Aralıklı oruç yöntemlerinin kilo kaybında geleneksel diyetlere kıyasla daha etkili olup olmadığı uzun süredir tartışılıyor. Cochrane tarafından yayımlanan yeni analiz, bu popüler beslenme modeline ilişkin dikkat çekici bulgular ortaya koydu.
22 klinik çalışmanın verileri incelendi
İngiltere merkezli bağımsız sağlık araştırmaları kuruluşu Cochrane, aralıklı oruç uygulamalarının kilo verme üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Araştırmada, 2016 ile 2024 yılları arasında Kuzey Amerika, Avustralya, Çin, Danimarka, Almanya, Norveç ve Brezilya’da gerçekleştirilen 22 klinik çalışmanın verileri analiz edildi.
Toplam 1995 fazla kilolu veya obez yetişkinin dahil edildiği çalışmalarda, aralıklı oruç yöntemleri ile geleneksel kalori kısıtlaması içeren diyetler karşılaştırıldı.

Kilo kaybında belirgin üstünlük yok
Araştırmacılar, haftada iki gün oruç tutmayı temel alan 5:2 diyeti ve zaman kısıtlamalı beslenme gibi aralıklı oruç modellerini uygulayan bireylerin, geleneksel diyet uygulayanlarla benzer düzeyde kilo kaybettiğini tespit etti.
Analiz sonuçlarına göre, aralıklı oruç ile geleneksel diyetler arasında kilo kaybı oranı açısından anlamlı bir fark bulunmadı. Ayrıca gözlenen kilo kaybının, doktorlar tarafından klinik açıdan anlamlı kabul edilen yüzde 5’lik eşiğin altında kaldığı belirtildi.
Yaşam kalitesi açısından da fark görülmedi
Çalışmada, aralıklı orucun yaşam kalitesini diğer diyetlere kıyasla belirgin biçimde artırdığına dair güçlü kanıta ulaşılamadığı vurgulandı. Araştırmacılar, bu yöntemin bazı bireyler için sürdürülebilir olabileceğini ancak mevcut bilimsel verilerin açık bir üstünlük göstermediğini ifade etti.
Uzun vadeli etkiler belirsiz
Analize dahil edilen çalışmaların büyük bölümünün 12 aya kadar olan sonuçları kapsadığına dikkat çekildi. Bu nedenle aralıklı oruç uygulamalarının uzun vadeli etkilerinin henüz netleşmediği kaydedildi.
Çalışmanın başyazarı Dr. Luis Garegnani, aralıklı orucun mucizevi bir çözüm olmadığını ancak kilo yönetimi için seçeneklerden biri olabileceğini belirterek, “Açıkça daha iyi görünmüyor ancak daha kötü de değil” değerlendirmesinde bulundu.
Araştırma, Cochrane Library platformunda yayımlandı.