Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nin (KDC) doğusundaki Ituri ve Kuzey-Kivu eyaletlerinde yeniden ortaya çıkan Ebola salgını kontrol altına alınamıyor. Afrika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (Africa CDC) tarafından paylaşılan son verilere göre, ülkede 15 Mayıs'ta resmi olarak ilan edilen salgında vaka sayısı 1077'ye ulaştı. Kanamalı ateşle seyreden ve ölümcül olan virüs nedeniyle bugüne kadar 246 kişi yaşamını yitirdi. Bölgedeki komşu ülkelerden Uganda'da da 8 vaka tespit edilirken; Güney Sudan, Ruanda, Kenya, Zambiya, Orta Afrika Cumhuriyeti, Tanzanya, Etiyopya, Angola, Kongo Cumhuriyeti, Burundi ve Somali'nin salgından etkilenme riskinin son derece yüksek olduğu bildirildi.
"Aşısı ve onaylanmış tedavisi yok"
Mevcut salgına neden olan etkenin, Ebola virüsünün nadir görülen "Bundibugyo" varyantı olduğu açıklandı. Sağlık yetkilileri, bu özel varyanta karşı henüz onaylanmış bir aşının ya da spesifik bir tedavi yönteminin bulunmadığına dikkat çekiyor. Laboratuvar kapasitesinin yetersizliği, vaka gözetimi ve temaslı takibindeki ciddi eksiklikler salgınla mücadeleyi zorlaştırırken, yetkililer önümüzdeki günlerde vaka sayılarında çok daha sert artışların yaşanabileceği konusunda uyarıda bulunuyor. DSÖ, durumun ciddiyeti üzerine 17 Mayıs'ta küresel çapta "uluslararası halk sağlığı acil durumu" ilan etmişti.

Africa CDC'den Batılı ülkelerin seyahat yasaklarına sert tepki
Salgının bölgesel bir tehdide dönüşmesi üzerine ABD, Kanada, Hindistan, Meksika, Ürdün ve Bahreyn gibi ülkeler, KDC ve komşu ülkelerden gelen yolculara yönelik 21 günlük zorunlu karantina ve giriş yasakları uygulamaya başladı. Africa CDC Genel Direktörü Dr. Jean Kaseya, dün Kinşasa'da düzenlediği basın toplantısında bu kısıtlamalara çok sert tepki gösterdi. Seyahat engellerini "kabul edilemez" ve "utanç verici" olarak nitelendiren Kaseya, henüz tek bir vaka bile görülmeyen Güney Sudan'ın dahi bu yasakların kapsamına alınmasını eleştirdi. Batılı ülkelerin bu tutumunun salgını durdurmaya yetmeyeceğini, aksine bölge ekonomilerine çok ağır darbeler vuracağını vurgulayan Kaseya, krizin yayılmasını önlemek amacıyla risk altındaki Burundi gibi komşu ülkelere acil diplomatik ve lojistik ziyaretler gerçekleştirdiklerini duyurdu.
Geçmişteki yıkıcı bilançolar endişeyi artırıyor
İlk kez 1976 yılında Sudan'ın Nzara ve KDC'nin Yambuku kentlerinde eş zamanlı olarak ortaya çıkan Ebola virüsü, adını salgının ilk başladığı nehir olan Ebola Nehri'nden alıyor. Virüsün yakın tarihteki en büyük yıkımı ise Aralık 2013 ile 2017 yılları arasında Batı Afrika'da yaşanmıştı. Gine, Liberya ve Sierra Leone'yi esir alan o büyük salgında 30 bin kişiye virüs bulaşmış ve 11 binden fazla insan hayatını kaybetmişti. Günümüzde yaşanan "Bundibugyo" dalgasının da benzer bir trajediye yol açmasından endişe ediliyor.