Amerika Birleşik Devletleri'nde giderek daha fazla hane en temel ihtiyaç olan gıda maddelerini karşılamakta zorluk çekiyor. New York Fed’in yakından takip edilen Tüketici Beklentileri Anketi verilerine dayandırılan araştırması, Amerikalıların gıdaya erişim konusunda 2020 yılındaki küresel pandemi dönemine kıyasla çok daha kırılgan bir noktaya savrulduğunu gösteriyor. Elde edilen veriler, özellikle düşük gelirli, eğitim seviyesi sınırlı ve küçük çocuk sahibi hanelerde bu krizin çok daha belirgin hissettiğini doğruluyor.
Birikimler tükeniyor, öğünler atlanıyor
Araştırma sonuçları, Amerikan toplumunun önemli bir kesiminin günlük yaşam standartlarını koruyabilmek adına tehlikeli bir finansal döngüye girdiğini kanıtlıyor. Masraflarını karşılamak için birikimlerine başvuranların oranı hızla artarken, yeterli gıdaya ulaşamayan ailelerde çocukların öğün atlamak zorunda kaldığı görülüyor. Temel gıda maddelerine ulaşamayan bu kitleler, hayatta kalabilmek için gıda bağışlarına ve federal beslenme yardımlarına sığınmak zorunda kalıyor. Finansal durumlarına ilişkin ciddi karamsarlık taşıyan bu gruplar, ülke genelindeki ekonomik memnuniyetsizliğin de ana damarını oluşturuyor.
"K şeklindeki" ekonomik uçurum derinleşiyor
Araştırmacılar, gıda güvencesizliğindeki tırmanış ile finansal kötümserlik arasında doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi kurmaktan kaçınsa da bu durumun tüketici güvenindeki rekor düşüşü net bir şekilde açıkladığını belirtiyor. ABD ekonomisinde uzun süredir var olan gelir ve servet eşitsizliği, son yıllarda "K şeklindeki ekonomi" modeliyle çok daha keskin bir ayrışmaya sahne oluyor. Bu yapıda, yüksek gelirli kesimler yükselen hisse senedi fiyatları, konut değerlerindeki artış ve düşük faizli yeniden finansman fırsatlarıyla servetlerini katlarken; K'nin alt tarafındaki dar gelirliler ise yüksek yaşam maliyetleri altında eziliyor.
Pandemi desteklerinin kesilmesi krizi tetikledi
Düşük gelirli hanelerin üzerindeki finansal stresin ana nedenleri arasında pandemi sonrası yaşanan enflasyon dalgası ve son beş yıldır normalin üzerinde seyreden fiyat artışları yer alıyor. Ancak New York Fed analistlerine göre krizi asıl tetikleyen unsur, pandemi döneminde hayata geçirilen sosyal desteklerin sona ermesi oldu. Özellikle genişletilmiş SNAP (Gıda Yardımı Programı) desteklerinin kesilmesi, zaten sınırda yaşayan milyonlarca hane için tam bir kırılma noktası yarattı.
Rakamlarla Amerikan rüyasının gölgedeki yüzü
Anket verileri krizin boyutunu istatistiksel olarak da gözler önüne seriyor. Haziran 2020'de yeterli gıdaya erişemediğini belirten hanelerin oranı yüzde 4 iken, Şubat 2026'da bu oran yüzde 10'u bulmuş durumda. Aynı dönemde gıda bağışı alanların oranı yüzde 10,6'dan yüzde 15,8'e; SNAP yardımı alanların oranı ise yüzde 10,6'dan yüzde 17,9'a yükseldi.
En çarpıcı verilerden biri de birikim kullanımı oldu: Haziran 2020'de harcamalarını karşılamak için birikimlerini tükettiğini söyleyenlerin oranı yüzde 21,8 iken, Şubat 2026'da bu oran yüzde 36,8'e ulaştı. Üstelik bu karamsar verilerin, Orta Doğu'da yaşanan askeri hareketlilikler ve petrol arzındaki sıkışmanın tetiklediği benzin zammı dalgasından önce toplanmış olması, Amerikan hanehalkının mevcut tablodan çok daha ağır bir yükle karşı karşıya kalabileceğine işaret ediyor.