ABD Başkanı Donald Trump, kapsamlı modernizasyon çalışmalarının ardından hizmete alınan yeni başkanlık uçağı Boeing 747’yi (Air Force One) Andrews Müşterek Hava Üssü'ndeki törenle tanıttı. Katar tarafından bağışlanan ve 10 ay gibi kısa bir sürede "uçan Beyaz Saray"a dönüştürülen uçağın önünde konuşan Trump, yeni dönemdeki yoğun diplomasi trafiğinin ipuçlarını verdi. Yeni uçakla çok fazla yurt dışı seyahati gerçekleştireceklerini vurgulayan ABD Başkanı, "Yakında Türkiye'ye de gideceğiz" diyerek temmuz ayında Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi’ne katılacağını işaret etti. Trump ayrıca, eylül ayında Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’i ağırlayacaklarını, yıl içinde kendisinin de büyük bir konferans için Çin’e gideceğini duyurdu.

Dünyanın en lüks uçağı göklerle buluşuyor
Yeni başkanlık uçağının eşi benzeri olmayan iletişim sistemlerine ve son teknoloji savunma teçhizatına sahip olduğunu belirten Trump, projede emeği geçen yaklaşık 250 kişilik ekibe teşekkür etti. Yeni uçağın, başkent Washington’da düzenlenecek ABD’nin 250. kuruluş yılı kutlamalarında çok sayıda savaş uçağının eşlik edeceği büyük bir hava gösterisine öncülük edeceğini de sözlerine ekledi. Diğer yandan, yaklaşık 35 yıldır hizmet veren "VC-25A" tipi eski Air Force One uçağının, Fransa’daki G7 Zirvesi dönüşüyle birlikte son planlı uçuşunu tamamladığı ve restore edilerek müzede sergileneceği açıklandı. Ronald Reagan döneminde temelleri atılan ve George H.W. Bush’tan bu yana tüm ABD başkanlarını taşıyan eski filo, görev süresi boyunca 96 ülkeye yapılan seyahatlerde 6 milyon milden fazla uçuş gerçekleştirmişti.

Küba'ya askeri operasyon sinyali
Yeni uçak töreninin yanı sıra ABD merkezli Axios haber portalına geniş bir röportaj veren Trump, dış politikaya dair ezber bozan çıkışlar yaptı. Küba’ya yönelik olası bir askeri operasyonun ihtimalini değerlendiren Trump, başkanlığının ikinci döneminde ABD askeri gücünü kıta Amerika’sına yayma niyetini gizlemedi. Olası bir Küba işgalinin, ocak ayında Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun 48 dakika içinde alıkonulmasına benzer bir hızda gerçekleşebileceğini ima eden Trump, "Bu iki yer birbirine çok yakın. İran gibi 18 saat uçmanız gerekmiyor. Venezuela’nın petrolü var, Küba’nın ise güzel toprakları ve harika bir kıyı şeridi var" dedi. Trump, Küba’ya yönelik olası adımlarla Küba kökenli ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun yakından ilgilendiğini de sözlerine ekledi.
İran için "koşulsuz teslimiyet" nitelemesi
İran ile üzerinde anlaşılan mutabakat zaptına yönelik kendi partisinden gelen eleştirilere de yanıt veren Trump, ortaya çıkan sonucun Tahran açısından bir "koşulsuz teslimiyet" ve "rejim değişikliği" anlamına geldiğini savundu. İran'ın askeri gücünün büyük darbe aldığını ileri süren Trump, "Orduları yok, sahip oldukları 159 geminin hepsi denizin dibinde" ifadelerini kullandı. Mutabakatı yetersiz bulan katı görüşlü Cumhuriyetçi siyasetçilere artık saygı duymadığını belirten ABD Başkanı, İran ile savaşın uzamasının Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalmasına, petrol fiyatlarının fırlamasına ve küresel bir ekonomik buhrana yol açabileceğini, kendisinin ise bu krizi çözerek Büyük Buhran dönemi başkanı Herbert Hoover’a benzemekten kaçındığını dile getirdi.
G7 zirvesindeki "patron benim" sözlerine açıklık getirdi
Trump, röportajın sonunda Fransa'daki G7 Liderler Zirvesi'nde diğer devlet başkanlarına yönelik sarf ettiği ve dünya medyasında geniş yankı uyandıran "Patron benim" ifadesine de açıklık getirdi. Bu sözlerin tamamen bir şakadan ibaret olduğunu savunan Trump, "İçeri girdim, liderlere baktım ve 'patron benim' dedim. Sadece şirinlik yapıyordum, komikti. Tüm dünya bunu ciddiye aldı, inanamıyorum. Gerçekten patron olmaya çalışmıyordum" diyerek sözlerini tamamladı.