İstanbul
Açık
18°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
45,9069 %0.04
53,4696 %0.15
6.628,15 % -0,33
75.939,36 %-0.992
Muhalif. DÜNYA Starbucks'ın Güney Kore'deki skandal reklamı büyük bir boykot dalgasına yol açtı

Starbucks'ın Güney Kore'deki skandal reklamı büyük bir boykot dalgasına yol açtı

Starbucks'ın Güney Kore'de ülkenin en kanlı askeri katliamının ve hafızalara kazınan bir işkence davasının yıl dönümünde başlattığı reklam kampanyası, ülke genelinde devasa bir boykot dalgasına yol açtı. Şirketin üst düzey yöneticisinin görevden alınmasına ve resmi kurumların yaptırımlarına neden olan kriz sonrası, kahve devinin ülkedeki satışlarında sert bir düşüş yaşandı.

KAYNAK: HABER MERKEZİ
Okunma Süresi: 3 dk

Dünyanın en büyük kahve zincirlerinden Starbucks, Güney Kore'de hayata geçirdiği yeni reklam kampanyası nedeniyle büyük bir siyasi ve toplumsal krizin merkezine yerleşti. Starbucks Kore'nin "Tank Günü" adı altında düzenlediği ve büyük boy içecek termosunu "Tank" ismiyle satışa sunduğu kampanya, ülkenin yakın tarihindeki en büyük trajedilerden birini tetikledi. Kampanyanın zamanlaması olarak seçilen 18 Mayıs tarihi, Güney Kore'de 1980 yılında yaşanan ve yaklaşık 2 bin kişinin hayatını kaybettiği Gwangju Ayaklanması'nın yıl dönümüne denk geliyor. O dönem ordu, çoğunluğunu öğrencilerin oluşturduğu demokrasi yanlısı göstericilere karşı tankları sahaya sürmüştü.

İşkence davasını hatırlatan skandal slogan

Krizin boyutunu artıran bir diğer unsur ise şirketin tercih ettiği reklam sloganı oldu. Kampanya için seçilen "Elini masaya küt diye vur" ifadesi, 1987 yılında polis tarafından işkenceyle öldürülen üniversite öğrencisi Park Jong Chol'ün davasını akıllara getirdi. Dönemin suçlu polisleri mahkemedeki savunmalarında, öğrencinin işkenceden değil, sorgu sırasında müfettişlerin masaya elini sertçe vurması üzerine yaşanan korkudan dolayı kalbinin durduğunu iddia etmişti. Bu iki hassas tarihi olayın aynı kampanyada ironik bir şekilde birleşmesi, toplumsal öfkeyi zirveye taşıdı.

Devlet başkanından sert tepki ve resmi boykot

Skandalın ardından Güney Kore halkı sokaklara döküldü. Gwangju'daki bir Starbucks şubesi önünde toplanan öfkeli aktivistler, kahve bardaklarını çekiçlerle parçalayarak şirketi protesto etti. Toplumsal tepkiye hükümet kanadı da sessiz kalmadı. İçişleri Bakanlığı, tarihi hafife alan şirketlerin hediye kuponlarının artık resmi kurumlarda kullanılmayacağını duyurdu. Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae Myung ise sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, insan haklarını ve demokrasiyi hiçe sayan bu ahlaksız kâr avcılarının davranışları karşısında büyük bir öfke duyduğunu belirtti.

Üst düzey yönetici ve çalışanlar görevden alındı

Starbucks'ın Güney Kore operasyonlarını yürüten ve Shinsegae Group bünyesinde bulunan E-Mart şirketi, boykot çağrılarının ardından satışlarda çok ciddi bir düşüş yaşandığını doğruladı. Yaşanan kriz üzerine Shinsegae Group Başkanı Chung Yong Jun düzenlediği basın toplantısında kamuoyundan özür dileyerek tüm sorumluluğu üstlendiğini açıkladı. Şirket, kampanyada rol alan 5 çalışanın işine son verirken, geçen hafta da Starbucks Kore'nin en üst düzey yöneticisinin görevden alındığı bildirildi. Kurban ailelerinin şikayeti üzerine başlatılan adli soruşturmada ise üç çalışanın telefonlarını incelemeye vermeyi reddettiği, ancak şu ana kadar bilinçli bir alay etme kanıtına rastlanmadığı aktarıldı.

Siyasi tartışmalar büyüyor

Kriz, ülkedeki siyasi partileri de karşı karşıya getirdi. Askeri diktatörlük dönemine daha yakın duran muhafazakâr Halkın Gücü Partisi, protestoları "tüketici sansürü" ve "seçici öfke" olarak nitelendirdi. Parti yetkilileri, Güney Koreli bir oyuncunun sadece Starbucks mağazasında çekilmiş bir fotoğrafı nedeniyle bir projeden çıkarılmasını örnek göstererek, toplumsal tepkinin kontrolden çıktığını ve bir cadı avına dönüştüğünü savundu.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız