İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) tarafından paylaşılan 11 Nisan 2026 tarihli verilere göre, kente su sağlayan barajlardaki doluluk oranı yüzde 70,05 olarak kayıtlara geçti. Yağışlar yüzleri güldürse de geçmiş yılların istatistikleri mevcut tablonun riskli olduğunu gösteriyor. İstanbul'da baraj dolulukları 2024 yılında yüzde 81,62, 2025 yılında ise yüzde 82,01 seviyelerindeydi. Bu veriler ışığında, kentin su rezervleri geçen yıla oranla yaklaşık 11 puanlık bir kayıpla seyrediyor.
Baraj bazlı ölçümlerde Ömerli (%92,37), Elmalı (%92,54) ve Darlık (%86,11) en yüksek oranlara sahip havzalar olurken; Sazlıdere (%45,36) ve Terkos (%56,12) gibi kritik noktalar daha düşük seviyelerde kaldı.
İstanbul'un Su İhtiyacı Depolama Kapasitesini Aşıyor
İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Meriç Albay, megakentin su yönetimine dair çarpıcı bir gerçeğe dikkat çekti. İstanbul'daki baraj ve göletlerin toplam biriktirme hacmi 868 milyon metreküp seviyesindeyken, kentin yıllık su ihtiyacı yaklaşık 1,5 milyar metreküpe ulaşmış durumda.
Prof. Dr. Albay, "Barajların tamamı dolu olsa bile kentin ihtiyacını karşılamaya yetmiyor. İstanbul, Trakya ve Melen Çayı'ndan yapılan taşımalarla su sorununu çözmeye çalışıyor. Dolayısıyla her zaman kar ve yağmur yağışına bağımlıyız" ifadelerini kullanarak, suyun verimli kullanılmasının bir tercih değil zorunluluk olduğunu vurguladı.
Temel Tehditler: Nüfus Artışı, Betonlaşma ve Kayıp-Kaçak
Kentin su güvenliğini tehdit eden unsurların başında aşırı nüfus artışı ve kontrolsüz betonlaşma geliyor. Prof. Dr. Albay'a göre 1950'lerde Avrupa'nın 14. büyük şehri olan İstanbul, bugün zirveye yerleşmiş durumda ve bu nüfusu besleyecek yerel su kaynağı bulunmuyor.
Bunun yanı sıra Türkiye genelindeki yüksek kayıp-kaçak oranları da su krizini derinleştiriyor. Barajdan çıkan suyun tüketiciye ulaşmadan yolda kaybolduğunu belirten uzmanlar, içme suyu hatlarındaki bu sızıntıların acilen minimize edilmesi gerektiğini savunuyor.
Çözüm Önerileri: Yağmur Suyu Hasadı ve Arıtma Teknolojileri
Gelecek projeksiyonlarında kar kalınlığının 25 santimetre kadar düştüğüne işaret eden uzmanlar, iki yıl üst üste yaşanabilecek bir kuraklığın yıkıcı sonuçları olabileceği konusunda hemfikir. Bu kapsamda şu önlemlerin hayata geçirilmesi kritik önem taşıyor:
Yağmur Suyu Hasadı: Özellikle yeni yapılan sitelerde yağmur suyunun depolanarak bahçe sulaması ve endüstriyel amaçlarla kullanılması.
Geri Kazanım: Atık suların ağır metallerden arındırılarak tarım ve sanayide yeniden kullanıma sokulması.
Tasarruf Bilinci: İlkokul seviyesinden itibaren su kültürünün ve verimli kullanım alışkanlıklarının kazandırılması.
Deniz Suyu Arıtımı: Bir alternatif olsa da Marmara Denizi'ndeki kirlilik ve yüksek maliyetler nedeniyle bu yöntemin en son seçenek olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.