Hazine ve Maliye Bakanlığı, yatırım, istihdam ve ihracat odaklı büyüme stratejisi doğrultusunda reel sektöre yönelik finansman kanallarını genişletme kararı aldı. Küresel konjonktür ve bölgesel risklerin ekonomik aktivite üzerindeki olası baskılarını en aza indirmeyi hedefleyen Bakanlık, Hazine Destekli Kefalet Sistemi kapsamında 120 milyar liralık ilave kredi hacmini ekonomiye kazandırıyor. Bu stratejik adım, özellikle yoğun talep nedeniyle limitleri dolan İhracatı Geliştirme AŞ (İGE) ve Katılım Finans Kefalet AŞ (KFK) paketlerinin güncellenmesini de içeriyor.
Turizm sektörü için 60 milyar liralık koruma kalkanı
Türkiye'nin en önemli döviz kaynağı olan turizm sektörü, bölgedeki jeopolitik gerilimlerin dolaylı etkilerinden korunacak. Bu kapsamda hazırlanan "Turizm Destek Paketi" ile işletmelerin operasyonel verimliliğini sürdürebilmesi için 60 milyar liralık kredi imkanı tanımlandı. Söz konusu kaynakla, bölgesel dalgalanmaların sektör üzerindeki baskısının önceden göğüslenmesi ve tesislerin finansal dayanıklılığının artırılması amaçlanıyor.
İhracatçılara 42 milyar liralık ilave finansman
İhracatta sürdürülebilirliği sağlamak amacıyla "İhracatta Atılım Destek Paketi" devreye alınıyor. Bu paket çerçevesinde ihracatçılar için İGE üzerinden 30 milyar lira, KFK üzerinden ise 12 milyar lira olmak üzere toplamda 42 milyar liralık kredi imkanı belirlendi. Ayrıca, KFK aracılığıyla yürütülen mevcut desteklere 18 milyar liralık ek limit tanımlanarak, işletmelerin artan maliyetler karşısında ihtiyaç duyduğu işletme sermayesine hızlı erişimi öngörülüyor.
Bakan Şimşek: Hedef odaklı ve seçici kredi politikası
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, yeni paketlerin dezenflasyon süreci ve seçici kredi politikasıyla tam bir eşgüdüm içinde tasarlandığını vurguladı. İlave hacmin doğrudan üretimi ve döviz kazandırıcı faaliyetleri destekleyeceğini belirten Şimşek, jeopolitik gelişmeler nedeniyle dış dengede oluşabilecek bozulmaları sınırlamak adına hizmet ihracatının lokomotifi olan turizme büyük önem verdiklerini ifade etti. Şimşek, bu adımlarla makroekonomik istikrardan taviz vermeden sürdürülebilir büyümenin güvence altına alındığının altını çizdi.