Yapay zeka teknolojilerinin, özellikle de ChatGPT ve benzeri büyük dil modellerinin (LLM) insan yaratıcılığına alternatif olup olamayacağı tartışması yeni bir boyut kazandı. Yapılan son araştırmalar, bu modellerin kurgusal metinler üretirken şaşırtıcı bir biçimde kendilerini tekrarladıklarını ve hayali bir karakter olan "Elias Thorne" ismine adeta takılıp kaldıklarını gösteriyor. Dört popüler yapay zeka modeli tarafından üretilen 20 bin hikayeyi mercek altına alan araştırmacılar, dijital yazarların ortak bir hayal gücü havuzuna sıkıştığını tespit etti.
Gerçek edebiyata kıyasla 900 kat daha fazla kullanılıyor
Araştırma sonuçlarına göre, incelenen kurgusal metinlerin yüzde 25'inden fazlasında "Elias" ismi başrolü oynuyor. Bu oran, gerçek edebi eserlerdeki isim çeşitliliğiyle kıyaslandığında yapay zekanın bu ismi tam 900 kat daha fazla tercih ettiğini ortaya koyuyor. Üstelik tekerrür sadece isimlerle de sınırlı kalmıyor; üretilen hikayelerin yüzde 88'inde aynı 11 kelime veya temanın etrafında dönüldüğü görülüyor. Yapay zekanın en çok sevdiği ve vazgeçemediği kurgusal ögelerin başında Elias, Elara ve Mara isimlerinin yanı sıra deniz feneri, saat ustası ve kütüphaneci gibi mistik ve melankolik temalar geliyor.
Mod çökmesi ve yapay zekanın kendi kuyruğunu ısırması
Uzmanlar, yapay zekanın bu derece tekdüzeleşmesini "mod çökmesi" (model collapse) adı verilen teknik bir olguyla açıklıyor. İlk aşamada, yapay zeka modelleri kullanıcıların hangi tarz kurguları ve karakterleri daha çok beğendiğini analiz ederek öğreniyor. Elias karakteri veya deniz feneri teması gibi unsurlar kullanıcılar tarafından daha fazla ilgi görüp tercih edildikçe, yapay zeka bu temaları çok daha sık üretmeye başlıyor. Esas sorun ise bu aşamadan sonra, yani internet ekosisteminin yapay zeka üretimi içeriklerle dolmasıyla başlıyor.
İnternetteki içerik kirliliği yaratıcılığı öldürüyor
Yapay zeka tarafından seri üretimle çoğaltılan bu benzer hikayeler internet ortamına yayıldıkça, yeni nesil dil modellerinin eğitim verilerine dahil oluyor. Sonuç olarak yeni modeller, insanların yazdığı özgün metinler yerine yine yapay zekanın kendi ürettiği kısıtlı ve tekerrür eden verilerden beslenmeye başlıyor. Kendi ürettiği içeriklerin döngüsüne hapsolan yapay zeka, bir süre sonra sürekli aynı kalıpları, aynı karakter isimlerini ve benzer olay örgülerini tekrarlayan bir mekanizmaya dönüşüyor. Bu durum, yapay zekanın yeterince çeşitli ve ham insan verisiyle beslenmediği takdirde kendi yaratıcılık sınırlarını hızla tüketeceğini açıkça ortaya koyuyor.