Cartier, İstanbul'un büyüleyici adası Büyükada'da dünyaca konuşulan bir etkinliğe imza attı
Dünyaca ünlü Fransız mücevher markası Cartier, “Into the Wild” deneyimini İstanbul'un simge noktalarından Büyükada'ya taşıdı. 26-28 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirilen özel etkinlik, adanın tarihi atmosferini Cartier'nin yüksek mücevher dünyasıyla buluşturdu.
Etkinliğin merkezinde Büyükada'nın tarihi Princes' Palace Resort oteli yer aldı. İstanbul'un Prens Adaları'ndan Büyükada, üç gün boyunca Cartier'nin işçilik, yaratıcılık ve doğadan aldığı ilhamın dünyaya anlatıldığı özel bir deneyime ev sahipliği yaptı.
Uluslararası basın mensupları, influencerlar, oyuncular, film yapımcıları ve kültür dünyasından önemli isimlerin katıldığı organizasyon, Türkiye'nin yanı sıra Orta Doğu ve Hindistan'dan gelen konukları İstanbul'da bir araya getirdi.
Yüksek mücevherler tarihi otelde sergilendi
Cartier'nin yüksek mücevher koleksiyonundan özel parçalar, Princes' Palace Resort içerisinde konuklar için hazırlanan özel rotada sergilendi. Canlı modeller üzerinde incelenen mücevherler, markanın doğadan ve özellikle hayvanlar aleminden aldığı ilhamı gözler önüne serdi.
Deneyimin önemli duraklarından biri ise tarihi Princes' Saray Konağı oldu. Burada mozaik, kâğıt, ebru, cam ve saman kakmacılığı gibi farklı zanaatların öne çıktığı çalışmalar, Cartier'nin yaratıcı dünyasıyla buluşturuldu.
Cartier'nin vahşi doğası Büyükada'ya taşındı
“Into the Wild” deneyiminin ana temasını Cartier'nin bir asırdan uzun süredir mücevher tasarımlarına taşıdığı hayvan figürleri oluşturdu. Açık hava galerilerinde Panthère, kaplan, timsah, zebra ve aşk kuşları gibi Cartier evreninin ikonik figürleri farklı tasarım ve zanaat teknikleriyle ziyaretçilere sunuldu.
Markanın en tanınabilir sembollerinden biri olan Panthère ise deneyimin merkezindeki yerini korudu. İlk kez 1914 yılında Cartier'nin dünyasında ortaya çıkan panter figürü; özgürlük, güç ve zarafetin sembolü olarak farklı mücevher tasarımlarında yeniden yorumlandı.
Kaplan, timsah, kuşlar ve zebra da Cartier'nin doğadan ilham alan tasarım anlayışının farklı yönlerini ortaya çıkardı. Mücevherlerde kullanılan değerli taşlar ve heykelsi teknikler, hayvan figürlerine özgün karakterler kazandırdı.
Uluslararası isimler Büyükada'da buluştu
Cartier'nin Büyükada'daki etkinliği, Türkiye ve bölgeden çok sayıda tanınmış ismi ağırladı. Davetliler arasında Barış Arduç, Tuba Büyüküstün, Razane Jammal, Nadine Labaki, Raya Abirached, Ahmed Malek, Suhana Khan ve Ishaan Khatter gibi isimler yer aldı.
Etkinliğe ayrıca Yousra, Anas Bukhash, Fady El-Sayed, Saba Mübarek, Bader Kabbani, Enjy Kiwan ve Büşra Develi de katıldı.
Büyükada, Cartier'nin küresel sahnesine dönüştü
Cartier'nin Büyükada'da gerçekleştirdiği “Into the Wild” deneyimi, yalnızca bir mücevher sergisi olmanın ötesine geçti. Tarihi mekânlar, zanaat çalışmaları, açık hava enstalasyonları ve yüksek mücevherler aynı hikâyenin parçaları haline getirildi.
Cartier mücevherleri kırmızı halı etkisi yarattı
Etkinliğin görsel dünyasında Cartier'nin yüksek mücevherleri de önemli bir rol oynadı. Mısırlı oyuncu ve model Tara Emad, beyaz altın, zümrüt, oniks ve elmaslarla hazırlanan Panthère de Cartier tasarımlarıyla dikkat çekti.
Oscar adayı “Capernaum” filminin yönetmeni ve oyuncusu Nadine Labaki, pembe altın, oniks, zümrüt ve elmaslarla hazırlanan Panthère de Cartier küpeleri tercih etti.
Saba Mübarek, garnet, oniks ve pırlantalarla detaylandırılan sarı altın Panthère de Cartier küpeleriyle etkinliğe katılırken, Enjy Kiwan pembe altın ve pırlantalarla hazırlanan Clash de Cartier tasarımlarıyla öne çıktı.
Böylece İstanbul'un Büyükada'sı, üç gün boyunca dünyanın önde gelen moda ve kültür çevrelerinin dikkatini çeken uluslararası bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Cartier'nin Orta Doğu'daki kültürel etkinlik serisinin yeni durağı olan organizasyon, markanın mirasını İstanbul'un tarihi atmosferiyle buluşturarak Büyükada'yı küresel bir sahneye taşıdı.