İstanbul
Parçalı bulutlu
14°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
44,5991 %0.3
51,5563 %-0.09
6.706,09 % 0,29
66.621,14 %1.216
Muhalif. GÜNDEM Akbelen bir zihniyetin aynasıdır

Akbelen bir zihniyetin aynasıdır

Emekli Büyükelçi Ahmet Süha Umar yazdı: Akbelen bir zihniyetin aynasıdır

Okunma Süresi: 2 dk

Muğla, Milas Akbelen Ormanı, yıllardır her yönüyle tartışmalı bir madencilik etkinliği nedeniyle günlerdir kamuoyunu meşgul ediyor. Böyle dediğime bakmayın, aslında kamuoyunun, yazılı ve görse medyanın hatta başta ana muhalefet partisi olmak üzere muhalefetin, Akbelen’e ciddi bir ilgisinin olduğunu söylemek olanaklı değil. Buna da şaşmamak gerek.

Türkiye Cumhuriyeti, 2002 yılından beri, çağlar boyunca, bazı hallerde insanoğlunun çok ağır bedeller ödeyerek öğrendiği, insanın yararına, çağdaş hiç bir değer dikkate alınmaksızın yönetiliyor. Bu yönetim zihniyetinin ilk ilkesi, Türkiye’nin “dar-ül harp-savaş alanı” olduğudur. O alandaki, topraklardaki her şey ganimettir. Buna doğa ve doğanın tüm değerleri de dâhildir.

Bugünkü yönetimin ikinci ilkesi; Cumhuriyet’in tüm kazanımlarının yok edilmesidir. Buna ülkenin tarımda, hayvancılıkta kendi kendine yeter hale gelmesini sağlayan her varlık -devlet üretme çiftlikleri, tarım kredi kooperatifleri; Et ve Balık Kurumu; kuruluş amacına uygun çalışan Ziraat Bankası, vb- dâhildir.  

Bu ganimet zihniyetidir ki, 20 yıl gibi kısacık bir dönemde ormanlara, sulak alanlara, denizlere, meralara o tarihe kadar görülmedik ölçüde zarar vermiştir. Bunun sonunda da tarım, hayvancılık, balıkçılık neredeyse çökmüş, Türkiye eti, balığı mercimeği bile ithal eder duruma gelmiştir.

Köşe yazısının tamamını aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız