İstanbul
Parçalı bulutlu
3°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
43,4985 %0.06
51,3140 %0.03
6.863,80 % 5,54
78.212,10 %0.646
Ara
Muhalif. BİLİM - TEKNOLOJİ Dünyanın ilk bilgisayar programcısı Ada Lovelace: Bilgisayar daha icat edilmeden kod yazdı

Dünyanın ilk bilgisayar programcısı Ada Lovelace: Bilgisayar daha icat edilmeden kod yazdı

Bilgisayarlar henüz icat edilmemişken, 19. yüzyılda yaşayan Ada Lovelace bir makinenin yalnızca hesap yapmayacağını, komutlarla yönlendirilebileceğini öngördü. Lovelace’in 1843’te kaleme aldığı notlar, bugün kullandığımız bilgisayarların temelini oluşturdu.

Okunma Süresi: 3 dk

1815 yılının Aralık ayında ünlü şair Lord Byron’ın kızı olarak dünyaya gelen Augusta Ada Byron, daha doğduğu gün sıra dışı bir kaderle karşılaştı. Byron, kızını gördükten kısa süre sonra evi terk etti ve İngiltere’yi tamamen bıraktı. Ancak bu hüzünlü aile hikâyesi, ileride insanlık tarihini değiştirecek bir yolculuğun başlangıcıydı.

Ada’nın annesi Lady Anne Isabella Milbanke, kızının babası gibi “hayalperest” olmaması için onu matematik ve mantıkla yetiştirdi. O dönemde kadınlar için alışılmadık olan bu eğitim, Ada’yı dönemin en önemli bilim insanlarıyla buluşturdu. Mary Somerville ve Augustus De Morgan gibi isimlerden ders alan Ada, matematik ile hayal gücünü birleştirmeyi başardı.

Charles Babbage ile karşılaşma her şeyi değiştirdi

Ada Lovelace, henüz 17 yaşındayken matematikçi Charles Babbage ile tanıştı. Babbage’ın geliştirdiği Difference Engine adlı mekanik hesap makinesi, Ada’nın zihninde bambaşka bir kapı araladı. Babbage’ın daha sonra tasarladığı Analytical Engine, yani programlanabilir bir makine fikrini en iyi anlayan kişi Ada oldu.

Babbage makinesini hiçbir zaman tamamlayamadı, ancak Ada bu hayalin ne anlama geldiğini görmüştü: Komutlarla çalışan, genel amaçlı bir makine.

Bir çeviriden çok daha fazlası

1842 yılında İtalyan matematikçi Luigi Menabrea’nın Analitik Motor üzerine yazdığı makaleyi İngilizceye çeviren Ada Lovelace, metne kendi notlarını ekledi. Bu notlar, makalenin kendisinden bile uzundu.

Özellikle “Not G”, tarihe geçti. Bu bölümde Ada, Analitik Motor’un Bernoulli sayılarını nasıl hesaplayacağını adım adım anlattı. Döngüler, değişkenler ve koşullu işlemler içeren bu çalışma, bugün kabul edilen anlamda dünyanın ilk bilgisayar programı oldu.

Bilgisayarların sadece hesap yapmayacağını öngördü

Ada Lovelace’i benzersiz kılan şey yalnızca bir algoritma yazması değildi. Notlarında, makinenin ileride müzik besteleri yapabileceğini, görseller üretebileceğini ve sayılar dışındaki verileri de işleyebileceğini yazdı.

1843 yılında ortaya konan bu fikir, bugün “genel amaçlı bilgisayar” olarak tanımlanan teknolojinin temelini oluşturdu. Akıllı telefonlardan yapay zekâya kadar uzanan dijital dünya, Ada’nın bu vizyonunun bir sonucu olarak görülüyor.

100 yıl unutuldu, sonra yeniden keşfedildi

Ada Lovelace, 1852 yılında henüz 36 yaşındayken hayatını kaybetti. Çalışmaları uzun yıllar boyunca görmezden gelindi. Ancak 1953’te, ölümünden tam 100 yıl sonra notları yeniden yayımlandı. İlk dijital bilgisayarları geliştiren mühendisler, Ada’nın 1843’te yazdıklarının birebir çalıştığını fark etti.

Bugün hâlâ yaşıyor

Ada Lovelace’in mirası günümüzde de sürüyor.
ABD Savunma Bakanlığı tarafından geliştirilen “Ada” programlama dili, hâlâ havacılık ve savunma sistemlerinde kullanılıyor. Her yıl Ada Lovelace Day ile bilim ve teknolojideki kadınlar anılıyor.

Uzmanlara göre Ada Lovelace’in hikâyesi, yalnızca bir “ilk kadın programcı” öyküsü değil; insan hayal gücünün ve bilimin birleştiğinde neler başarabileceğinin en güçlü kanıtlarından biri.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *