehit ailelerinin ve gazilerin adalet beklentisinin hiçbir siyasi hedefe feda edilemeyeceğini aktaran BBP lideri, ceza adaletinin caydırıcılığının korunması gerektiğini ve yürütmenin yargısal süreçler üzerindeki etkisini artıran düzenlemelere karşı olduklarını belirtti. Son olarak, terör örgütünün tasfiyesinin tamamen koşulsuz ve sahada doğrulanabilir olması gerektiğini dile getirdi.
Fiili af endişesi ve kusur ilkesinden uzaklaşma
Kanun teklifinin, bireyin hukuki durumunu örgütün kolektif davranışına bağlamasını ceza hukukunun temel ilkelerine aykırı bulan Destici, bu durumu sert bir dille eleştirdi. Kişinin pişmanlık göstermemiş olmasına rağmen sadece örgütün silah bırakması ve Milli Güvenlik Kurulu'nun (MGK) kararıyla affedilmesinin kabul edilemez olduğunu belirten BBP lideri, teklifin Türk Ceza Kanunu'ndaki "etkin pişmanlık" kurumundan tamamen koptuğunu ifade etti. Metinde doğrudan "af" kelimesi geçmese de soruşturmaların ertelenmesi, tutukluluk hallerinin kaldırılması ve hak yoksunluklarının iadesi gibi sonuçların fiilen bir affa eşdeğer olduğunu savunan Destici, bu durumun Anayasa'nın nitelikli çoğunluk gerektiren 87. maddesini dolaylı yoldan aşma riski taşıdığını belirtti.
Sahadaki gerçekler ve örgütün türev yapılanmaları
Yasal çerçevenin sahadaki gerçekleri görmezden gelerek başarıya ulaşamayacağını vurgulayan Destici, terör örgütünün finans kaynaklarından, propaganda faaliyetlerinden, militan eğitiminden ve dış desteklerinden vazgeçip vazgeçmediğine dair hayati sorular yöneltti. Suriye'deki PYD/YPG yapılanması ile KCK, PJAK gibi türev örgütlerin durumunun metinde net bir şekilde tanımlanmadığını belirten Destici, "Sembolik bir silah teslimi ile fiili silahsızlanma arasındaki fark hangi ölçütle tespit edilecektir?" diyerek, tüm bu sürecin sadece bir MGK kararına bağlanmasını yetersiz bulduğunu dile getirdi. Sürecin nihai bir tasfiye değil, örgüt kadrolarına hukuki güvence kazandırma stratejisi olabileceği konusunda uyardı.
Teklifin en büyük eksikliği mağdurların unutulması
Taslağın en ağır siyasi kusurunun mağdurları yok sayması olduğuna dikkat çeken Destici, 40 yılı aşkın süredir devam eden mücadelede on binlerce şehit ve gazi olduğunu hatırlattı. Uluslararası tecrübelerin gerisinde kaldığını belirttiği teklifte; kasten öldürme suçlarının kapsam dışı bırakılmasını olumlu bulmakla birlikte, ağır yaralama, kaçırma, fidye ve köy boşaltma gibi eylemlere ceza ertelemesi getirilmesine tepki gösterdi. Süreçte mağdurun hiçbir hakkının gözetilmediğini ve hakikatin tespitine yönelik bir mekanizma kurulmadığını vurgulayan Destici, kamu vicdanı tatmin edilmeden toplumsal bir uzlaşmanın sağlanamayacağını ifade etti.
Müzakere algısı gerçeğe aykırıdır
Türkiye Cumhuriyeti'nin 40 yıllık mücadele sonucunda terör örgütünü ezdiğini ve yok ettiğini belirten Destici, devletin sanki mağlup olmuş da müzakereye mecbur kalmış gibi gösterilmesinin gerçeğe aykırı ve kabul edilemez olduğunu söyledi. Dış müdahalelere karşı uluslararası hukukun tanıdığı tüm meşru imkanların tereddütsüz kullanılması gerektiğini ifade eden BBP lideri, şehit ailelerinin ve gazilerin hukukunun her türlü siyasi hesabın üzerinde olduğunu yineleyerek, mevcut kanun teklifinin bu haliyle kabul edilmesine karşı olduklarını net bir şekilde ortaya koydu.