Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, NTV ekranlarında dış politika gündemindeki sıcak başlıkları ele aldı. Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarının ardından Mekke İttifakı'nın devreye girip girmeyeceğine ilişkin soruyu yanıtlayan Bakan Fidan, Türkiye'nin müttefiklik taahhütlerine bağlı olduğunu belirterek Suudi Arabistan'ın toprak bütünlüğüne ve egemenliğine dönük ciddi saldırılar gözlemlediklerini ifade etti. Fidan, anlaşma çerçevesinde tam bir dayanışma sergilendiğini ve müttefik ülkenin özellikle teknik sahadaki askeri gereksinimlerinin karşılanmasında bir sorun yaşanmayacağını kaydetti.
"İsrail sadece bölgeye değil dünyaya tehdit"
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Türkiye karşıtı açıklamalarını değerlendiren Fidan, Netanyahu'nun içerideki siyasi pozisyonunu tahkim etmek ve kendini vazgeçilmez kılmak adına bu tür arayışlara girdiğini, Türkiye düşmanlığının da bu yaklaşımın bir sonucu olduğunu söyledi. Bu söylemleri hafife almadıklarını vurgulayan Bakan Fidan, İsrail yönetiminin barış, saygı ve iş birliğine dayalı bir dış politikayı benimsememesi durumunda uluslararası alanda derin bir yalnızlığa sürükleneceğini ve bu faturayı tüm bölgeyle birlikte ödeyeceğini dile getirdi. Türkiye'nin stratejik adımlarını bölgesel ortaklarıyla eş güdüm içinde attığını hatırlatan Fidan, Netanyahu politikalarının yalnızca Orta Doğu için değil, tüm dünya için küresel bir tehdit teşkil ettiğinin altını çizdi.
Mekke İttifakı'nda karargah aşamasına geçiliyor
Mekke İttifakı'nın kuruluş sürecinde önemli bir mesafenin katedildiğini aktaran Dışişleri Bakanı Fidan, Mekke'ye ve petrol altyapılarına yönelik saldırıları kınadıklarını yineledi. İttifakın kurumsal yapısının güçlendirilmesi için çalışmaların sürdüğünü belirten Fidan, gelinen noktada personel görevlendirmesi ve karargahın teşkil edilmesi safhasına geçildiğini açıkladı. Yapının bölge ülkelerine açık olduğunu kaydeden Bakan, kurumsallaşma adımlarının tamamlanmasının ardından yeni müttefiklerin katılımına dönük müzakerelerin başlayacağını bildirdi.
Suriye, Babülmendep ve İran-ABD temasları
Bölgesel kriz alanlarına da değinen Fidan, Suriye'de SDG'nin feshi ve entegrasyon sürecinde taraflar arasında sürecin kontrollü bir seyirde ilerletilmesi yönünde bir niyet görüldüğünü aktardı. Babülmendep Boğazı'ndaki krizin aşılması adına yürütülen çok sayıda diplomatik girişimin somut çıktılara dönüşmesi gerektiğini belirten Dışişleri Bakanı, İran ile ABD arasında varılan mutabakata ilişkin ise tarafların mevcut süreci kendi lehlerine farklı biçimlerde yorumlamaya başladıklarını kaydetti.
"Terörsüz Türkiye için tamamlayıcı bir nokta"
Yürüttüğü temaslarda "Terörsüz Türkiye" hedefinin geniş bir yankı bulduğunu aktaran Fidan, çeşitli sivil toplum kuruluşlarıyla bir araya geldiklerini ifade etti. Ne Suriye'nin ne de Irak'ın artık silahlı grupların serbestçe hareket etmesine izin vermediğini vurgulayan Bakan, bu durumun Terörsüz Türkiye süreci açısından tamamlayıcı bir zemin oluşturduğunu belirterek örgütün bu fırsatı değerlendirmesi temennisinde bulundu.
Ege ve Karadeniz'deki dengeler
Yunanistan'ın Ege Denizi'ndeki tutumunu değerlendiren Fidan, komşu ülkedeki seçim atmosferinin retoriğe yansıdığını ancak Türkiye'nin resmi tasarruflara odaklandığını belirtti. Türk Silahlı Kuvvetleri ile Sahil Güvenlik unsurlarının teyakkuzda olduğunu hatırlatan Bakan, maceracı ve provokatif adımlara karşı Türkiye Cumhuriyeti'nin kudretinin bilindiğini, kıta sahanlığı ve gayri askeri statüdeki adaların silahlandırılması konusundaki hassasiyetin ısrarlı girişimlerle sürdürüleceğini ifade etti. Karadeniz'deki savaşa ilişkin de konuşan Fidan, tahılın Karadeniz üzerinden güvenli sevkiyatını önceleyen bir teklifi her iki tarafa ilettiklerini ve yanıt beklediklerini aktararak, tahılın tarafların ortak ekonomik çıkarı olduğuna dikkat çekti.