COP31’e Geliyorsanız Elinize, Dilinize, Telefonunuza Dikkat!
Geçtiğimiz günlerde beklediğim haber geldi. COP31 için akreditasyon başvurum UNFCCC tarafından kabul edildi. Kasım ayında Antalya’da düzenlenecek COP31’i gazeteci olarak yerinde takip edeceğim.
Hatırlayalım neydi bu COP31?
COP, İngilizce Conference of the Parties, yani Taraflar Konferansı demek. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne taraf ülkelerin her yıl bir araya geldiği, dünyanın iklim değişikliğiyle mücadelede ne yapacağını müzakere ettiği en önemli uluslararası toplantı. COP31, bu toplantının 31’inci kez yapılacağını da anlatıyor bize.
İşin arkasındaki yapı ise yazı boyunca adını sık sık kullanacağım UNFCCC. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi. Özellikle müzakerelerin, ülke delegasyonlarının, gözlemci kuruluşların ve akredite basının yer aldığı resmi konferans alanına erişim için uygun statüde kayıt ve akreditasyon gerekiyor. İşte diyelim siz de başvurdunuz UNFCCC’ye ve katılımınız onaylandı. COP31’e öyle elinizi kolunuzu sallayarak giremiyorsunuz.
Benim kabulüm de gelince haliyle kurcalamaya başladım. Bu kart bize neyin kapısını açıyor, neyi yapma hakkı vermiyor? Meğer COP’a girmenin kuralları kadar, girdikten sonra nasıl davranacağınızın da kuralları varmış. Hem de öyle “aman arkadaşlar birbirimize karşı nazik olalım” türünden tavsiyeler değil. Bunlar doğrudan UNFCCC’nin kuralları.
Ve COP31’e gelecek on binlerce kişiye kabaca şöyle sesleniyor. Elinize, dilinize, telefonunuza dikkat edin. Özellikle de cinsel taciz konusunda. UNFCCC, 19 Eylül 2025’te güncellediği Davranış Kurallarında cinsel tacize geniş bir bölüm ayırıyor. Üstelik örnekleri okuyunca insanın aklına ister istemez şu soru geliyor. Bütün bunları tek tek yazma ihtiyacı neden duyuldu? Çünkü listede neredeyse yok yok.
- Bir kişinin görünüşü, kıyafeti veya vücudu hakkında cinsel içerikli yorum yapmak…
- Birinin cinselliğini değerlendirmek…
- Cinsel çağrışımlı biçimde bakmak…
- Cinsel içerikli şaka veya anekdot anlatmak…
- İstenmediği halde tekrar tekrar randevu istemek veya cinsel ilişki teklif etmek…
- Çimdiklemek, okşamak ya da bilerek birisine sürtünmek…
- Cinsel içerikli mesaj göndermek…
- Uygunsuz fotoğraf veya video göstermek…
- Ve elbette cinsel saldırı girişimi ve cinsel saldırı.
Hepsi yasak.
UNFCCC’nin tanımında cinsel taciz yalnızca fiziksel temas değil. Sözlü olabilir, sözsüz olabilir, fiziksel olabilir, elektronik ortamda gerçekleşebilir. Aynı veya farklı cinsiyetten kişiler arasında da meydana gelebilir. Özetle COP31’e gelirken şu eski savunmaları bavulunuzun dışında bırakmanızda fayda var.
“Şaka yaptım.” “İltifat ettim.” “Yanlış anladı.” “Bizde böyle şeyler normal.”
Peki bunlar durup dururken mi yazıldı? Hayır.
Geçmiş COP’larda yaşananlar bu kuralların neden giderek daha ayrıntılı hale geldiğini de anlatıyor. COP27’de, 2022’de Mısır’ın Şarm El-Şeyh kentinde düzenlenen iklim zirvesinde, kadın delegelerin erkek müzakerecilerin zorbalığı, kötü muamelesi ve cinsel taciziyle ilgili şikâyetleri gündeme gelmişti. Meksika delegasyonunun başındaki Camila Zepeda da cinsel tacize uğradığını kamuoyuna açıklayan isimlerden biriydi. Mesele birkaç kişinin koridor şikâyeti olarak kalmadı. İki düzineden fazla ülkenin konuyu gündeme taşıdığı haberleştirildi. Ardından Bonn’daki iklim görüşmelerinde de uygunsuz davranış iddiaları ortaya çıktı.
UNFCCC İcra Sekreteri Simon Stiell’in mesajı açıktı; Cinsiyetçilik, zorbalık ve cinsel taciz UNFCCC sürecinde kabul edilemez.
Demek ki önümüzde yalnızca teorik bir yönetmelik yok. Yaşanmış olayların ardından giderek ayrıntılandırılmış bir davranış sistemi var. COP yalnızca müzakere masalarından ibaret değil. On binlerce insanın yaklaşık iki hafta boyunca bir arada bulunduğu devasa bir ekosistem.
Toplantılar var. Yan etkinlikler var. Sergiler var. Çalıştaylar var. Resepsiyonlar var. Networking buluşmaları var.
UNFCCC’nin Davranış Kuralları da yalnızca genel kurul salonunda geçerli değil. UNFCCC tarafından düzenlenen, ev sahipliği yapılan veya desteklenen toplantıları, konferansları, resepsiyonları, bilimsel ve teknik etkinlikleri, uzman toplantılarını, çalıştayları, sergileri ve yan etkinlikleri kapsıyor. Üstelik kurallar yalnızca yüz yüze katılanlara değil, sanal olarak etkinliğe katılanlara da uygulanıyor.
Boynunuzdaki COP kartı dokunulmazlık sağlamıyor. Ülkenizin delegesi olabilirsiniz. Bir bakanlık adına gelmiş olabilirsiniz. Bir şirketin CEO’su olabilirsiniz. Dünyaca tanınmış bir bilim insanı, aktivist veya STK yöneticisi olabilirsiniz. Gazeteci olabilirsiniz.
Fark etmiyor.
UNFCCC Davranış Kuralları etkinliğe katılan herkes için geçerli. Üstelik yaptırımı da var.
- COP alanına erişiminiz askıya alınabilir veya sona erdirilebilir.
- Olay işvereninize ya da bağlı olduğunuz kuruma bildirilebilir.
- Yetkili soruşturma veya disiplin makamlarına taşınabilir.
- Mağdur, olayın niteliğine göre yerel polise de başvurabilir.
Daha da ilginci, mesele yalnızca tacizde bulunan kişiyle sınırlı kalmayabilir. UNFCCC açıkça söylüyor:
“Taraflar ve gözlemci kuruluşlar, temsilcilerinin, yüklenicilerinin ve diğer destek personelinin davranışlarından sorumludur.” Dolayısıyla bir gözlemci kuruluş adına COP31’e gidiyorsanız davranışınız yalnızca sizin değil, temsil ettiğiniz kuruluşun gelecekteki UNFCCC etkinliklerine katılımını da etkileyebilir.
Kısacası:
“Ben yaptım, benim kuruluşumun ne ilgisi var?” deme şansınız yok. Gördüyseniz “beni ilgilendirmez” de diyemiyorsunuz. Bence kuralların en önemli taraflarından biri de bu. Tacize uğradığını düşünen kişi olayı bildirebiliyor. Ama UNFCCC bununla yetinmiyor. Tacize tanık olan katılımcının da durumu derhal bildirmesini istiyor. Bu önemli bir kültürel değişiklik.
“Aralarındaki mesele.” “Ben karışmayayım.” “Adam önemli biri.” “Delegasyonun başını belaya sokmayalım.” Demeyin, gördüyseniz bildirin.
Bir de telefonunuza dikkat etmeniz gerekiyor COP’ta.
Çünkü UNFCCC’nin fotoğraf, video ve ses kaydı için ayrı kuralları var. Koridorda bir bakan, ünlü bir aktivist veya ilginizi çeken herhangi birini gördünüz diye kamerayı açıp istediğiniz biçimde kayıt yapmanız otomatik bir hak değil. Kapalı toplantılarda kayıt yapılamıyor. Talimatlara uymayan kişi alandan çıkarılabilir; gerektiğinde yeniden girişine izin verilmeyebilir. Yani COP kartı kapıları açıyor ama kuralları ortadan kaldırmıyor.
Çünkü; İnsan haklarını anlatıp yanınızdaki insanın kişisel sınırını ihlal edemezsiniz. Kadınların güçlendirilmesini savunup kendi kuruluşunuzdaki taciz şikâyetinin üzerini örtemezsiniz.
Gezegenin sınırlarına saygı göstermeyi öğrenmeye çalışıyoruz ya.. Ama önce insanların sınırlarına saygı göstermeyi öğrenmek gerekiyor.
Benim COP31 akreditasyon kabulüm geldi. Kasım ayında kartımı boynuma takıp Antalya’daki o kalabalığın içine ben de gireceğim.
Şimdiden öğrendiğim en basit COP kuralı ise karbon hesaplarından çok daha kolay:
Elinize dikkat edin.
Dilinize dikkat edin.
Telefonunuza dikkat edin.
Ve en önemlisi karşınızdaki insanın sınırlarına dikkat edin.