Amerikan basınında "demokrasinin bekçisi" olarak bilinen The Washington Post gazetesi, dün sabah saatlerinde çalışanlarına ilettiği kararla büyük bir yeniden yapılanma sürecine girdiğini duyurdu. Gazetenin sahibi Jeff Bezos yönetimindeki şirket, artan mali zararlar ve değişen dijital medya dinamikleri gerekçesiyle kadrosunda radikal bir kesintiye gitti.
Haber Merkezinin Kalbine Neşter
Yönetici Editör Matt Murray tarafından personele yapılan açıklamaya göre, 800 kişilik haber merkezinde görev yapan 300’den fazla çalışanın işine son verildi. Bu karar, gazetenin editöryal gücünün yaklaşık yüzde 30'unun bir günde silinmesi anlamına geliyor. İşten çıkarmaların, özellikle dış haberler, spor ve yerel haberler servislerini hedef aldığı belirtildi.

Kapatılan Servisler ve Dış Bürolar
Yeniden yapılanma kapsamında gazetenin ikonikleşmiş spor servisi ve kitap inceleme bölümü (Books desk) tamamen kapatıldı. Ayrıca, gazetenin amiral gemisi olan günlük haber podcast'i "Post Reports"un yayını durduruldu.
(Son 24 saatte gelen bilgilere göre) Küçülme operasyonu sadece ABD merkeziyle sınırlı kalmadı. Gazetenin Kahire, Yeni Delhi ve Sidney gibi stratejik öneme sahip dış büroları kapatıldı. Çin, İran ve Türkiye gibi bölgeleri takip eden muhabirlerin görevlerine son verildiği bildirildi.
Tanınmış İsimler ve Savaş Muhabirleri de Listede
İşten çıkarılanlar arasında, gazetenin kıdemli uluslararası ilişkiler köşe yazarı Ishaan Tharoor ve Kahire Büro Şefi Claire Parker gibi tanınmış isimler de yer alıyor. Rusya-Ukrayna savaşını cephe hattından takip eden ödüllü muhabir Lizzie Johnson’ın da işine son verilmesi, medya dünyasında şaşkınlık yarattı. Ishaan Tharoor, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, kararın kendisi ve uluslararası haber ekibi için "yıkıcı" olduğunu ifade etti.
Stratejik Değişim ve Tepkiler
Gazete yönetimi, bundan sonraki süreçte habercilik odağını; iç siyaset, ulusal güvenlik, iş dünyası, teknoloji ve bilim gibi "çekirdek" alanlara kaydıracağını açıkladı. Ancak bu radikal karar, hem sendika temsilcileri hem de eski yöneticiler tarafından sert bir dille eleştirildi. Washington Post’un efsanevi eski genel yayın yönetmeni Marty Baron, kararı "kurumun marka değerine yapılmış ani ve kendi kendine zarar veren bir saldırı" olarak nitelendirdi.